Yeni bir felsefeyi kurmak mı anlamak mı?

Hüseyin Karaman’ın Nurettin Topçu’da Ahlak Felsefesi adlı çalışması, Nurettin Topçu’yu merak edenler, onun fikirleriyle uğraşmak isteyenler için çok faydalı, açık seçik, sade ve akıcı bir başvuru kitabı.. Ömer Yalçınova yazdı..

Yeni bir felsefeyi kurmak mı anlamak mı?

Birçok mütefekkir için anlaşılması zordur diyebiliriz. Bunlardan biri de Nurettin Topçu. Peki anlaşılması zorsa ne yapmak gerekir? Bu sorunun cevabını araştırırken bizi çetin bir okuma ve düşünme faaliyetinin beklediğini söyleyebiliriz. Çünkü Nurettin Topçu anlaşılması güç, sıkı dokuya sahip eserler ortaya koymuş. Ve bu durum karşısında anlamasak, uğraşmasak, hatta hiç haberimiz olmasa ne olur ki diyemiyoruz. Söz konusu kitaplar Nurettin Topçu’nun olunca hayati öneme sahip düşüncelerle uğraşacağız demektir.

Nurettin Topçu’yu yalnızca kitaplarından tanımak mümkün. Fakat yeterli mi? Bizce yeterli değil. Her okuyucunun kitaplarından edineceği Nurettin Topçu fikriyatı ve portresi önemlidir, gereklidir ve onu anlamaya dönük atılacak ilk adımdır. Bizce önce mütefekkirin eserleri okunmalı. Anlamıyorum diyerek bırakılmadan, sabrederek, anlamaya çalışarak. Anlaşılmadığı yerlerde yılmayıp, yeniden okumayı göze alarak. Daha sonra ise Nurettin Topçu’nun hayatı, mücadelesi, dergisi ve fikirleriyle ilgili yazılmış makale ve kitaplara bakılmalı. Onunla ilgili yazılmış makale ve kitaplar da kendi edindiğimiz fikirlere ve portreye dahil olacaktır.

Zaten Nurettin Topçu, kitaplarında sık sık bu noktayı vurgular. Yani ele alınan, okunan kitap tartışılmalı, değişik eserlerle kıyaslanmalı ve tartılmalıdır. Her şeyi olduğu gibi kabul edip uygulamaya sokmak yanlış. Okuyucu kendi düşüncelerini de devreye sokmalı, bir nevi okumakta olduğu kitapla çarpışmalı ve hesaplaşmalıdır. Ancak o şekilde düşüncelerini geliştirebilir. Daha da önemlisi, ancak o şekilde düşünce ufkunu genişletebilir.

Hüseyin Karaman Nurettin Topçu’yla bir hesaplaşma içine girmez

Hüseyin Karaman’ın Nurettin Topçu’da Ahlak Felsefesi (Dergâh y., 2000) adlı çalışması bu yönde atılmış mütevazı ama çok önemli adımlardan biri. Tespit ettiğimiz kadarıyla iki türlü akademik çalışma vardır. Birincisi; ele aldığı konu veya şahsı sıkı bir şekilde tahlil edip okuyucuya yansıtmak, okuyucuyu bilgilendirmek yönünde yapılanlar. İkincisi; kendi felsefesini kurmak için bir konu veya şahsı ele alan, zıplama tahtası olarak kullananlar. Hüseyin Karaman’ın eseri birinci yönde yapılmış bir çalışma. İkinci tür çalışmalarda çünkü ele alınan mütefekkirin fikirleri bir araçtır, ulaşılması gereken hedef değil. Birinci yöndeki çalışmaların hedefi ise ele aldığı mütefekkirin düşünceleridir.

O yüzden Hüseyin Karaman Nurettin Topçu’yla bir hesaplaşma içine girmez. Çünkü önünde zaten anlaşılması güç bir felsefe durmaktadır. Onu aşmak, onun söylediklerinin üstünde bir şeyler söylemek, ilk planda yapılabilecek iş değildir. Hüseyin Karaman’ın kitabının işlevi belki o yönde yapılacak çalışmalara bir öncülük yapmak, yardımda bulunmaktır. Çünkü Topçu’nun ilk önce fikirleri öğrenilmeli, anlaşılmalı. Daha doğrusu onun ne dediğini etraflıca bir çevirmemiz, fikirlerinin kaynağını ve uzandığı noktaları tespit etmemiz gerekir. Ondan sonra tartışmaya başlayabiliriz, eleştirilecek noktalarını eleştirir, daha da öne çıkarılması gereken yönlerini görünür hale getiririz.

İkinci tür akademik çalışmalar aslında bir fidanı aşılamaya benzer. Ki yeni bir gövde meydana gelsin. Birinci tür çalışmalar ise ağacı budamaya, sulamaya, meyvelerinden istifade etmeye benzer. Örneğin Topçu’nun Bergsonincelemesi birinci türden değerlendirilebilecek bir çalışma. Bergson’u okuduğumuzda Bergson’un fikriyatını bütün boyutlarıyla görmeyiz. Topçu zaten Bergson’u Türkçeye aktarmaya, kazandırmaya çalışmamış. Yani öncelikli tercihi bu olmamıştır. O, kendi felsefesinde Bergson’la ilk kez İsyan Ahlakı’nda karşılaşmış. Orada onunla meselesini tam olarak halledememiş. O yüzden ikinci bir eserle Bergson hesaplaşması içine girmiştir. İsyan Ahlakı’nda oysa Kant, Spinoza, Rousseau… gibi birçok filozofla meselesini bitirmiş, noktayı koymuştu. Topçu Bergson’dan söz ederken gözlerini kendi hedefine dikmiştir. Bu da hareket, ahlak ve maneviyattır. Belki Bergson’un “zaman”, “sezgi” gibi konularda yakaladığı ama sonuna kadar götüremediği noktayı görmüştür Nurettin Topçu. Ve oraya doğru uygun adım ilerlemektedir. Bu noktada Bergson’un yakaladığı ama göremediği açıları yazdığı için hem ortaya yeni bir felsefe koymuş hem de Bergson eleştirisi yapmış olur.

Topçu hayatı boyunca hangi kavramlar etrafında bir felsefe kurmaya çalışmış

İkinci tür çalışmalar çok tehlikeli. Çünkü eleştirerek, açıklarını yakalayarak kendi felsefeni kuracağın filozofların altında ezilebilirsin. Onların diktiği çıtanın altında kalabilirsin. O tür, başarısız kitaplar da vardır. Ve birçoğunun günümüzde adı unutulmuştur. Örneğin Hilmi Ziya Ülken’in İbn Haldun’la ilgili çalışması. Fakat buna karşılık Saint Simon denilince akla hemen Cemil Meriç gelir. Çünkü Cemil Meriç Saint Simon’un üstünde bir felsefe ortaya koymamıştır, ama sıkı bir sosyolojik çalışma yapmıştır. Ve onun bu çalışması ortaya orijinal bir felsefe koymak kadar kıymetlidir. Hüseyin Karaman’ın Nurettin Topçu’da Ahlak Felsefesi de bu açıdan sosyolojiktir denilebilir. Çünkü sosyologlar gibi yeni felsefe kurmaktan ziyade tespit yapmaya ve aktarmaya ağırlık vermiş.

Hüseyin Karaman’ın çalışması, Nurettin Topçu’yu merak edenler, onun fikirleriyle uğraşmak isteyenler için çok faydalı, açık seçik, sade ve akıcı bir başvuru kitabı. Özellikle “Topçu hayatı boyunca hangi kavramlar etrafında bir felsefe kurmaya çalışmış” sorusuna dönük verilmiş bir cevap gibi. Topçu’nun hayatı boyunca önemsediği, dikkat çektiği, davasını güttüğü kavram ve meselelerin kısa bir özeti gibi. Her Nurettin Topçu âşığına gönül rahatlığıyla tavsiye edilebilecek bir kitap.

 

Ömer Yalçınova yazdı

Güncelleme Tarihi: 23 Mayıs 2016, 14:02
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26