'Yeni Hutbelerim' hâlâ yeni gibi duruyor!

İki hutbe kitabı, eskiyle yeni hutbeleri karşılaştırmak için iyi bir fırsat oldu. Değişen pek bir şey yok. E, peki sevinelim mi, üzülelim mi?

'Yeni Hutbelerim' hâlâ yeni gibi duruyor!

 

Hutbe ile alakalı ne bulursam en azından şöyle bir göz atmazsam olmuyor. Sağ olsun bir imam arkadaşım eski iki kitap verdi geçenlerde; kitaplar elbette hutbe kitabı. Yazarı ise Ahmet Hamdi Akseki Hocaefendi.

Ahmet Hamdi Akseki, Yeni Hutbelerim
(+)

Ahmet Hamdi Akseki merhum, bu kitapları, şimdi Din İşleri Yüksek Kurulu’na muadil Müşavere Heyeti’nin üyesiyken yazmış. İlk kitabın kapağında 1937 yılı tarihlenmiş. Kitabın sararmış sayfalarında ‘1936’dan önce ‘1355’ de yazılmış ki bundan, daha bazı şeylerin o zamanlar hayatın içinde olduğu anlaşılıyor.

Kitabın iç kapağında “Vakfıkebir Müftüsü Abdulvahhab Efendi” diye başlayan 25.10.947 tarihi atılmış eskimez yazıyla bir not ve bir imza var. Artık müftü efendi mi yazdı bu notu, yoksa kitabın ilk sahiplerinden birinin kitapla ilgili düştüğü not mu, açıkçası tam okuyamadım ama kitaptan epey faydalanılmış gibi duruyor. Bunu içerisindeki muhtelif yıllara ait takvim yaprakları ele veriyor. Kitabın içinden bir de kareli bir sayfaya harika bir yazıyla bir hadis-i şerif ve altında da ezan duası olan bir sayfa daha çıktı. 1936’lardan günümüze kadar bu kitaba kim bilir hangi eller değdi; kim bilir hangi imam efendiler Cuma hutbelerini bu kitaptan faydalanarak hazırladı?

Ahmet Hamdi Akseki, Yeni Hutbelerim
(+)

Ahmet Hamdi Akseki zor zamanlarda iki hutbe kitabı yazmış, belli ki büyük bir boşluk uzun yıllar bu iki kitapla doldurulmuş

Kitap, o zamanların kurak dinî neşriyat sahası için çok önemli. Zor şartlar altında güzel eserlere imza atılan bir zamanda yine gayretli bir ekip tarafından kotarılmış güzel bir emek. İki kitap da incelendiğinde, 151 adet hutbe, o zamanın şartlarından nasıl etkilenildiğini de ortaya koyuyor. Kitabın önsözünden, kitabı tashih eden merhum Dersiam Kâmil Miras’ın kitaptaki yazısından bunu anlamak mümkün.

Her iki kitap da Fatiha suresiyle ilgili birer hutbeyle başlıyor. İlk kitabın üçüncü hutbesinin “Tayyarenin Ehemmiyeti” başlığını taşıması güncel meselelerin hutbelere konu edilmesi sorununun günümüze ait değil, çok eskilerin, daha Cumhuriyet’in ilk yıllarının da bir sorunu olduğunu düşündürüyor. Her iki kitap da incelendiğinde en azından resmi içerikli önemli gün ve haftaların henüz hutbe konularını istilâ etmediğini görmek dimağda buruk bir tat bırakıyor.

Ahmet Hamdi Akseki, Yeni Hutbelerim
(+)

‘Yeni yapılan bir camii şerifin resmi küşadında okunacak Hutbe’ başlıklı ikinci kitabın yüz yirmi sekizinci hutbesi, tüm hutbelerin nasıl samimi bir lisanla yazılmış olduğunu da işaret ediyor sanki. İkinci kitapta yedi adet hutbe ardı ardına sağlık konularına ayrılmış bulunuyor. Verem ve korunma yolları, kızamık, kızıl, kuşpalazı, çiçek, boğmaca, tifo sıtma, bataklık, sivrisinek, karasinek konularındaki hutbelerde bu sayılan hastalıklar basit bir dille izah edilip bunlardan korunmanın aynı zamanda dinî bir gereklilik olduğuyla ilgili halka tembihlerde bulunulmuş. O zamanlar halk bu hastalıklardan kim bilir neler çekmiştir.

Ahmet Hamdi Akseki, Yeni Hutbelerim
(+)

O yılların zor yıllar olduğu unutulmadan bu iki ciltlik kitabın eksiğiyle gediğiyle samimi bir niyetle büyük bir boşluk doldurduğu söylenebilir. Ahmet Hamdi Akseki merhumun ikinci kitabın sonunda basılmış ve basıma hazır eserlerinin listesi bu muhterem zatın ilgi alanlarının ne denli geniş olduğunun bir delili.

Haberimizi kitabın sonundaki dua ile bitirelim: “Ya Erhamerrahimîn! Dini islâmı nusratınla teyid ve beşeriyeti nuru iman ile tenvir eyle Yarabbi!

Ehli islamı daima aziz ve mansur, düşmanlarını zelîl ve makhur eyle Yarabbi!”

 

Halil Arslan, eski iki kitaba dokunmanın sevinciyle yazdı

Yayın Tarihi: 31 Ocak 2013 Perşembe 17:01 Güncelleme Tarihi: 05 Mart 2013, 13:03
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26