Yüklemi ölüm olan cümlen var mı?

Bülent Akyürek, nev-i şahsına münhasır yazarlarımızdan. Bazı yazarlarımız bizim için hep ağabeydirler ya hani; işte, Akyürek de o ağabey yazarlarımızdan. Kitaplarının sadece ismi bile bizlerin dikkatini çekip, kafamızın içinde şimşekler çakmasına vesile olacak kadar manidar. F. Kebire Gündüz Karaaslan yazdı.

Yüklemi ölüm olan cümlen var mı?

 

Bülent Akyürek, nev-i şahsına münhasır yazarlarımızdan. Bazı yazarlarımız bizim için hep ağabeydirler ya hani; işte, Akyürek de o ağabey yazarlarımızdan. Kitaplarının sadece ismi bile bizlerin dikkatini çekip, kafamızın içinde şimşekler çakmasına vesile olacak kadar manidar.

Güzel Susma Sanatı kitabı, C4 Yayınları’ndan 2012 yılında çıkmış. Konuşmanın kutsanıp, göklere çıkarıldığı, susmanın ise yerin dibine geçirildiği zamanımız için, adeta her eve lazım bir el kitabı mahiyetinde. Yazarımız evvela konuşabilmek için bakmayı bilmek gerektiğini, bakıp da görebilmek için ise bilginin, kültürün olması gerektiğini söylüyor. Aksi takdirde göremeyeceğimiz gibi, konuştuklarımızın da işe yarar olmayacağı aşikar. Sadece konuşmuş olmak için konuşuyor insanlar sanki. Laf kalabalığı etmek için yani. Çünkü sarf ettiği sözler o ağızdan çıksa da bir çıkmasa da. Kimseye, sözün sahibi de dahil, hiçbir faydası yok bu sözlerin. Siz, eğer dinlemek mecburiyetinde kalmış iseniz, bir vesile kafanızın uğuldadığı ile kala kalıyorsunuz.

Zikir ve oruç şifamız

Hani, hakkı ile güzel bir namaz kılabilmek için son namazınızı kılar gibi kılın tavsiyesi vardır ya; işte, yazar da, konuştuğumuz zaman, sanki bu bizim son cümlemizmiş gibi konuşalım tavsiyesinde bulunuyor. Ve, “Her cümlenin yüklemi ölüm olmalı dünyada” diyor. “Yüklemi ölüm olan cümleler nasıl mı kurulur?” dediniz. Merak buyurmayın cevabını yazar kitabında yazmış: Zikir ve oruç ile elbette.

Evliyaların, sufilerin, âlimlerin ve bize örnek teşkil eden büyüklerimizin hayatına baktığımızda da, konuşmanın değil susmanın izine rastlarız aslında. Onlar için konuşmak az ve öz olduğuncadır. Sadece gerektiğinde ve kâfi miktarda. Zaten o vakit söylenenlerdir ki bizlere tesir eder, günümüze kadar gelip içimizi aydınlatır. Konuşulacaksa eğer böyle konuşulmalı, yoksa edep bilip susulmalı.

Modern çağa bilimsel ayarlar

Bülent Akyürek kitabında ayrıca, yaşadığımız modern çağın hiçbir şey yokmuş, gayet sıradan bir durummuş gibi hayatımızın içine sızarak azar azar, alıştıra alıştıra dayattığı bir takım garabetliklere karşı, her zamanki kendine özgü eleştirilerinden de geri durmuyor. Örneğin sosyologların, psikologların, doktorların ahlakı ve dinî kuralları görmezden gelerek, insanı adeta bir makine yerine koyup işledikleri bütün suçlar için, bilimsel isimlendirmelerle günahından arındırıp, akladıklarını söylüyor. Küçük şeyler çalan bir hırsız “kleptoman”, tecavüz suçlusu bir sapık “testosteron” fazlalığı sebebiyle ceza indirimine gidildiğinden paçayı yırtabiliyor. Ve birçoğumuzun sıkça şahit olduğu düz duvara tırmanan, yerinde duramayan, şımarık ve terbiyesiz çocuklara da, “hiperaktif” adı altında el pençe divan duruluyor. Bu ismi verdiğiniz zaman, çocuğun her yaptığı da mubah sayılıyor böylece. Yazar, dünyanın tadının kaçtığını, zira artık sıfatlarımızın psikologlar tarafından yazıldığına dikkat çekiyor.

Mesafeyi kapatmak lazım

Kitapta hepimizi ilgilendiren bir sorunumuza da parmak basıyor yazar. Sezai Karakoç’un hayatındaki anlamı sadece bir şiir ile “örtenler”, Said Nursi’nin İslam Birliği çırpınışlarını, bakliyat risalelerini öne çıkartarak sıvayanlar olduğu gibi, Nazım Hikmet’in de nitelikli şiirlerinin yerine saçma sapan şiirlerine takılıp kalanların olduğu tespitini yapıyor ve hatta bu hatayı Peygamber Efendimiz’in hayatını anlatan kitaplarda da yaptığımızı, sanki kitapların “Hz. Muhammed’in CV’si” tarzında hazırlandığını belirtiyor. O zaman ne oluyor? Asıl görmemiz, idrak etmemiz gerekenler perdelenmiş oluyor ve geriye sıkıcı, kuru, faydasız bilgi kırıntılarından başkası kalmıyor ve o şahsiyetlerle aramızdaki mesafe açılıyor. O vakitten sonra da artık nereye kadar gidebilirsen git. Ama fazla uzağa gidemeyeceğimiz malum.

Bülent Akyürek, yaşadığımız pek çok soruna kendi zaviyesinden bakarak durum tespiti yapıyor. Yazarın samimi ve cesurca tespitlerini okumayı sevenler, bu kitabı da sevecektir.


F. Kebire Gündüz Karaaslan tavsiye etti

Güncelleme Tarihi: 19 Mayıs 2016, 17:01
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13