Mevdudi’den 3 ciltlik başucu kaynağı: Meseleler ve Çözümleri

Meseleler ve Çözümleri, Ebu'l Âlâ Mevdudi'nin sorular ve cevaplardan oluşan 3 cilt halinde yayımlanan kitabıdır. Birinci cilt Kur'an-ı Kerim ve Bazı Ayetlerin Tefsiri Peygamberlik ve Bazı Hadis-i Şeriflerin Yorumu, ikinci cilt İtikadi ve Fıkhi Konular, üçüncü cilt ise Sosyal ve Siyasi Konular adıyla basılmıştır.

Mevdudi, yirminci yüzyılın en önemli İslâm âlimleri arasında yer alır. Pakistanlı âlim, sağlık problemleri yaşadığı 70’li yıllara kadar ilmi faaliyetlerine ve özellikle gençleri aydınlatma sorumluluğunu yerine getirmeye devam etmiştir. Hakkında yapılan birçok eleştiri -hatta çok tanıdık isimler tarafından yapılan eleştiriler- onun en azından kusursuz olmadığını gösterir. Kusursuz bir insan olamayacağı gibi kusursuz âlim de yoktur. Önemli olan ondan faydalanmasını bilmek ve terazinin kefelerine doğru malzemeleri koymaktır.

Birinci ciltte yer verdiği ayetlerin ve hadislerin açıklamaları bir Müslümanın daima bir yön göstericiye ihtiyaç duymasına işaret eder. Esasında bu tür kitapların yazılış amacı da budur. Anlaşılamayan veya tereddütte kalınan konuların bir "bilirkişi" tarafından yorumlanması ve bizlere ulaştırılması doğruyu öğrenmeye giden en kısa yoldur. İslâm coğrafyası özelinde çocukların ve gençlerin aldığı eğitimin tamamının İslâmî eğitimden muaf tutulması ve bu anlamda ortaya çıkan büyük bilgi ve daha önemlisi bilinç boşluğunun doldurulması kitaplar veya çeşitli yayınlar vasıtasıyla olabilmektedir. İslâm dünyasının birçok dış kaynaklı sorunu vardır ama düzeltilebileceğine inandığım ve dış kaynaklı sorunları da bertaraf edebilecek sorun eğitim sorunudur. Onlarca yıl eğitim görmüş, türlü türlü sınavlarda dereceler elde etmiş kişilerin İslâmî bilgi ve hassasiyetlerinin olmayışı bireysel sorun olduğu kadar bir devlet sorunudur da. Batı'nın bütün aygıtlarıyla genç zihinlere sadece pozitif bilimleri aşılaması ve onlara sadece dini öğretilerin doğma ve nastan oluştuğunu öğretmesi ve kabul ettirmesi bir insanın beynine yapılmış en büyük tacizdir. Bu manada Mevdudi'nin bu eseri, okunduğu vakit görülecektir ki bir Müslümana bilgi vermekten çok daha öteye giderek bilinç vermeyi hedeflemektedir. Aynı şekilde diyebiliriz ki bu eser ve buna benzer eserler artık bir hobi, öğrenme ya da bir eksikliği giderme değil bir bilinç edinme amacıyla ele alınıp incelenmelidir.

Konular, sorulan sorulara ve dolayısıyla verilen cevaplara göre ilerlediği için bir konu bütünlüğünden bahsetmek mümkün değil. Mevdudi, bazı açıklamalarla meselelere farklı açılardan baktığını gösteriyor. Mesela Hz. Havva'nın yaratılışı ile ilgili olarak yaptığı izahat son derece ilginçtir. Aynı şekilde rüyada Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'i görmenin ne manaya geldiği de güzelce açıklanıyor. Mevdudi, aklımıza gelen ya da gelmeyen o kadar çok soruya büyük bir özgüvenle cevap veriyor ki gerek üslubuyla gerekse de samimiyetiyle bizleri konuların içine çekiyor. Mevdudi'nin en önemli özelliği burada kendisini gösteriyor. Zor da olsa sorular büyük bir güvenle ve samimiyetle cevaplanıyor. Birinci ciltte Peygamber Efendimiz'le beraber diğer peygamberler hakkında da çeşitli bilgiler veriliyor. Ayrıca son bölümde sahabe-i kiram ile ilgili yine çok fazla duymadığımız bilgiler var. Ayrıca herkesin fazlasıyla ilgi duyduğu fakat hakkında yeterli bilgiye sahibi oldmadığı Deccal ve mehdilikle ilgili de önemli açıklamalar yer alıyor.

Meseleler ve Çözümleri’nin ikinci cildi günlük hayatı ilgilendiren soruların cevaplarından oluşuyor. Adak adamak, kader, Hızır, evrim, abdest, kutuplara yakın yerlerde namaz ve oruç, kölelik, miras gibi konular izah edilen onlarca konudan bazıları. Burada da çok ilginç sorulara çok ilginç cevaplar verildiğini söylemeliyim. Mevdudi, günümüzde çokça tartışılan ve yönlendirmelerle birlikte taraftarları artırılan evrim meselesi hakkında konuyu daha baştan yaratılışı ortaya koyarak sonlandırıyor. Kısaca Allah yarattı sonra hayat kendi akışı içerisinde devam etti diyor Pakistanlı âlim. Burada kaynağı ilk yaratılış olarak görmesi ve hiçbir şeyin kendi kendine var olmadığını şart olarak koyması zaten meseleyi açıklamaya yetiyor. Özellikle bazı karmaşık olarak görünen meselelerde aynı yöntem takip edilebilir.

Bazen de hiç tartışmadığımız, aklımıza gelmeyen konular hakkında tartışıldığını görüyoruz. Bu durumda o konu bizim de konumuz haline geliyor ister istemez ve kendimizi konunun içinde buluyoruz. Bu konulardan biri Allah’a dua ederken ellerin havaya kaldırılması ile ilgili olan konu. Neden böyle yapıldığına dair verilen cevap bir hadisle açıklanıyor.

İkinci ciltte dikkate değer bölümlerden birisi de “Evlilik, Kadın-Erkek İlişkileri ve Ailevî Meseleler” başlığıyla ele alınan bölümdür. Burada İslâm’ın aileyi koruyan, özellikle kadının namusunu esas alan ve toplumun temelini sağlamlaştıran kurallarını verilen cevaplarla beraber takip ediyoruz. Aile konusu basitçe üzerinden geçilebilecek bir konu gibi görünse de tüm toplumu, tüm ülkeyi ve hatta tüm dünyayı ilgilendiren bir konu olarak önem arz etmektedir. Yukarıda da belirtildiği gibi İslâm’ın kadın üzerinde titizlikle durması aile yapısının ve çocuklara verilen ahlak temelli eğitimin zafiyete uğramasıyla ilgilidir. Mevdudi’nin ve ana eksende kitabın gayesi bu direkleri tutmaktır.

“İtiraz ve Tenkitlerin Cevapları” isimli bölümde Mevdudi, bazı itirazları ve eleştirileri değerlendiriyor. Bu açıdan kendisini daha iyi ifade etme fırsatı yakaladığını belirtmek isterim. Bu kısımda daha önce cevapladığı halde akılda kalan sorular, şüphe bulutlarının dağılmadığı cevaplar ve şahsına yönelik eleştiriler yer alıyor. Tekrar verilen cevapların hem bilgilendirici hem de nasihat verici cevaplardan oluştuğunu görüyoruz. Muhakkak ki soruların mektupla sorulması, cevapların dergi vasıtasıyla verilmesi bunda etkili olmuştur. Özellikle “Mevlânâ Hüseyin Ahmed’in Fetvası” başlığındaki iddialar ve cevaplar dikkat çekicidir. Bu fetvada Mevdudi hakkında Ehl-i Sünnet’e uygun görüşlere sahip olmadığı, sahih hadis ve ayetlere açıkça ters düştüğü belirtilmektedir. Buna ilişkin iddialar ayrıntılı biçimde dile getirilmektedir. Mevdudi, bu husus hakkında biraz da savunma yapıyor ve tüm cevaplarda olduğu gibi burada da ayet ve hadislerle izahatta bulunuyor. Ebu’l Ȃlâ Mevdudi, mezhepler konusunda da çeşitli sorulara cevap veriyor. Mezhep değiştirmek, farklı mezheptekilerin farklı zamanlarda namaz kılması, dört imam hakkında güzel ve bilgilendirici ifadeler yer alıyor.

Sosyal ve siyasi konulara yer verilen üçüncü ciltte toplumsal yaşamda karşımıza çıkan problemlerden bahsediliyor. Burada gerek ekonomik gerekse de politik meseleler ve hatta yönetim şekilleri, bunların İslâm’a uygunluğu gibi meseleler tartışılmaktadır. Bu bölümde meselelere daha geniş bir açıdan bakma ve dünyayı gözlemleme fırsatı buluyoruz.

Mevdudi, İsrail ve ABD hususunda da fikirlerini söylemiş ve İsrail’in günümüzde de devam ettiği işgal politikasında ABD tarafından cesaretlendirildiğini açıkça ifade etmiştir. Zaten bir Müslümanın görevi gördüğünü söylemek, kötülük ve zalimlik karşısında susmamaktır. Görüyoruz ki İsrail’in Mescid-i Aksa’nın altında yaptığı kazı, o dönemde de yani cevabın verildiği 1977 senesinde de sorun teşkil etmekteymiş. İsrail’in işgalcilikten vazgeçmediğini ve aynı şekilde ABD’nin ona destek vermeye devam ettiğini günümüzde de görmekteyiz. Emeller ve buna ulaşma çabaları bakımından geçmişten günümüze değişen bir şey yok. İşgalciler ve katiller amaçlarına ulaşmada fikir değiştirmeyeceklerine göre Müslümanların da bunlar karşısında fikirlerini değiştirmeden mücadeleye devam etmesi gerekmektedir. İyi ile kötünün mücadelesi bu bakımından kıyamete kadar devam edecek ve etmelidir de.

Hilafet hususunda gelen bazı teknik itirazlara ve eleştirilere verilen cevapların da teknik olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin Mevdudi’nin Şii bir âlim olan İbni Ebi’l Hadîd üzerinden verdiği örnek ya da alıntının problemli görüldüğüne ilişkin değerlendirme âlim tarafından işin itikadi değil eylem yönünden ele alınmasıyla izah ediliyor. Hz. Ali’nin kardeşi Akil b. Talib’e devlet hazinesinden fazla para vermeyi reddettiğinin naklinin bu isimden yapılmasının rahatsızlık vermemesi gerektiğini belirtiyor. Yine bu konuda çeşitli özelliklerinden dolayı problemli görülen âlimlerden yapılan nakillerin “savunması” yapılıyor. Ayrıntılar için bu kısmın dikkatle okunmasını tavsiye ederim.

İlginç sorulardan biri Pakistan-İsrail kıyasının yapılıp Yahudiler gibi müstakil bir devlet olma isteğinin doğru olup olmadığına yönelik olarak sorulan sorudur. Öncelikle sorunun Pakistan'ın ve İsrail'in kuruluşundan önce sorulduğunu belirtmek isterim. Müslüman bir topluluğun dinini yaşama ve yayma hedefine ulaşması müstakil bir devlet olmaktan geçiyorsa buna itiraz etmek doğru olmaz. Ancak sorudaki incelik başka bir yerden kendisini gösteriyor. Batılı ülkelerden toprak dilenen Yahudilere benzemez miyiz, aynı yöntemi kullanarak hareket etmiş olmaz mıyız şeklinde onlara benzemekten korkan tertemiz ve ince bir bakış açısıyla sorulmuş soruya Mevdudi, aynı incelikle cevap veriyor. Cevabın 1944'te verildiğini düşündüğümüzde İkinci Dünya Savaşı'nın devam ettiğini, Pakistan'ın Hindistan'dan ayrılmasına ve müstakil bir devlet olmasına üç yıl kaldığını, İsrail'in ise Pakistan'dan bir yıl sonra devletini ilan edeceği bir zamanda yazılanları okuduğumuzu söyleyebiliriz. Pakistan’la ilgili bir başka soruda ise Pakistan’ın milli dilinin Arapça olup olmasıyla ilgili… Uzunca bir makalenin ardından verilen cevap diller ve devletler hakkında bilgiler içermesi, Arapçanın önemi, Kur’an-ı Kerim okumak gibi konulara temas etmesiyle dallanıp budaklansa da konudan fazla uzaklaşmadan önemli bilgiler içeriyor. Mevdudi’nin konuya ilişkin fikri satır aralarında kendisini belli ediyor. Cevabın 1953 yılında verildiğini hesaba katarsak bu tür meseleleri yeni devletin tatlı sancıları olarak değerlendirebiliriz.

Risale Yayınları tarafından üç cilt olarak basılan Meseleler ve Çözümleri, soru-cevap şeklinde akılda olan ya da olmayan konuları izah ediyor. Ebu’l Ȃlâ Mevdudi’nin konulara hâkimiyeti ve özgüveniyle beraber İslâm’ın aynı zamanda bir hayata bakış ve yaşayış biçimi olduğunu yeniden kavrıyoruz. Bu kavrayışta bizlere sorulan sorulardaki incelik ve verilen cevaplardaki nezahet yardımcı oluyor.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Abdullah Demir
Abdullah Demir - 3 ay Önce

Mevdudi bizim cografyamıza referans olacak biri değildir malesef.

banner19

banner26