banner17

Emre Bilgiç umreye turistik amaçlı mı gitti?

Cafcaf çizeri Emre Bilgiç’e garip garip sorular sorduk. Ciddi şeyler de sorduk, şakacı şeyler de.. Kırmadı, sorularımızı cevapladı.

Emre Bilgiç umreye turistik amaçlı mı gitti?

 

Cafcaf çizeri Emre Bilgiç’e garip garip sorular sorduk. Ciddi şeyler de sorduk, şakacı şeyler de.. Kırmadı, sorularımızı cevapladı.

Cafcaf'ta çizmeye başlayalı ne kadar oldu?

3 seneyi doldurdum yakın zamanda.

İlk acemi işiniz ne zaman yayınlanmıştı, hatırlıyor musunuz?

Haziran 2009'da iki adet çizimim Cafcaf’ın amatör sayfasında çıkmıştı. Yanında Yusuf Kot'un yorumları da vardı.

Cafcaf size neler kattı? Emre Bilgiç

Başlangıç olarak, karikatür çizmeyi öğretti. Cafcaf’a başladığım zaman olmuş bir çizer değildim, fazlasıyla amatördüm. Ama yetenekli bir ekibin arasında yer almış oldum bir kere; Yusuf Kot, Yasir Buğra Eryılmaz, Volkan Akmeşe... Her birinden çok şey öğrendim. Çok yol aldım, hâlâ da alıyorum. Onlardan öğrenmeye devam ediyorum.

Biraz klişe olacak ama, Müslümanca kaygıları güden bir mizahın olabileceğini gördüm Cafcaf'ta. Bu olay ufkumu açtı denebilir. Çocukluğumdan beri mizah dergilerini severek okudum; malumdur, belirli bir ekolün tekelindeydi bu iş. Belirli bir ahlak üzerine inşa edilmişti. "Bu iş ancak böyle yapılıyor demek ki" diye düşünürdüm hep. İlk hocam o dergilerdi. Cafcaf'a dâhil olduğumda kendime benimseyebileceğim bir okul bulmuş gibi oldum.

Bir de “Asım Abi faktörü” var tabii... Size iş veren patronunuzu nasıl telefonun öbür ucunda ekersiniz, işi erteleyip erteleyip nasıl patronla köşe kapmaca oynarsınız… Bunlar önemli bilgiler. Hayatta çokça lazım olacak tecrübeler. Sayesinde pratiğini çokça yaptım. Teşekkürler Asım Abi. Allah senden razı olsun Asım Abi. Canımsın, ciğerimsin Asım Abi. Eşsiz birisin Asım Abi. Tamam, sustum, kısa kestim Asım Abi.

Cafcaf dışında neler yapar Emre Bilgiç?

Çok bir şey yok açıkçası, zamanımın çoğu okulda debelenmekle geçiyor. Bilkent'te bilgisayar mühendisliği okuyorum. Kalan zamanda da ara ara halı sahaya gidilir yahut basketbol oynanır. Hâlâ zamanım kalıyorsa (muhtemelen bazı önemli işleri yapmayıp erteliyorumdur) o zamanı da arkadaşlarımla sohbet ederek falan yiyorum. (Bak görüyor musun, hiç facebook - twitter falan demiyor eşşek. Sahtekâr.)

Ankara'nın nesini sever, nesini sevmez Emre Bilgiç?

Aşağı yukarı hiçbir şeyini sevmiyorum. Mimarîsi, trafiği, insanları... En fenası 2003'ten beri de burada öğrencilik yapıyorum, yapıştım kaldım buraya. Fakat arkadaşlarım, dostlarım burada olduğu müddetçe hâlâ güzel bir yer.

Memleketime, Konya'ya yakın olmasını seviyorum bak. Hızlı tren de yaptı büyük usta, 2 saatte tak evimdeyim. Teşekkürler büyük usta. Sen olmasan otobüslerde çürüyecektim büyük usta. Allah senden razı olsun büyükusta… Eeh bu ne be... Amma yapmacık oldu.

Kitaplarla aranız nasıl? Kimlerin kitaplarını okumak istiyorsunuz da bir türlü vakit bulamıyorsunuz?

Hayatımdaki kitaplar çok ağır. İçerikten bahsetmiyorum. Bu üniversite ders kitaplarının her biri 5 kilo falan çekiyor. Kitaplığımın kalanında (şu anda kafamı kaldırıp bakıyorum) bir miktar karikatür albümü ve çizgi roman var. Romanlar, Rasim Özdenören kitapları, masal kitapları, İlber Ortaylı, İmam Gazalî, bir adet Kur'an, ve Aidin Salih'in Gerçek Tıp kitabı var. Ve hiçbirini okumaya zaman bulamıyorum. Bu çok acı veriyor... Bunları okumak, ardından âlimlerin eserlerini, bilhassa hadis kitaplarını okumaya başlamak istiyorum. Ders kitaplarına gelince, elimde tertemiz "Pearson Fizik 102" kitabı var, ilgilenen varsa uygun fiyata şey edebilirim. Gerçekten. Harika bir kitap. 5 kilo falan.

Sizin dergiye AKP'li diyorlar. Neden AKEPElisiniz dergicek?

Yukarıda dediğim gibi ben oyumu hızlı trene attım. CHP daha hızlısını getirsin, ona da oy atarım. (Bu, Baykal'ın "Rodos’a kadar yüzerim" demesi gibi oldu gerçi.)

Dergideki çizerleri ve yazarları bize anlatmanızı istesek, kim hakkında ne dersiniz?

Yasir Buğra Eryılmaz: Yolunda gitmeyen her iş için suçladığımız bir adamdı. Haksız yere çok suçladık, çok kral adamdı bu halbuki... Şimdilerde seyrek görünüyor dergide. Suç atacak kimsemiz kalmadı ve sıkıntı çekiyoruz. Buradan beni duyuyorsan: Lütfen geri dön ve senin tembelliğin yüzünden işler gecikiyor diyebilelim eski günlerdeki gibi...

Volkan Akmeşe: Çok güzel çizgi roman yapıyor. Kedileri de seviyor. Elli kere dergi ekibini Çengelköy’de kahvaltıya çağırdı da bir kere gidemedik. Sonra benim İstanbul’a gelme imkânım olmayan bir gün bunlar gitmişler. Aşkolsun.

Serhat Albamya: Limon prodakşın'dır. Öyle böyle değil, imreniyorum ben bu abime. Adamın 10 parmağında 10 marifet var. Evinde böyle eğlenceli oyuncaklar, enstrümanlar, biblolar, kitaplar ve sayamayacağım kadar güzel ıvır zıvırı var. Süper yav.

Hakan Öztürk: "Behey gençlik!" olsun, "debdebe ve gulgule" olsun... Kıymeti bilinememiş birçok güzel eserin sahibidir. Cafcaf okuru! Karikatürlere bakıyorsun, yazıları okumuyorsun. Bu adama ayıp ediyorsun.

Elif Büşra Doğan: Bu çocuk beni yoruyor. Yerinde bir rahat durmuyor. Asım Abi şikâyetçiyim ben bundan ya... Vır vır vır, bu ne enerjiymiş arkadaş...

Mustafa Çetinkaya: Bir mezun olsa rahatlayacak. Heyecanla bekliyoruz diplomayı.

Niyazi Çol: Cafcaf'ta öyle güzel şeyler yapıyor, Cafcaf'ta öyle güzel şeyler yapıyor ki, bir insan ancak Cafcaf'ta bu kadar güzel şeyler yapabilir. (Efsanevî birkaç blog da tutuyor.)

Gülsüm Kavuncu: Şimdi ben tam anlamadım, Gülsüm Kavuncu artık Gülsüm Eryılmaz oldu mu olmadı mı? Neyse, karıştırmayalım çok... Mutluluklar.

Ömer Faruk Dönmez: Hamza.

Faruk Günindi: nerede ya bu adam?

Yusuf Kot: Bu açlık nasıl bir şey? “Kılavuz” neden yok? Sırf şu iki soruyla adamcağızın ömrünü tükettiniz be... Üzülme Yusuf Abi, seni çizmediğin “Kılavuz”larla da seviyorum ben. Abilerin en güzelisin, hocaların en iyisisin. (Bir mendili olan var mı ya, gözüme bir şey kaçtı benim..)

Emre BilgiçDergiden bazı çizerlerle yıldızınız barışmıyormuş, gördüğünüzde yolunuzu değiştiriyormuşsunuz, kimler onlar? Geçimsizlik nasıl başladı?

Allasen Ankara’daki tek çizer benim zaten, ne görmesi, ne yol değiştirmesi? Çok yalnızım lan burda :(

Dergi yönetimi size sansür uyguluyor mu? Nasıl sansürlere maruz kalıyorsunuz?

Çok ciddi bir şey olmuyor. Genelde çizgiyi aşarsak biraz dilimiz törpüleniyor. Bir nebze iyi oluyor. Bir de tarihî meşhur papatya sansürü vardı Tırcı Balaban'ın bir bölümünde… O komikti bak… İyiydi, güzel sansürdü. Heheh...

İslam ve Mizah ilişkisi, size sorulmasından en uyuz olduğunuz soru olsa gerek. Mizahçı mısınız, Müslüman mı?

Elimden geldiğince her ikisinde de iyi olmaya çalışıyorum.

Rüyanıza giren karikatürünüz oldu mu?

Valla olmadı.

En çok ne tarz espriler çizmekten korkuyorsunuz?

Çizimi zor olanlardan korkuyorum. (Film seti, savaş alanı vs..)

Bir karikatür albümünüz olur mu? Ne zamana olur? Nasıl bir şey olur?

İnşallah bir gün o da olur. Lakin çok uzak geliyor şimdi bana böyle şeyler. Haftalık çıkan bir dergim olsun bana yeter. Asım Abi! Duyuyon mu abi!

Umreye gittiniz geçen yıl, beğendiğiniz mi oraları? Turistik amaçla mı gitmiştiniz?

Dünyanın en güzel yerine gidip de beğenmez olur muyuz? Beğendik, hayran kaldık, âşık olduk... Hasretini çekiyoruz. Allah herkese nasip etsin.

Bu sene Cafcaf yüzünden sınıfta kalacak olmuşsunuz, sonra toparlamışsınız, nasıl oldu?Emre Bilgiç

Bu sene mi? Ben son iki senedir kalıyorum zaten! Yumurta kapıya dayanınca toparladım. Üçüncü bir seneyi kaldıramazdım. Bu sene derginin çıkmasına yakın İstanbul’u aradım. "Finalim var, sınavım var, elleşmeyin bana" deyip kepenkleri indirdim. 3 senedir derslerime mal olmasına rağmen zevkle çizen biri olarak vallahi içim sızladı. Zamanında yedekte iki üç "soda varsa içeriz" biriktirmiştim. Onları verip kaçtım. Çok şükür toparladım bir miktar. Lakin okul durumum hâlâ yoğun bakımda. Bilmiyorum bir sonraki sayıyı nasıl geçiştireceğim.

Hocalardan “sen çizersin” deyip torpil geçen olmuyor mu?

Bu kozu bu seneye kadar hiç kullanmadım. Bu yıl bir dersten kalacağımı söylediler, derslere gitmediğim içinmiş. Gidebildiğim en yetkili elemana gidip, "ben çizerlik yapıyorum, mesleğim bu benim, çok zaman alıyor bik bik bik..." anlattım bir şeyler. Adam etkilenmiş gibi göründü. "Bir dilekçe yaz, icabına bakalım" dedi. Düşündüm ki "aha kurtardım galiba, çizer mizer deyince adam beni çok meşgul biri sandı acıdı." Dilekçeyi verdim ve yarım gün geçmeden red cevabı geldi. Dalga geçmiş pis herif...

Sodayı meyveli mi içersiniz, sade mi? Çayla aranız nasıl?

Sade. Çay ise kampüste bir nevi hayat kaynağımız.

Cafcaf'tan ne olursa ayrılırsınız, başınıza ne gelirse?

Ya artık çizmek istemeyecek raddeye gelirsem (o nasıl olacaksa) ya da dergi batarsa ayrılırım herhalde. Sol elim koparsa yahut parkinsona yakalanırsam da ayrılırım mecburen.

Cafcaf'tan ayrılsanız yeni bir mizah dergisi çıkartır mısınız? Özgür bağımsız bir mizah dergisi çıkarma imkânın, fırsatın olsa ekipte kimler olsun istersiniz?

Cafcaf ekibiBunun sohbeti arada açılıyor, insanlar hemen "aman Asım Abi duymasın" diyorlar. Bilmiyorlar ki muhtemelen en çok o sevinir buna! Cafcaf kadar Asım Abi’nin sağlığını tehdit eden bir şey çıkmadı henüz. Sinir krizleri geçirdi yer yer. Bağımsız bir dergiye taşınsak herhalde en çok o rahatlar.

Bu arada “fantasy draft” mı oynuyoruz bu kısımda? Heheh.. Güzelmiş. Bir takım kurayım bakalım:

Çizer ekibim: Yusuf Kot, Volkan Akmeşe, Serhat Albamya, Yasir Buğra Eryılmaz, Niyazi Çol, ben, Mustafa Çetinkaya, Delif (gerçi hâlâ çalışması lazım bu kızın), Yavuz Girgin, Furkan Özçoban…

Yazar ekibim: Hakan Öztürk, Salih Kılınç, Nazım Taşan, Cihangir Bayburtluoğlu, Ömer Faruk Dönmez, Güray Süngü…

Böyle bir şey seçerdim. Asım Abi'yi de ofisboy yapardım. Kültürlü adam, başta kabul etmez, ama herkesin bir fiyatı vardır. Di mi abi?

 

Volkan Yahşi sordu

Güncelleme Tarihi: 20 Temmuz 2012, 12:43
YORUM EKLE
banner8

banner20