Yeni bir dünya: Second Life

Diğer yandan Second Life oyunu 2003 yılından beri internet tabanlı sanal dünya olarak var olmaktadır. Second Life oyununun altında temellendirilmiş bir düşüncenin yattığını görmekteyiz. Yakuphan Güleç yazdı.

Yeni bir dünya: Second Life

Second Life, Türkçe anlamıyla “İkincil Yaşam” bir oyun olmasının yanında teknolojiye dair bir fikri altyapıyı da ifade etmektedir. Diğer yandan Second Life oyunu 2003 yılından beri internet tabanlı sanal dünya olarak var olmaktadır. Second Life kuruluşunun altında temellendirilmiş bir düşüncenin yattığını görmekteyiz.

Second Life terimini ilk defa Prof. Dr. Hubert Dreyfus’un İnternet Üzerine[1] kitabında okumuştum. Kavramı bilmeyen biri için tek başına sanki reenkarnasyon temalı bir fikir gibiydi. Fakat Dreyfus’un yazdıklarını okuyunca Second Life’a dair zihnimde temel bir bilgi oluştu. Dreyfus sorduğu sorularla çeperi içten dışa doğru (tümevarım) örüyordu.

Dreyfus’un soruları şunlardı: İkincil yaşam formlarının üreticisi Joseph Nye’ın dediği gibi internet “karşı konulmaz alternatif kültür” dediği şey ise, ne olacak? İnternet bize sanal bir ikinci hayat verirse ne olacak? Hayatlarımızın önemli bir kısmını siber-uzayda yaşamaya başladığımız ölçüde, üst veya alt insan haline mi geleceğiz? (Son soru özelinde Fukuyama’nın[2] insan-ötesi gibi temelsiz fikirleri, Rosi Bradiotti’nin[3] inşa ettiği insan-sonrası anlayışına bakabilirsiniz. Ayrıca Pepperell’in[4] insan-sonrası manifestosu da Dreyfus’un sorduğu soruya cevap verecektir)

Dreyfus sorularına şu cevabı veriyor: “Siber gerçekliğe girip duygusal, sezgisel, konumlu (situated), hassas, bedenli benliklerimizi arkada bıraktığımızda ve böylece insanoğlunun daha önce erişemediği yeni, hatırı sayılır bir özgürlüğe kavuştuğumuzda, zorunlu olarak bazı çok önemli kapasitelerimizi de kaybedebiliriz…” ve bunun yanında siber uzayda kazandığımız birçok yetinin yanında başka yeteneklerimizi kaybedebiliriz. “İnternet içinde ve onun aracılığıyla yaşama beklentisi artık o kadar da cazip bir şey olmadığını göstermektedir.”

İnternet aslında cazip değil, diyor Dreyfus. Bu gerçekten üzerinde durulması gereken bir konu. İnternet bugün kültürlerin bir parçası konumuna geldiği halde neden cazip[5] olamadığının üzerine düşünmeliyiz. Çünkü o, yaşamlarımızda kapasitemizi kaybettirecek içerikleri de hattı zatında barındırmaktadır. Black Mirror dizisinin 1. Sezon 3. Bölüm ile 2. Sezon 1. Bölümler’inde yer alan ana fikre baktığımızda ne demek istediğimi çok daha net olarak anlayacağız. Bahsi geçen iki bölümün de insan duygu ve düşüncelerine nasıl tesir ettiğini görmekteyiz. Kocası vefat eden Martha’nın onun fiziksel ve zihinsel ölçülerine sahip bir realistik manken siparişi verdiğinde ölen kocasının fiziken orada fakat duygusal olarak yaşamadığını görmesi ne demek istediğimizi gayet açık anlatıyor. Sanal yaşam formaları bize ne vaat ediyor diye sormadan edemiyoruz. Tüm bu söylediklerimiz üzerinden Dreyfus’un internetin cazip olmadığı fikrine katılıyorum ve internetin sanal yaşam formlarını sorgulamaya devam ediyorum.

Sanal bedenleme: Second Life’da anlam efsanesi

Second Life’ın sundukları:

  • Second Life sakinleri olarak sanat galerilerini gezebiliriz, sanal metaları almak için e-alışveriş yapabiliriz, konserlere gidebiliriz, ibadet edebiliriz (internetten dini kitap okumak, bağış yapmak gibi), derslere katılabiliriz (açık öğretim fakültesi), sohbet edebiliriz, gayrimenkul alıp satabiliriz (aklıma bitcoin gelmedi değil).
  • Çevrim-içi (on-line) olduğumuzda ikincil bir iletişim kurabiliriz ancak gerçek zamanlı bir şeyler yapmak istesek dahi Second Life buna izin veremez. Çünkü bedensel bir etkileşim şu anki teknoloji ile çok kısıtlıdır. Sadece aşina olabiliriz.
  • Bir şeyler yaratıp onların can bulmasından hoşlanırız. İnsanda sınırlı bir yaratma sıfatı vardır. Rabbimiz kullarına da böylesi bir şey bahşetmiştir. Fakat Second Life’ta yaratmaktan ziyade “mış” gibi yapıyoruz.
  • Second Life ile para kazanma imkânı vardır. Özellikle e-alışveriş güzel bir örnektir.

Second Life üzerinde hangi faaliyetler yapılmaktadır?

  • Her şeyden önce kapitalist dünyada ticari girişimlerin olmadığı yer yok gibidir. Herkes “dolar” işareti ile geziyor mübarek! İnsanların önemli bir kısmı ticari kaygılarla hareket etmektedir.
  • Daha önce de belirttiğimiz gibi Second Life, bir oyun olarak hali hazırda durmaktadır. Second Life uygulamasıyla karakterinize uygun, istediğiniz yaşamı seçebiliyorsunuz. Buradaki ilk nesil oyunu sadece tüketen değil üreten olduğunun farkındaydı. Second Life artık müdavimleri ile birlikte kahveye girermiş gibi insanların birbirleriyle selamlaştığı bir ortama dönmüştür. Second Life'da diğer oyunlara nazaran kuralsızlık kuraldır.[6]
  • Second Life’da bir dünya kurabiliyorsunuz. Sanal bir yaratıcılığa sahipsiniz ayrıca.
  • Her şeyden evvel genel anlamda Second Life’da sosyalleşebiliyorsunuz. İnsanlar neden second life yaşamlarını tercih etmektedirler, niçin burada bulunmaktadırlar? Çünkü iletişim, topluluk ve işbirliği sitemleri Second Life’ta yer almaktadır ve bu alan gittikçe genişlemektedir. İnsanlar Second Life’ı kullandıkça platforma uyum sağlamaktalar ve içselleştirmektedir. Ağ araçları bizlere gerçek zamanlılık ve görselleştirme imkânı sunmaktadır (günlük kullanım ile). Ve ağ ile kullanıcı birbirini karşılıklı etkilemektedir.
  • Second Life ile alternatif bir dünyada gerçek yaşamdan çok daha başka bir hayatı tadıyorsunuz. Second Life size büyülenme hissi veriyor ise asıl faaliyetin girdabına düşmüşsünüz demektir.

Second Life’ın varoluşçu eleştirisi

Second Life yani ikinci yaşam gerçek yaşamdan soyutlanmış bir hız, haz ve hayal dünyasında yaşamamıza neden olmaktadır. Burada varoluşçu eleştiri de ya Pascal gibi varoluşçu filozofların gayri sahih, hoş bir yaşam olarak gördükleri oyalanmanın cezbedici yaşamını seçeceğiz ya da tüm değer verdiğimiz şeylerin kırgınlığıyla yüzleşmeye ve hayatımızı adayacağımız anlamlı bir şeyler bulmaya çağıran otantik (sahih) bir yaşamı seçeceğiz. Şahsen ikincisini seçmeyi yeğlerim. Adeta uyuşturucu almış ve dünyanın acı-tatlı yanlarıyla yüzleşilmesini engelleyen Second Life’ın yerine, yapmış olduğum tercihlerle bu dünyada tam anlamıyla yaşamayı tercih ederim.

Second Life’ın Nietzcheciler tarafından eleştirisi

Nietzcheciler, Second Life’ı gerçeğin üzerini örten bir gösteri olarak görmektedirler. İhtiyatlı deneyler yapmayı teklif eden ama sadece tehlike içeren gerçek dünyada mümkün olabilecek cesurca deneyler yapmanın mükâfatını kaçıran bir sahte gösteri olarak konumlanmaktadır.

Second Life’ın Heideggerciler tarafından eleştirisi

Heideggerciler, anlamlı bir yaşam için kişinin mihrakî hadiselere (odaklara) dâhil olmasının gerekli olduğu öne sürmektedirler. Mihrakî hadiselerin (odakların) mümkün kıldığı, dünyamıza ehemmiyet kazandıran ortaklaşa paylaşılan ruh hallerinin gücüne karşı duyarlılığın hayatımıza anlam bahşettiğini öne sürmektedirler.

Cazip olmayan dünyanın sonu

Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya kitabının başından itibaren habercisi olan sonu okumanızı tavsiye ederek yazımı burada noktalıyorum. Yapaylıklar dünyasının hiçbir zaman tam bir zafer elde edemeyeceği bir dünyada yaşadığımıza inanıyorum. Distopyaların ruhunu yakalayan bir dünyanın sonunu güneşi doğmayan bir Matrix ülkesi olmasından korkuyorum.

 

[1] Hubert Dreyfus, İnternet Üzerine, Küre Yayınları, 1. Baskı. 2017, İstanbul.

[2] François Fukuyama’nın insan-ötesi anlayışı ile ilgili birkaç kitabı bulunmaktadır. O’nun bu anlayışını özellikle Prof. Dr. Erol Göka İnternet ve Psikolojimiz kitabında eleştirmektedir.

[3] Rosi Bradiotti, İnsan Sonrası, Kolektif Kitap, 1. Baskı, Ekim 2014. İstanbul.

[4] Robert Pepperell, Posthuman Manifesto, Hece Dergisi, Dijital Sayısal Kültür Sayısı, 234, 235 ve 236. Sayılar. Çev. Reyyan Baş. 2016. İstanbul.

[5] Çoğumuz internet için cazip diyecektir, fakat haz almak ve eğlenmek ile caziplik aynı anlama gelmemektedir

[6] Beth Coleman, Hello Aavatar, Mediacat Yayıncılık, 1. Baskı. 2012.

Güncelleme Tarihi: 03 Temmuz 2019, 16:05
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13