banner17

Cafcaf ev okulu istiyor!

Cafcaf 50. sayısıyla raflarda yerini aldı. Derginin kapağında 12 yıl kesintili eğitim sistemine ağır bir eleştiri ve bir "ev okul" önerisi var.

Cafcaf ev okulu istiyor!

Cafcaf 50. sayısıyla raflarda yerini aldı. Derginin kapağında 4+4+4 diye adlandırılan tasarı halindeki yeni eğitim sistemine ağır bir eleştiri var. Buna karşın ise "ev okul" önerisi sunulmuş.

Böyle gelmiş böyle gider mi?

CHP zihniyetinin eseri batıcı-ezik-kapitalci komünist-faşist bir eğitim sistemi ile “ezbere” öğretmenler yetiştirip “ezbere” bir gençliği eğiten ülkemiz; ruhsuz, öz kültüründen yoksun seküler bir toplum inşa etti. Doğası olmayan bu yapmacıklık ülke insanının her geçen yıl cahilleşmesine ve mankurtlaşmasına sebep olduğu gibi bugün bu daniskalığımızı Türkî Cumhuriyetler ve Arap alemi örnek alır oldular!

Hükümetler değişse bile, Adnan Menderes’ten sonra “büyük değişim”in ikinci ismi Recep Tayyip Erdoğan olsa bile – bu değişmedi. Eğitimde “böyle gelmiş böyle gider”cilik aybı şekliyle devam ediyor.

28 Şubat sürecinde kesintisiz 8 yıl eğitim sistemine geçen Türkiye’de şimdi de zorunlu eğitimin kademeli olarak 12 yıla çıkarılmasına yönelik kanun teklifi söz konusu. Bu ister 4+4+4 olsun isterse eksisi gibi kalsın değişmeyen bir gerçek var: Çocuklar eğitim diktatoryasına kurban ediliyor.

Mankurt eğitim sistemine karşıyız

Cafcaf mizah dergisi kapağında işte tam olarak buna dikkat çekti. Ülkenin “normal”leştiğini sanırken aslında eskiye göre hala her şeyin “aynı” olduğuna işaret eden dergi çocukların devlet eliyle zorunlu cahilleştirilmesine karşı çıkıyor.

Dergi, Avrupa’da ortaçağdan beri ABD’de ise ülkenin kuruluşundan beri devam eden ve  “home school” olarak bilinen “ev okul” hakkını talep ediyor. Evde eğitimden ziyade serbest müfredatlı çoktan seçmeli bir eğitim anlayışı olan “ev okul” sistemi ruhen özgür ve yaratıcı bir gençliğin yetişmesine imkan tanıyor. Bu eğitim sisteminde kendisine, evrene, kültürüne sahip çıkabilecek ve geliştirebilecek, sınıf hiyerarşisi hipnozundan uzak, ayakları yere basan ve geleceğe umutla bakabilen bir gençlik söz konusu. Bu, şu an ülkemizde göremediğimiz bir gençlik türü.

Militer bir zihniyetle hapishane/kışla gibi inşa edilen okul binalarında ezbere aldığı diplomasıyla okul müdürü olarak atanan bir kişinin yönettiğini sandığı bir eğitim, kuruma diktatorya tarafından atanan ve tek meziyeti “diploma” olan hiç tanımadığımız, huyunu, suyunu, kültürünü, dinini, aile yapısını, zekâsını, davranışını, ahlakını tanımadığımız ve asla da 12 yılda 20 kere katılacağımız veli toplantılarıyla tanıyamayacağımız öğretmenlere çocuğumuzu neden “zorla” teslim edelim?

Öğretmenine sahip çıkamayan öğrencisine sahip çıkabilir mi?

Atanması beklenen on binlerce öğretmeni olan.. Öğretmenine utanç verici bir maaş veren.. Öğretmenlerine “memur” güvencesi, vermeyip onlara “sözleşmeli” hademe gözüyle bakan bir eğitim sistemine çocuğunuzu kendi elinizle teslim etmeniz ne kadar doğru? Avrupa’dan duyduğu “Aile ve Okul Yönetimi” tümcesini “Okul Aile Birliği” adıyla aidatları toplama ve devletin zorladığı şeylere aileleri ikna etme, edemiyorsa çocuğu okuldan attırmakla tehdit etme çetesine dönüştüren bir eğitim sistemine neden mahkum kalalım. Çocuklarımız neden sulu, terbiyesiz bir eğitime maruz kalsın. Bizim de “ev okul” hakkımız olsun tabiî ki.

Hükümetin ön gördüğü bu sistem ilkokul öncesinden anaokulu eğitimini şart koşuyor. İlköğretimde ciddi eksiklikleri olan ülkemizde 10 bin kadar daha anaokulu inşa edilebilir veya “özel”den sağlanabilir mi? Peki, veliler bu okullarda seçme yapabilir mi? Daha ilköğretimini Cumhuriyet’in kurulduğu ilk yıllardaki vasat tekmüfredatçı, dayatmacı şekliyle koruyan bir ülkede anaokulu sisteminin analık yapabileceğinden kim nasıl emin olabilir?

Çocuk köleler mi yetiştirmek niyetindeler?

Her şey bir yana; çıraklık yaşını 15’ten 11’e düşürebilen(!) bir eğitim tasarısı aslında henüz tasarının tasarısının tasarısıymış gibi görünüyor. Hükümetin önümüzdeki birkaç yıl içinde bu sisteme geçmesi ülkeye CHP’den de fazla zarar verecektir. Gelecek nesilleri sahiden de önemsiyorlar ise “Ev Okul” sistemine izin versinler. Farklı müfradatlara, farklı özgür ekollere engel olmasınlar. Genç ve dinamik nesiller bir yandan yetişirken hükümet de 4+4+4 sistemindeki eksiklikleri en az 4+4+4 yılda tamamlasın..

Aksi takdirde: Ne Devlet ne de başka biri; bir ailenin çocuğunu zorla elinden alıp onu okula tıkayamaz. Hiçbir kurum bir ailenin çocuğunu okula hapsedip; sözde modern aslında çağdışı eğittiği öğretmenleri başlarına gardiyan olarak dikemez, dikememeli! Ne çocuklara sirk hayvanı muamelesini reva görebilir sistem ne de şaklaban, sulu, terbiyesiz, popülist bir öküz muamelesi...

Cafcaf küçük logo beyaz zeminÇocuklarımızın bir an evvel Kur'an'la, Hadisle, alimlerle tanışmasının önündeki tüm engeller kaldırılmalı...

Cafcafçıların eğitime getirdikleri sistemli eleştirileri önceki sayılarından da bildiğimiz için bu kapaklarını beğendik. Bir ufuk olarak görüyor, kabul ediyoruz!

 

Kerem Abadi bayiye koşup bir Cafcaf kaptı

Güncelleme Tarihi: 28 Mart 2012, 17:36
YORUM EKLE
YORUMLAR
Hüseyin
Hüseyin - 7 yıl Önce

Meseleye; "daha çok öğretmen alacaklar olum" diyerek yaklaşanlardan da; "ulan bizim hükümet işte, CHP yapsaydı daha mı iyi olurdu, adamlar namazlı niyazlı, hem bak İmam Hatiplerin de önü açılıyor" diyenlerden beriyiz. Çocuklarımızı aşağılayan, küçümseyen, basitleştiren okullardan kurtarmayan hiçbir anlayışa da hoşgörü besleyemeyiz. Cafcaf, iyidir.

banner8

banner19

banner20