banner17

Yeter ki hizmeti seç, poşetle de olur o!

Sultanahmet Camii’nde bir amca var. Her Cuma, nefsini ayaklarının altına almış, cemaate ayakkabı poşeti dağıtıyor.

Yeter ki hizmeti seç, poşetle de olur o!

 

İçinde bulunduğumuz bütün zaman, mekân ve durumlarda insanlık adına yapabileceğimiz bir şey mutlaka vardır. Fakat o zamanlarda yapmamız gerekeni bilmek ve bulmak için törpülenmiş bir nefs gerektir.

Muhtaç birine yardım öncesinde içimizde kopan gürültü patırtı

Sabah vakti alelacele vapura koşarken ters istikamette karşıya geçmek için bekleyen bir âmâya yardımcı olmak hiç de kolay bir mesele değildir örneğin. Önce hızımızı kesmemiz lazımdır. Sonra durmamız lazımdır. Sonra geldiğimiz yöne -yani geri- yürümemiz, tekrar ışıklarda beklememiz gerekecektir. İçimizdeki o masum çocuğumuz işe geç kaldığımızı bağıra bağıra hatırlatmaktadır. Bu içsel gürültü ve patırtıda muhtaç olan birine yardım için durabilmek erdemli bir kişilik gerektirir. O erdemli insan modern zamanlara şöyle bir not düşecektir: "İnsanlık ölmedi ya."

Lâkin bundan daha zor bir mesele de şudur ki; insanların kendileri yapabileceği bir şeyi keremen ve lûtfen bizim yapmamızdır. Böyle bir istekte bulunulduğunda bir çoğumuzun âsâbı bozulur. Ben bunu en çok oturma odasında televizyon karşısına dizilmiş insanlar arasında gördüm.

Ağabeyi, kardeşinden su istiyor. Kardeşinin gözü televizyonda. (Keşke sadece gözü olsa, bütün varlığı orda.) Su isteyenin bu durumda "kalk kendin al, bişey izliyoruz şurda" kâbilinden sözler duyması alışık olmadığımız birşey değil. Örnekleri çoğaltabiliriz.Sultanahmet'te cemaate poşet dağıtan amca

"Hacı Amcaya küçük bir hediye alacağım" dedi geçen cuma

Bütün bunlardan şuraya geleceğim. Cuma namazını Sultanahmet Camii'nde kılanlar mutlaka görmüştür. Bir amca var. Nefsini ayaklarının altına almış, cemaate ayakkabı poşeti dağıtıyor. Erken de gitsem orda, geç de gitsem orda. Önceden koparıp sol elinde biriktirdiği poşetleri gelenlere uzatıyor. Camiye en son o giriyor. Camide de Hakk katında mahcûb, son safta eda ediyor namazını. Fakat nefsini ayaklarının altına alınca öyle bir yücelmiş ki boyu...

Malumunuzdur ki camiye girerken de, camiden çıkarken de birbirimizi eziyoruz. Ayakkabılarımıza poşet alırken de durum değişmiyor. Koparıp açmaya çalışırken o poşetleri, ister istemez bir kalabalık oluyor. O kalabalıkta istemeden birbirimizin ayağına basabiliyoruz. Mesela benim cuma namazına beraber gittiğim arkadaşımın sol eli tam kapasite çalışmıyor. Belki de en çok arkadaşımı sevindiriyor Hacı Amcanın poşet dağıtması. "Ona küçük bir hediye alacağım" dedi geçen cuma. "Poşetle takas edeceğiz her cuma."

Göğün altı boş değil

Ben gibi sıradan insanların asla aklına gelmeyecek bir hizmette bulunuyor Hacı Amca. Henüz adını bilmiyorum. Namaz kılarken başına sardığı sarık hürmetine “Hacı Amca” diyorum. Kendini zeki sanan bir çok insandan çok çok zeki bir adam. Kendini insan sanan benden çok daha insan bir adam.

Ona bakınca, dergahtan, insanlara hizmet etsin diye halkın içine gönderilen bir derviş görüyorum. Sıcak havalarda insanlara su dağıtan bir sebilci görüyorum, omuzunda zenbili.

Avludan çıkarken "göğün altı boş değil" diyorum. Ve insanlık hâlâ nefes alıyor.

 

Ahmed Sadreddin şükür niyetine yazdı

Güncelleme Tarihi: 03 Mayıs 2017, 21:25
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20