Yıkılmadım ama ayakta da değilim!

Hayat oyununda bize verilen imtihanlar da çaresizce bocalamamız için değil “Resilience” kavramının da ifade ettiği gibi bu zorluklar sayesinde gücümüzün, öz yeterliliğimizin arttığını ve yenilendiğimizi hissederek kemale, kendini gerçekleştirmeye doğru yeni adımlar atmamız için verilmiştir. Rümeysa Meşe yazdı.

Yıkılmadım ama ayakta da değilim!

İnsan, dünyaya; “Küre-i Arz”a gönderilmiş, bir zemin üzerinde yaşamaya uygun olarak yaratılmıştır. Düşüncelerimizi bir zemine oturtma ihtiyacı hissetmemizin arzda yaşıyor olmamız ile bir alakası var mı bilmiyorum. Fakat onları da bir zeminine oturtmadığımızda, ruhsal olarak düşüşe geçme ihtimalimizin yükseldiğini yahut zemin sağlam olmadığında yeni bir zemin arayışı içine gireceğimizi biliyorum.

Her zaman düşünsel anlamda çok sağlam zeminler inşa etmek mümkün olmuyor. Ancak bazen “Evet!” diyorsun “Üstünde yürüyebileceğim sağlam zemini buldum.” Başka bir ifadeyle “Hayatımı ona göre düzenleyeceğim doğru kavramsallaştırmayı” buldum. Ben de tam böyle bir zemin arayışı içindeyken karşılaştım “Yeşil Ekin” hadisiyle. Hem bir Müslüman hem de taze bir psikolog olarak, yaşamda zorlandığım olaylar karşısında yıkılmamanın, güçlü durabilmenin mümkün olmasına ilişkin bir düşünce vardı zihnimde. Ama etten kemikten yaratılan varlıklarız, duygusal olarak da dış etkilere fazlaca açığız. Gün içinde yaşadığımız zorlu bir mesele bütün günümüzü mahvedebiliyor. Fiziksel ve ruhsal olarak bu kadar incinebilir oluşumun üstüne bu “Güçlü” ifadesinin yükümü daha da artırdığını hissediyordum. Nasıl hem psikolojik hem fiziksel olarak bu kadar kırılgan bir varlık aynı zamanda bir o kadar da güçlü kalabilir diye düşünüyordum, yeşil ekin gibi olmak gerektiğini anlayana kadar.

Buhari’de geçen bir hadise göre: “Mümin, rüzgârın yatırıp kaldırdığı (ama zarar vermediği) yeşil ekin gibidir. Münafık ise dimdik iken rüzgârın bir defada kökünden söküverdiği selvi ağacı gibidir.” 

Yeşil ekin de insan gibi görünürde zayıf ve incinebilir. Ancak zeminsiz değil. Kökleri ile toprağa sıkı sıkı bağlı. Yaptığı şey esnek yapısı sayesinde rüzgâra uyum sağlamaktır.

Evet, anahtar kelimeler esneklik ve uyum. Bu özelliklerin psikoloji literatüründeki karşılığı ise stres verici durumlara iyi bir şekilde uyum sağlamak şeklinde tanımlanan “Resilience” (psikolojik esneklik, dayanıklılık) kavramıdır. Bu kavramı bulmuş olmak işin başı. Şimdi bu kavramı daha derinlemesine öğrenmek ve uygulamaya koyulmak zamanı.

Ressilience: Esneklik yahut psiklojik dayanıklılık

Resilience ile ilgili araştırmalar, psikopatoloji riski taşıyan çocuklarda ruh sağlığı ve diğer sağlık sorunlarının nedenlerini anlamak amacıyla başlamıştır. Bu çocukları takip eden araştırmacılar çocuklardan bazılarının gerçekten önemli psikolojik problemler geliştirdiği bazılarının ise önemli başarılar gösterdiği sonucuna ulaşmışlardır. Bu farklılığın sırrını çözmek isteyen araştırmacılar “Resilience” kavramını incelemeye başlamışlardır.1  

Kişilerin, yaşamları boyunca karşılaştıkları zorlu deneyimlerden sonra kendilerini toparlayabilme veya bunların üstesinden gelebilme2 aynı zamanda bu zorluklardan güçlenmiş olarak çıkabilme3 yeteneği olarak tanımlanan resilience kavramı Türkçe’ye, “Psikolojik esneklik” yahut “Psikolojik dayanıklılık” olarak çevriliyor. Ancak bu kavramlar, orijinal terimin ifade ettiği anlamı tam olarak karşılayamıyor. Bu bağlamda yeşil ekin benzetmesinin resilience terimini anlamak için güzel bir misal olduğunu düşünüyorum. Yazının başında yeşil ekinin kökünün toprakla sıkı sıkıya bağlı olduğunu ve esnek yapısı sayesinde rüzgâra uyum sağlayabildiğini belirtmiştim. Toprağı, insanların değerlerine benzetirsek, her insanın kendi değerlerinden kopmadan, zeminini yitirmeden, zihinsel olarak esnek olabilmesinin mümkün olduğunu anlayabiliriz. “Peki, bu nasıl mümkün?” sorusuna cevap aramadan önce “Niçin gerekli?” sorusuna cevap aramakta fayda var. Zira insanın “Anlamlı” bulmadığı bir eylemi “Amaç” hâline getirmesi oldukça zordur.

Cenab-ı Hak, Ankebut Suresi, 64. ayette dünya hayatının bir oyun ve eğlenceden ibaret olduğunu bildiriyor: “Bu dünya hayatı, bir eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu (oradaki hayat) ise elbette (asıl yaşanacak) ebedî hayat odur; keşke bunu bilselerdi.” Bildiğimiz gibi oyunlarda her bölüm bir öncekine göre daha zor olur ve oyuncu o zorluklarla baş ederek seviye atlar. Zannediyorum ki hayat oyununda bize verilen imtihanlar da çaresizce bocalamamız için değil “Resilience” kavramının da ifade ettiği gibi bu zorluklar sayesinde gücümüzün, öz yeterliliğimizin arttığını ve yenilendiğimizi4 hissederek kemale, kendini gerçekleştirmeye doğru yeni adımlar atmamız için verilmiştir. Bu bağlamda bakıldığında yeşil ekin gibi olmak (Being resilient) hem oyun sürecini daha kolay ve verimli geçirmemiz hem de oyunu tamamlayıp ödüle ulaşmamız için önemlidir. Psikolojik olarak esnek ve dayanıklı olmanın ödül kısmına nasıl etkileri olduğunu henüz ölçemiyoruz ancak yapılan bir araştırmada, mutlulukla yakından bir ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmış.5 

Yeşil ekin gibi olabilmek

Gelgelelim nasıl yeşil ekin gibi olabileceğimiz mevzuuna. Öncelikle, doğuştan psikolojik olarak esnek ve dayanıklı olmak (Being resilient) veya olmamak gibi bir durumun olmadığını, bunun öğrenilebilir bir şey olduğunu ifade etmeliyiz. Yapılan araştırmalar bunun için öncelikli faktörün aile içinde ve dışında destekleyici ilişkilere sahip olmak olduğunu söylüyor. Sevgi ve güven oluşturan, rol modeller sunan, teşvik ve güvence sağlayan ilişkiler, bir kişinin psikolojik dayanıklılık ve esnekliğinin artmasına yardımcı oluyor. Aynı zamanda aşağıda bahsi geçen özelliklere sahip olan bireylerin psikolojik olarak daha dayanıklı ve esnek olması mümkün.6

• Gerçekçi planlar yapma ve bunları gerçekleştirme konusunda adımlar atma kapasitesi,

• Kendisine olumlu bir bakış ve güçlü ve yeteneklere olan güven,

• İletişim ve problem çözme becerileri,

• Güçlü duygu ve dürtüleri yönetebilme becerisi. 

Görüldüğü üzere bunlar her insanın kendisinde geliştirebileceği beceri ve duygulardır.

Bunları geliştirmenin yolunu APA (Amerikan Psikiyatri Birliği) 10 başlık altında ele almış.7 Gelin birlikte göz atalım.

Psikolojik olarak esnek ve dayanıklı kalabilmenin 10 yolu

Bağlantılar kurun! Aile, arkadaşlar veya başkalarıyla ilişkiler kurmak önemli. Sizi önemsediğini düşündüğünüz, sizi dinleyen ve destekleyen insanlardan yardım almaktan çekinmeyin. Bu imtihan dünyasını çekilebilir kılan en önemli şeylerden biri de ilişkilerdir. Ayrıca insanlara yardım edebileceğiniz sivil toplum kuruluşlarında yer almak ya da dini cemaatlere mensup olmak kişilerin sosyal ilişkilerini artırarak yeniden umut kazanmalarına vesile olabiliyor. Hepimiz az çok birine yardım ettiğimizde içimizde oluşan o mutluluk hissini biliriz!

Krizleri aşılmaz sorunlar olarak görmekten kaçının! Aşırı stres verici durumları değiştirmek mümkün değil ancak onlarla ilgili yorumlarımızı değiştirmek mümkün. Sonsuza kadar bu zor anın içinde kalmayacaksınız. Bunları düşünerek kendinizi rahatlatın ve bu zorlu durumun içindeyken sizi iyi hissettirebileceğini düşündüğünüz neler var bunları düşünün. Ortaya çıkan şeyleri yeri geldiğinde tekrar kullanmak için aklınızda tutun, hatta not bile edebilirsiniz.

Değişimin hayatın bir parçası olduğunu kabul edin! Değiştiremeyeceğiniz durumları kabul etmek, değiştirebileceğiniz alternatifleri bulmaya odaklanmanıza yardımcı olacaktır.

Hedefleriniz doğrultusunda hareket edin! Bazı gerçekçi hedefler belirleyin. Düzenli olarak küçük de olsa sizi hedefinize götürecek adımlar atın. Ulaşılamaz gördüğünüz hedeflerinize odaklanmak yerine kendinize şu soruyu sorun: “Gitmek istediğim yönde ilerlememe yardımcı olan bugün başarabileceğimi bildiğim tek şey nedir?”

Kararlı adımlar atın! Olumsuz durumları mümkün olduğunca düzeltmeye yönelik çalışın. Tamamen sorunlardan ve streslerden uzaklaşmaya çalışmak yerine çözüme yönelik kararlı adımlar atın.

Kendinizi keşfetmek için fırsatlar arayın! İnsanlar genelde kayıpla mücadelenin sonucunda kendileriyle ilgili bir şeyler öğrenir ve olgunlaştıklarını söylerler. Zorluk yaşayan birçok kişi daha iyi ilişkiler kurduğunu, incinebilir hissettikleri halde içlerinde daha büyük bir güç duyduklarını, kendilerini daha değerli hissettiklerini, daha gelişmiş bir maneviyata sahip olduklarını ve daha fazla şükrettiklerini ifade etmişlerdir.

Kendinize pozitif bir bakış açısı geliştirin! Problemleri çözme yeteneğinize olan güveninizi geliştirmek, içgüdülerinize güvenmek, psikolojik esneklik ve dayanıklılığınızı arttırmanıza yardımcı olur.

Olaylara daha geniş açıdan bakın! Çok acı verici olaylarla karşı karşıya kalsanız bile, stresli durumu daha geniş bir bağlamda göz önünde bulundurmaya ve uzun vadeli bir bakış açısı sürdürmeye çalışın. Başka bir ifadeyle “Hayatı bir film şeridi gibi düşünecek olursak yaşadığımız herhangi bir olay filmin sadece bir sahnesi, film devam ediyor.” diye düşünebiliriz.

Umutlu bir bakış açısı sürdürün! İyimser bir bakış açısı, hayatınızda güzel şeylerin olacağını beklemenizi sağlar. Korktuğunuz şey hakkında endişelenmek yerine istediklerinizi görselleştirmeyi/tasavvur etmeyi deneyin.

Kendinize iyi bakın! Kendi ihtiyaç ve hislerinizi önemseyin. Hoşunuza giden aktivitelere katılın ve rahatlayın. Düzenli egzersiz, kendinize özen göstermek, zihninizi ve vücudunuzu zorlayıcı durumlarla başa çıkmak için hazır tutmaya yardımcı olur.

Esnekliği güçlendirmek için alternatif yolları deneyin! Örneğin, yaşadığımız travma ya da olumsuzluklarla ilgili en derin düşüncelerini ve duygularınızı yazmak iyi hissettirir. Ayrıca ibadetler, Allah ile kurulan bağ, dua etmek gibi manevi uygulamalar da “Yalnız değilim” hissini uyandırır ve umudu geri kazanmamıza yardımcı olur.

Sonuç olarak “Resilience” kavramının yani yeşil ekin gibi olmak idealinin, üzerinde yürünebilecek sağlam bir zemin olduğunu söylenebilir. Bu doğrultuda bahsi geçen yöntemleri uygulamaya koyularak bu zemini daha da sağlamlaştırabiliriz. Hatta kim bilir bildiklerimizle amel edersek bilmediklerimizi öğrenmek8  gibi bir lütfa mahzar olur psikolojik olarak esnek ve dayanıklı olmanın alternatif yollarını da bulabiliriz.

Rümeysa Meşe

Dipnot:

1  “Resilience theory and research on children and families: Past, present, and promise” Masten ve Obradovic. (2010)

2 “Psikolojik Dayanıklılığın Açıklanmasında Beş Faktör Kişilik Özelliklerinin Rolü: Bir Kanonik İlişki Analizi” Fatih Çetin, Hakkı Okan Yeloğlu ve H. NejaBasım. (2015)

3  Bknz. “Resilience Kavramının Sosyal Bilimlerde Türkçe Kullanımları Bağlamında Değerlendirilmesi”. Dilek Yılmaz Börekçı̇, Merve Gerçek. (2017)

4  Bknz. “Resilience Kavramının Sosyal Bilimlerde Türkçe Kullanımları Bağlamında Değerlendirilmesi”. Dilek Yılmaz Börekçı̇, Merve Gerçek. (2017)

5 “Mutluluğa Giden Bir Yol: Bilişsel Esneklik” Esra Asıcı, Fatma Ebru İkı̇z (2015)

6  The Road to Resilience, APA.  https://www.apa.org/helpcenter/road-resilience

7  a.g.e.

8  Hadis- i Şerif, Acluni, Keşf’ul Hafa

Yayın Tarihi: 31 Aralık 2020 Perşembe 12:00 Güncelleme Tarihi: 01 Ocak 2021, 11:30
banner25
YORUM EKLE

banner26