Yetti Artık Dinci Yayıncılar

Semih Gümüş, sektör sorunlarını dile getirirken; asıl savaşını verdiği Müslüman yayıncılara laf söylemiş...

Yetti Artık Dinci Yayıncılar

Semih Gümüş Haklıdır: Yeter Olsun Dinci Yayıncılar!     

 

 

Bugün edebiyat eleştirmeni dendiğinde akla gelen birkaç isimden biridir Semih Gümüş. Çağdaş Türk ve dünya edebiyatını yakından takip eder, sunduğu eleştiriler ciddi bir kesim tarafından kabul görür, onun düşünceleri bir edebiyat eseri için referans gösterilebilir. Fakat sayın Gümüş'ün, diğer eleştirmenlerden farklı bir yanı vardır; o da: arızalı bir şekilde düşündüklerini din ve din dışı diye ikiye ayırmasıdır. Kendisinin de din dışındakilerle beraber anılmasını ister.

 

Semih Gümüş hemen her ay birçok dergide yazılarıyla görülebilir. Hatta kendi çıkardığı bir edebiyat dergisi var. Uzun zamandır da Radikal Kitap'ta Eleştirinin Saati adını verdiği bir sayfada yazıyor. Son yazısında Gümüş, kendince Türk yayıncısının problemlerinden bahsediyor, bu problemlerin nasıl aşılabileceğini, yayıncılığın önündeki tehlikeleri anlatıyor. Yazısını da Frankfurt ve özellikle TÜYAP Kitap Fuarlarıyla destekliyor.

 

Bu yazıdan size bir alıntı yapacağım, sonra bu alıntı üzerine birkaç söz edelim... "... bu arada fuarın bir bölümüne dinci yayınların (önemli bir bölümü çalıntı korsan kitaplar), bir bölümüne de kitap fuarının ruhuna ve mantığına uygun olmayan ders kitaplarının ağırlığını koymuş olması da aslında yayıncılık sektörünün genel durumunu yansıtıyordu. Bu son iki sorun çok önemli.

 

 ... Son zamanlarda naifliklerini bütün bütüne yitirmiş, kitabı önce ticari bir meta olarak kullanan, sonra bir düşüncenin taşıyıcısı olarak gören, kendi doğaları gereği "dinci" sayılabilecek yayınevleriyse, sektörün en önemli kitap satıcıları olarak ön safları tutmuş durumda. Aynı zamanda pek çoğu çocuk kitapları yayıncısı. Gelin görün ki, bu yayınevleri arasında çalıntı çeviri yayımlama, çevirileri tahrif etme fütursuzluğu yaygın hastalıklardan. Bu gayrımeşru alanda doludizgin çalışmalarına bakılırsa, onların bunu bir hastalık olarak görmediği belli. Belli ki gerek ekonomik, gerek toplumsal karşılıklarının yığınsallığı da onlara gitgide daha ölçüsüzce davranma serbestisi sağlıyor.

 

 

Bir de iktidar çevrelerince kollandıkları düşünülürse... Bu tip yayınevlerinden birinin yayımladığı Balzac'ın Vadideki Zambak kitabının künyesinde "İngilizce aslından çevrilmiştir" yazdığını gördüm. Belli ki künyeyi o kitaptan bu kitaba kopyalarken atlanmış. Çevirmenin sahte olduğu böylece ortaya çıktığına göre, buna da suçüstü mü denir? ... Elbette oralarda işgalci olarak duruyorlar; okuru kandırıyorlar (dinci yayıncılar); yani düpedüz sahtekarlık yapıyorlar." (Sektöre müdahale gerekir, Radikal Kitap, 14.11.2008)

 

       

Semih Gümüş, kendisi de bir yayıncı olduğu için sektörün içinde bulunduğu bunalımın sebeplerini yazmış. Ne hikmetse, sektörün sorunlarını kaleme aldığını gösterek, asıl savaşını verdiği Müslüman yayıncılara laf söylemiş. Yazısının yarısından fazlası, yukardaki satırlar da dahil bu konuya ayrılmış. Evet ne mutlu ki, Semih Gümüş haklıdır. Bu dinci yayıncılar, şu anda kitap fuarlarının bir numaralı standları haline gelmiştir. Buralardan alınan kitaplar, ciddi paralar getirmektedir yayınevlerine. Semih Gümüş, bu şikayeti dile getirirken bütün "kaliteli" yayınevleri adına konuşuyor gibidir. Evet sadece gibidir, çünkü Semih Gümüş'ün derdi sadece kendi yayınevinin piyasada gördüğü ilgisizliği dile getirmektir. Şöyle ki; Semih Gümüş Notos Kitap adını verdiği bir yayınevini yönetiyor. Yani sektöre bir edebiyat eleştirmeni olarak değil, bir tâcir olarak bakıyor.

 

Bu da çok doğal. Piyasada beş liralık değerde olan bir kitaba on beş lira etiket vuruyor. Bu da standına okur çekmiyor. Bunu bilerek söylüyorum. Çünkü Notos Kitap'tan kitapları çıkan yazarlar benim de zaman zaman başvurduğum yazarlar. Acilen okumak istediğim metinler... Fakat bir edebiyat müptelalısı olarak ben o yayınevinin standına uğramıyorum. Gümüş, sanırım her TÜYAP'tan sonra böyle bir mızıklanma yazısı kaleme alıyor. Geçen yıl, yine Radikal Kitap'ta fuarla ilgili bu minvalde bir yazı yazdı. (Gerekirse kitaplığımdan o yazıyı bulabilirim.y.ö.) Orada da, "anormal" indirimler yapan yayıncılara kızıyordu. Acaba o fuar alanlarına binlerce okuru çeken amil ne? Kitaplarda yapılan indirimler değil mi? Siz fuarda 5'lik kitabı 15'e satın, sonra dinciler tüccar zihniyetli olsun. Mesela yazınızda sık sık dinci yayıncılara sahtekar, hırsız diyorsunuz...

 

Size bir şey hatırlatayım. Selim İleri'nin sıkı okurlarından biriyim ben. Geçen yıl, onun Kapalı İktisat diye bir kitabını yayımladınız. Benim o kitaptan haberim yoktu. Bir gün tevafuken elime geçti kitap, baktım ki, Kapalı İktisat sadece bir hikayeden oluşuyor. Metnin puntosu büyümüş, satır aralıkları genişletilmiş, alttan ve üstten fazlaca pay bırakılmış. Velhasıl 20 sayfalık bir hikaye sizin yayıneviniz marifetiyle bir kitaplık metin haline getirilmiş. Gün geçiyor ve ben bir sahafta Selim İleri'nin bir kitabını karıştırırken Kapalı İktisat'ın o kitapta yayımlandığını görüyorum.

 

Yine Yaşar Kemal'in bir hikayesine aynı kurnazlık uygulanıyor. E tabi, Yaşar Kemal ve Selim İleri popüler isimler, onların adının olduğu kapaklar para bırakır. Bir kitabını tamamen alıp telif ödemektense, bir hikayesine telif ödenir, o hikaye de bir kitaba yayılır iş biter.

        

 

İnsan önce kendini tartmalı...

        

İslamcı yayıncıların yazınızda andığınız kabahatleri yıllardır konuşuluyor. Fakat siz bu kabahatleri sayarak kendi suçlarınızı örtüyor olmayasınız. Kitaba ticari bir meta olarak bakma nasıl oluyor burada biraz daha görünür umarım. Ne yapalım, bu Müslüman takım, artık çağdaş dünyaya intibak sağlıyor, kitap okuyor. Dincilerin standları boş kalmıyor.Çatır çatır da para kazanıyorlar. Çünkü millete 5'i 15'e yutturmaya çalışmıyorlar. Yazınızda asıl derdinize ortak aradığınız için yıllardır ısıtılıp sunulan klasiklere uygulanan çeviri hatasını yazmışsınız. Rahat olun o yayınevlerinden çıkan çevirileri kitabı öğretmeni zorla okuttuğu için öğrenciler alıyor. İsteksiz yapılandan arıza doğarmış, bunu da öyle kabul edin...

 

Önümüzdeki yıl TÜYAP'tan sonra sizden yine böyle bir yazı okuyacak mıyız? 5'i 15'e satmazsanız, beni de, yani bir okuru kandırmazsanız, o fuarda işgalci olmazsanız sizin standa geleceğim. O zaman "Sektöre müdahale gerekir" demezsiniz değil mi? Demezsiniz demezsiniz...

 

Yazının tamamına burdan ulaşabilirsiniz http://notoskitap.blogspot.com/

 

 

Yakup ÖZTÜRK yazdı

Güncelleme Tarihi: 09 Haziran 2011, 14:23
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
ne kadar ayıp
ne kadar ayıp - 12 yıl Önce

kalbimi kırdın
yap bi pansuman

diyesim geliyor sayın gumuse

banner19

banner13

banner26