banner17

Post sahibi adam 'canım çekyat' der mi?

Mustafa Nezihi, sese yürüyorum abiciğim diyen Aykut Ertuğrul'la mini bir söyleşi yapmaya çalıştı.

Post sahibi adam 'canım çekyat' der mi?

Sese yürüyorum abiciğim diyen Aykut Ertuğrul'la mini bir söyleşi yapmaya çalıştık. Fakat Anadolu Market'ten alışveriş yapan öykücümüz, düşmanın ağzının yerini bilmenin önemini de anlattığı için sınırları aşmış bulunduk. Ayrıca kendileri Post sahibi olduklarından eyvallah deyip sorulara verdiği güzel cevapları sorgulamadan yayınlıyoruz. Buyrun...

Sevgili Aykut, selam olsun sen müslüman öykücüye.. Bu mini söyleşide ilk sorum şu: Öykücü nasıl bir düzen-bâzdır? Düzen mi kurar, düzen mi bozar?

Ve aleykümselam. Abi istediğimiz sorudan başlayabiliyor muyuz?

Cafcaf'ta ve Hacamat'ta karşımıza çıkan tebessüm ettirici, güldürücü anlatıcı özelliğini diğer öykülerinde nasıl bastırabiliyorsun?

Sır o. Söylersem seni öldürmek zorunda kalırım. Şaka bir yana; ben bir şey yazmadan önce sesi duymaya çalışıyorum. Gaibden bir ses değil, yok daha o kadar uçmadım da... Anlatıcının sesini kavramaya çalışıyorum. Sesi bir kere bulduktan sonra da artık o sesin diyeceği şeyler var, diyemeyeceği şeyler, göreceği şeyler, göremeyeceği şeyler... Sese yürüyorum anlayacağın.

Mizahi yazılarında kullandığın ölçüyü mahalle bakkalından mı aldın, gökten üç elma düştüğünde mi edindin, yoksa seyrü sefer halindeyken içine mi doğdu?

Bizim bakkalın adı Anadolu Market. Vallahi bak. Müthiş değil mi? Her şeyi oradan almaya çalışıyorum. Alırken iyi hissediyorum. Oradan alışveriş edince hem küçük esnaf hem de Anadolu kazanıyor gibi geliyor bana. Ama “ölçü” satmıyorlar, böyle bir ölçü var mı, varsa bile ben bu ölçüyü tutturabiliyor muyum inan hiç bilmiyorum. Nasıl böyle oldum bilmiyorum.

Dört başı mamur dört replik alabilir miyiz senden?

Ben hafızası pek iyi biri sayılmam; şimdi google’a girsem bulurum ama o da ayıp olur. Ah bir dakika; Cüneyt Arkın, Kılıçarslan rolünü oynadığı bir filmde kör oluyordu. Hani oğlunun yerine kendisi geçip gözlerini feda ediyordu, bildiniz mi? Filmin sonunda kaçan kefereye ok atmadan önce şöyle diyordu Cüneyt Baba: “Bağırmayacaktın Anton! Artık ağzının yerini biliyorum!” Sonra tam isabet tabi. Dört dörtlük. Düşmanını bileceksin, özellikle onun ağzının yerini bileceksin abi. Sabaha kadar konuşuruz bunu aslında. Bir de çok bilinen “V for Vendetta” filminin yine çok bilinen repliği: “Beni öldürebilirsin ama fikirlerimi... Çünkü fikirlere kurşun işlemez!” Öyle miydi ya? Tabi “bedenimi alabilirsin ama ruhumu asla”yı unutmayalım. Biz ters köşe olduk bu filmler yüzünden, hep önce beden gider ruh korunabilir sandık. Bedeni korumaya odaklandık, misak-ı milli, dört tarafımız düşmanlarla çevrili falan. O ara bizim ruh gitti, kuru bedenle kaldık orta yerde, şimdi bu ruhsuz bedenlerle ne yapacağımızı bilemiyoruz. Önce ruhu korumalıymışız, bilemedik. Vallahi ne alaka diyeceksin ama benim aklıma bir de Bruce Lee’nin “ve ejderha kuyruğunu kaldırdı” repliği çok gelir. Olup olmadık yerde tekrar ederim. Mesela bir öyküye çalışıyorum geceleyin: gece, iç mekan, her yer ıssız, az sonra imsak girecek, dışarıdan kedi çığlıkları (onlar miyavlama, mırlama olamaz) geliyor, in cin uykuda bir ben uyanığım. Öyküme son noktayı koymuşum. Güzel de olmuş kerata. Önce şöyle bir gerinirim, sonra yavaşça başımı salondaki çekyata doğru çevirip konuşurum: “Ve ejderha kuyruğunu kaldırdı” (Zarifoğlu’ndan “ve çocuğun uyanışı böyle başladı” da olur.)

Farkında değiliz ama dört olmuş.

Beş Adımda Aykut Ertuğrul'u özetlemek mümkün mü? İstesem bunu...

Bana bir adım atana ben beş adım atarım abi. Atarım yani. Ben böyleyim; Yılmaz Morgül edasıyla tekrar: Ben böyleyim.

Öykücülerin bunca postmodern labirentlerde kaybolmalarının sebebi evin ve kalbin yolunu kaybederek trafik işaret ve işaretçilerine uymamaları, tarla sürememeleri ve Muhammed Ali Clay'i tanımamaları olabilir mi?

Gençliğin imanını sorularla çaldılar bence.

Bir çırpıda kimleri bir arada öğütmek bünyeye zarar vermez?

Elif Miktarı (mıydı neydi o?), Elif de bana yeter (miydi yoksa), yok “Bana Elif De” değildi de (dergide en sevdiğim köşelerden biri o), hah Elif Gibi Sevmek, Allah De Ötesini Bırak varyasyonları, Kahraman Tazeoğlu falan hepsini bir çırpıda öğütüp hiç zarar görmeyebiliriz. Hem hazmı kolay hem de sıfır kalori.

Ama ciddi bi’şeyler okuyum dersek hem hazmetmesi zor, hem zarar verir; hem bol kalorilidir. Hazmı zor olduğu için kalori yakmak zorunda kalırız, yanmayanlar da kas olur zaten. (İnşallah soruyu doğru anlamışımdır, bir sürü de atar yaptık)

Kanlı canlı bir varlık olan insan, köşeye sıkıştığında hangi hayvanların tepkileriyle örtüşen tepkiler ortaya koyar?

İnsandan insana şükür ki fark var”.

Diyelim ki bir karanlık güç elinden kalemini ve klavyeni aldı. Ne yaparsın?

Gider yenisini alırım abi. Hiç muhatap olmam. Öbür tarafta da ben onun klavyesini kalemini alacağım sonuçta. Şimdi ben bunu taksam kafaya, karanlığa küfretsem sonra ordan biri çıkıp –ille çıkar- “küfredeceğine bir mum da sen yak” dese, sonra ben mumu yaksam, ordan başka biri çıksa –kesin çıkar-, “karanlık aslında ışığın yokluğudur, ışığı aldın yürü” dese, sonra ben bunu ciddiye alıp –ille alırım- yürüsem karanlığın üstüne, sonra bu karanlığın hakkaten gücü olsa yani karanlık bir güçse gerçekten, bu sefer arkamı döndüğümde bu bana nasihat verenler yanımda duracak mı? Yok. Ben çayda çıra oynarken onlar gidip başkalarına gaz vermeye devam edecek. Hiç gerek yok.

İsmi Post-Öykü olan bir dergi çıkarıyorsunuz. 9 liraya satılan Post-Öykü'yü ne zaman 10 lira yapacaksınız?

Birinci soruya cevabım şu: Sezai Karakoç, önce bozar sonra yeniden kurar diyor Edebiyat Yazıları’nda yanlış hatırlamıyorsam. Ama ne kuruyorsa meşrebince kurar.

Ve ejderha kuyruğunu kaldırdı”

canım çekyat.

 

Mustafa Nezihi, şiir festivalinde kahramanla yanyanaydı

Güncelleme Tarihi: 13 Nisan 2015, 16:31
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner20