banner17

Zarifoğlu belgeseli TRT-1'de!

TRT tarafından çekilen 'Cahit Zarifoğlu Belgeseli'nin galasında Zarifoğlu için toplanıldı. Galada Zarifoğlu ailesi de vardı.

Zarifoğlu belgeseli TRT-1'de!

TRT tarafından çekilen “Cahit Zarifoğlu Belgeseli”nin galası, kurumun Tepebaşı stüdyolarında gerçekleşti. Belgesel öncesindeki kokteylde konuklar buluştu; Zarifoğlu sevenleri bir güzel insanı, zarif bir şairi konuştu. Zarifoğlu ailesi de oradaydı. Berat Zarifoğlu ellerinde çiçeklerle girişteydi. Yanında Ahmet Zarifoğlu, daha önceden tanımasam da Cahit Zarifoğlu’nun oğlu olduğunu belli ediyordu. Belgeselden önce yapacağı konuşma için “babası kadar artist ve zarif” diye çağırılacaktı daha sonra Ahmet Zarifoğlu. Evet, babasının bakışları ve zarifliği vardı onda da.

Bir şey yediniz mi canım?

Cesaretimi toplayıp Berat Zarifoğlu’nun yanına gittiğimde, cesaretimi toplamak için beklediğim zamana acıdım ve bütün aile fertlerinde bu zarifliğin mevcut olduğuna kanaat getirdim. Berat Zarifoğlu’nun içtenliği konuşmasındaki rahatlığından belli oluyordu. Nasıl olduğumuzu sordu ilk önce, daha sonra da ne zaman geldiğimizi ve sonunda da “önceden gelmişsiniz, bir şey yediniz mi canım” dedi. O an karşımda annem vardı artık ve heyecanımdan eser kalmamıştı.

“Sabah trafik/ Çınara kim bakar”İbrahim Şahin

Belgesel gösterimi öncesinde konuşmalar yapıldı. İlk önce TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin şiirin ve şairin toplumdaki yerinden, öneminden bahsetti: “Şiir ve şair bizi ehlileştirir. Şiir ve şairden uzak bir toplum olduğumuz için dediklerimiz anlaşılmıyor. Bu yüzden anlaşamıyoruz. Zarifoğlu’nun ‘Ağaçlar’ şiirindeki ‘Sabah trafik/ Çınara kim bakar’ dizeleri açıklıyor hayatımızı. Dünyayı anlamak, karanlığı aydınlatmak için araya şairlerin girmesi gerekir. En dipteki duygularımızı, o, kelimelerle anlatır. Şairlerden uzakta evimizi, yuvamızı koruyamayız. Cahit Zarifoğlu, bir okumada anlayamayacağımız kadar usta… Aynı zamanda hassasiyet ve kırılganlıklarımızın da şairi…”

Şairin hayatı şiire dâhil

Fatih AndıFatih Andı, konuşmasında Zarifoğlu’nun portresini çizdi. Mavera Dergisi’nin baştan sona Cahit Zarifoğlu’nun güzelliğinin yansıdığı bir dergi oluşundan, okudukça benimsenen zarif şiirlerinden bahsetti: “II. Yeni akımına yeni bir şiir anlayışı getiren kişidir Cahit Zarifoğlu. Beşinci kitabı Yaşamak, günlük türünde aşılamamış bir eserdir. Zarifoğlu’nun dili; kitabî bir Türkçe ya da sokağın Türkçe’si değil. Yalıtılmış ve giydirilmiş bir Türkçe. Yalın, arıtılmış, yüklü, acıtıcı anlatımı olan bir şair Zarifoğlu. ‘Şairin hayatı şiire dâhil’ diyor Cemal Süreya. Cahit Zarifoğlu da işte böyle bir şairdi.”

Programda daha sonra Serra Karacam “Böyle Ol Böyle Söyle”, Adnan Özer “Savaştığımız Günler Kendimizle”, Sırrı Er “Acılarıma Kardeş Olur musun”, Sumru Yavrucuk “O Çocuk” şiirlerini okudular. Ahmet Zarifoğlu kısa konuşmasında kitleleri etkileyen ve Filistin için de mevcut Zarifoğlu şiirlerinden söz etti. Rasim Özdenören’nin programa katılamadığı için gönderdiği notun okunmasının ardından belgesel gösterimi başladı.

Arkamdaki sırada belgeselin yapımcısı Feriha Özgül oturuyordu. Belgeseli izlerken kimi zaman, hazırladıkları belgeselde yer alan Zarifoğlu şiirlerini mırıldandılar, dizeleri tamamladılar.

Belgeselde Ahmet Zarifoğlu babasını canlandırıyor. Rasim Özdenören, Nabi Avcı, Mustafa Ruhi Şirin gibi yazar ve şairlerin anlatımına yer veriliyor.

Belgesel 7-8 Haziran tarihlerinde, saat 22.00'de TRT-1'de de izleyiciyle buluşacak.

Aristo

Cahit Zarifoğlu, arkadaşları tarafından ‘Aristo’ olarak çağrılıyor. Göze çarpan biri değil, içine kapanık, kimseyle konuşmayan, sarı benizli –hasta denecek kadar-… Biri bir soru sorduğunda zorla cevap veriyor sanki, konuşmaya üşenir gibi… Bu filozof havasıyla arkadaşları ‘Aristo’ diyor ona. Böyle anlatıyor lise sıralarındaki Cahit Zarifoğlu’nu Rasim Özdenören. Liseyi iki sene, üniversiteyi on sene gecikmeli olarak bitiren güzel insan, güreş, uçuş, avcılık dallarında meraklı ve pilot olmak için evden kaçıyor…

Isınmak için yakılan ilk kitapİşaret Çocukları

Zarifoğlu ilk şiir kitabı İşaret Çocukları’nı kendi imkânlarıyla çıkarıyor. Dağıtım kanalları o zaman gelişmediği için dağıtımını kendi yapıyor. Ancak kitabı dağıttığı kimi yerlerde, ısınmak için kitabı yakıyorlar. Bu durum, Zarifoğlu şiirinin ilk başta anlaşılmazlığından ileri geliyor belki. Anlamıyorlar onu. Nuri Pakdil’in Sükût Sûretinde adlı eseri geliyor şimdi aklıma. Bir dakikada bitecek bir kitap olarak duruyordu karşımda. Evet, tam bir dakikada kitabı bitirmek mümkün görünüyordu. Bir kitapçıda satıcı elimde görmüştü bu kitabı. Bakmıştı içine. Anlamamıştı ve anlamsız gelmişti ona yazılanlar, hatta yazılmayacak derecede az olanlar. Geri vermişti, benimle dalga geçer gibi. Oysa kitabı gerçekten okumak ve onu anlamak için belli bir zamanın gelmesi ve geçmesi gerekiyordu. Cahit Zarifoğlu için de -tam böyle olmasa da- benzer bir durum söz konusuydu belki. İlk önce onun şiirini okumadan gerçek bir sıcaklıkla ısınmışlardı o sayfalara.

Cahit Zarifoğlu’nun şiiri sadece çocukluğu değil, bütün hayatıydı aynı zamanda. Bir masada arkadaşlarıyla olan sohbetinde bir şiir gibiydi, sohbetiyle bir şiir yazar gibiydi ve sohbet bittiğinde şiirini de bitirirdi.

Çocukların babası, gençlerin abisi, şiirlerin şairi Cahit Zarifoğlu. Onu anlamak ve anlatmak kolay değil, ancak zor da değil. Belki onu anlamak için sadece insanların yaşamaya ve zamana ihtiyacı vardır. Zorlayarak değil, yazdıklarını anlama çabasında olmadan yaşayarak anlamak… Sessizlik içinde, susmak payında. Marmara Üniversitesi’ndeki anma programında konuşmalardan birinde geçtiği gibi… Zarif şairi, İstiklal Caddesi’nde yürürken düşündüğümüzde sadece bakışlarıyla o, kalabalığı tenhalaştırır, susturur; anlam ve söz gözlerine yüklenir… Kim bilir, bizim bu anlam ve sözü anlamamız için yaşamaya ihtiyacımız vardır.

 

Gözde Nurcan yaşamak istedi

yazangozde(at)gmail.com

Güncelleme Tarihi: 08 Haziran 2010, 16:28
YORUM EKLE
YORUMLAR
mustafa öz
mustafa öz - 9 yıl Önce

Zarifoğlu belgeselini galada izleyen bir grup arkadaştık. Sonuç maalesef hüsrandı. Bu kadar kötü bir belgeseli hazırlamak ayrı bir başarı konusu bence. Görüntüler çok çok kötü. Kurgu ondan beter. Hele göreceksiniz, ekranda beliren iğrenç bir akrep var ki bilgisayarda hazırlanmış...

Bu belgeselden dolayı trt'yi kınıyoruz, ayıptır, günahtır.

Burcu N.
Burcu N. - 9 yıl Önce

Ben de galada bulunanlardanim. Gece Zarifoglu nu tanıticiligi bakimindan gercekten iyiydi. Onun siirlerinin seslendirilmesi, tanitilmasi hostu. Ancak belgesele gelince ben de hayal kirikligi yasadim. Metinler iyi olsa da goruntuler cok kotu ve amatorceydi. Hele bir yonden diger yone kayan akreplere ben de hic anlam veremedim. Her ne kadar bu belgesel boyle bir ustaya yakismasa da verecegi bilgiler ve onu bir nebze taniticiligi bakimindan bir adimdir. buna sukur demek istiyorum...

Vbağılhız: Vcisim - Vgözlemci
Vbağılhız: Vcisim - Vgözlemci - 9 yıl Önce

TRT mümkünse bizlere hediye belgesel yapmasın bir daha,
Belgesel nedir, nasıl çekilir, nasıl yapılır,
"Cahit Zarifoğlu" kimdir, nasıl anlatılabilinir,
TRT anlatabilir mi? gibi soruların cevabını araştırsın,

Altından kalkabiliyorsa yapsın,
Milleti kendine güldürmesin...
Kalkıp gitmemek için zor tuttum kendimi...
Ruhsuz bir slayt gösterişini "belgesel" diye yutturmaya kalkışmasınlar,
Yemezler hacım,
Hadi çevirin "Yaşamak" kitabının sayfalarını...
Okuyun, bir daha okuyun...

çiçek...
çiçek... - 9 yıl Önce

zarifoğlu'na böyle bir belgesel yakıştı mı?
hayır.
görüntü kalitesi, hele de o akrep neydi öyle?
"amatör" bile değildi.
sadece bilgi akımı vardı biraz.
ayrıca zarifoğlu'nun bakışları zaten gözlerimize çarpacak denlikte etki ediyordu. ille de gözlerini yakınlaştırıp etkileyici poz vermeye gerek bile yoktu. hem müzik?
melih görgün kendi çapında müzik yapan vasati diyebileceğimiz bir sanatçı. şarkıları iyi hoş tamam da müziği verebilecek daha usta kimseler vardı unutmamak lazım.
rahmet o

selim çiçek
selim çiçek - 9 yıl Önce

Belgeseli izlerken Sezai Karakoç Belgeseli çeken Ensar Altay'a haksızlık ettiğimi düşündüm. Cine 5'in kısıtlı imkanıyla muhteşem iş çıkarmış demek ki diye düşündüm. TRT'nin hududsuz imkanları ile bu kadar güdük bir iş yapılmasını ise aklım almıyor. Bariz kötü olmuş abi bu belgesel. Facia hatta. Yaşamak kitabını al, belgesele çevir. Bunu da mı düşünememişler.

su
su - 9 yıl Önce

görüntüler, renkler çok kötüydü. zarifoğluna yakışır bi belgesel izlemek ümidiyle.

hakkını verelim.
hakkını verelim. - 9 yıl Önce

Sevgili Arkadaşlar,
yorumlarınızı okudum, doğrusu ortaya konulan emeğe haksızlık yaptığınızı düşünüyorum. Zarifoğlu bir defa düz bir şair olsa anlatır çıkarsın. Zarifoğlu'nu bir belgeselin tanıdığı süre içersinde anlatmak kolay olmasa gerek. Ben hem Galada hem de televizyonda seyrettim. Galada bazı bölümlerin gösterilmemiş olması bizi yanıltmış diye düşünüyorum . Akrep bir hata. Ama bunun dışında olumsuz olarak ne söyleyeceğiz? Ayrıca metin çok iyiydi, konuşanlar da Zarifoğlu'nu güzel anlatt

banner8

banner19

banner20