banner17

Her 'hayır'da bir şer vardır!

'Her 'hayır'da şer vardır' diyen takunyalılara ayak direyerek hayır netekim hayır!

Her 'hayır'da bir şer vardır!

İki gözüm okurlarım,

Yurdumuz acımasızca karanlığa gömülüyor. Gericiliğin ayak sesleri yatak odalarımıza dayandı. Nicedir usumuzun anlamlandırmakta bile sakıngan durduğu özbilinç tutulmalarına uğruyoruz. Neden özeleştirmeyelim; karanlığın ayırdına vardıramadık halkımızı. Din ile köreltilen yurttaşlara yenildik ey halkım, unutma bizi.Edimsel koşullanalım

Tanımsız duygulanımlarımı aydın düş gücümün itici gücüne yoldaş kılarak kuşluk ılgıtında evden çıktım. Bitimsiz uzamsallığıyla üce üstte gök baba, yağız yerde doğa ana ilkyazın olanca varsıllığıyla göz ettiler kocamış gözlerime. Yalana borcum ne; kösnüdüm. Doğa günışığını o denli serpiyordu ki Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nde geçen aydınlık öğrencilik dönemlerim dizi dizi kesitler halinde usuma saldırdı. Kösnül ilk gençlik kızgını, ilkyazın erinciyle kaynaşmaya dursun, enstitünün yanında yöresinde esrik esrik dolaşır, büyük Türk ozanı Hayyam’ın baştan çıkarıcı, dinsel geleneği yok sayan, özgür yaşam felsefesini tüm geri anlayışların üzerine çıkaran dörtlükleriyle coşardık. Otların, ağaçların, çiçeklerin doğa ana emriyle anlamlı çabası da eylemlerimizin katığı olurdu kuşkusuz. Toprağı bol olsun, bizim Cahit’in (Külebi), sanırım bizim aydınlık kuşağımızı aktarmadaki başarısıyla ünlenmiş olan ‘İçi Sevda Dolu Yolculuk’ adındaki anıtsal yapıtı geldi usuma.

Ah Gazi Paşa hazretleri ah

Kurt kocayınca köpeklerin maskarası olurmuş. Kendimle birlikte kuşağım da kocadı. İlkyazın sonu yok sandığımız aydınlığı yerini kopkoyu bir Ortaçağ karanlığına bıraka bıraka tükenmeye durdu. Ne ki bütünüyle umutsuz saymıyorum kendimi. Bir yeni-kalkışma ile ikinci kez ulusal kurtuluş savaşımı verebilecek gücümüzün damarlarımızdaki üstün soylu kanda var olduğu kesindir. Bu umut kıvılcımına gülüp geçebilecek arkadaşlarım için yineleyeyim: İleri sürdüğüm savın, ‘Gençliğe Sesleniş’ konuşmasında yeri var! O ne diyorsa o! Ne denli yerinsek az; ah Gazi Paşa hazretleri sağ olacaktı ki!

Edimsel koşullanalımBir gözüm de asıl aydınlıktadır. Mao’dan Che’ye, Castro’ya değin, 20. yüzyıldaki ulusal kurtuluş savaşım önderlerine en lekesiz bir örneklik oluşturan babanız Atatürk’ten sonra köy enstitüleriyle süregiden aydınlanma devrimi, bugün yerini kesintisizce saldıran bir karanlığa bıraktı umarsızca. Çağrışımlar saldırıyor gene. İşte bizim Fazıl’ın (Say), kemalist öğretinin temel değerleri konusunda o yüreklice, o hesaplaşmacı, o ödünsüz çıkışı geldi usuma şimdi. Doğrusu koyup gidivermeyi de bilmeli bıçağın kemiğe dayandığı son kertede.

Kösnül eğilimlerin istencine köle oladursunlar

Ben böyle ellerimden kayan aydınlık günlerimi anarak yürürken camiden çıkmış olan çember sakallılar içinde Hacı Mustafa bana kıs kıs gülerek o eskimiş kelimelerle, “her ‘hayır’da şer vardır azizim, gönlünü ferah tut” demesin mi? Cami cemaatinin kahkahalarını bastıran yanıtım hiç gecikmedi kuşkusuz: “Boşuna kıvanmayın! Türkiye İran olmayacak; kara şalvarlarınızı, kara çarşaflarınızı başınıza dolayacağız!” Böyle dedim demesine ama Hacı Mustafa’nın okullarda dirsek çürütüp öğretmen olan oğlunu bizim içkievi sayrısı oğlanla karşılaştırıp acı acı gülümsemedim değil hani işin doğrusu…

Bizi yenilgiye götüren acı-gülünç gerçek şu: Bizim çocuklar kösnül eğilimlerin istencine kul-köle oladursunlar, cumhuriyetin ulusal eğitim yaklaşımıyla açtığı aydınlık okullarda da kapkara ruhlu cemaatçiler okuyup ülkeyi bu duruma evirdiler! Yalan mı?

 

Ömer Faruk Kaptan makaraya aldı

Güncelleme Tarihi: 05 Eylül 2010, 16:50
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
sumeyye
sumeyye - 8 yıl Önce

ne mutlu tehlikenin farkında olana! :)

banner8

banner19

banner20