banner17

Yemek tarifinin Kültür sayfasında ne işi var?!

Artık ekilmeyen, sulanmayan, temizlenmeyen, bakımdan yoksun ve cümle haşeratın gövdesini kapladığı kültür sayfalarımız var.

Yemek tarifinin Kültür sayfasında ne işi var?!

 

İşin uzmanı ve meraklıları için fazlasıyla önemli sayfalardır… Çoğu vakit gazete ele alınır alınmaz, ilk o sayfalar açılır ve büyük bir iştahla gözden geçirildiği gibi sayfanın önemli bir kısmı o zaman aralığı içerisinde bitirilir. Vakitli vakitsiz bir tercih söz konusu değildir. Deyim yerindeyse, uzmanlarının ve meraklılarının samimi bir sığınağıdır.

Evet, kültür-sanat sayfalarından söz ediyorum. En ciddi, en güzide ve en içten arayışların ortak birer paydasıdır bu sayfalar. Kitap merakının kamçılandığı, dostlukların her dem yenilenerek filizlenip hayat bulduğu tarafları vardır çoğu zaman. Çıkarsız, fisebilillah, düşünceye, edebiyata, kitaba gönül vermiş yazı erlerinin buluşma noktasıdır sararan bu sayfalar. Sararan diyorum çünkü tadı kalmadı bu masalın.

Farkında mısınız bilmem, kişisel arşivlerimizin en azından büyük bir kısmını bu sayfalar oluşturmaktadır. Altını çizerek okuduğumuz başka hangi sayfa vardır bir gazetede? Gel gör ki garip bir kader taşırlar; yoğun ilanların, tam sayfa bulmacaların, taziye ve zayi ilanlarının hiç düşünülmeksizin baskıya geçirildikleri zaman, ‘üvey sayfa’ muamelesine tâbi tutulduklarını hiç düşünmemişizdir bile. Bir ciddiyetsizlik âbidesi gibi karşımızda duran üçüncü sayfaların yoğun cinnet haberleri kadar olsun değer taşımazlar. Büyük düşüncelerin, önemli akımların bir masa etrafında toplanıldıktan sonra bir gazete sayfasında hayat bulması karşısında eskilerin o rikkat ehli tavrı için gıpta edilen tutum şimdi nerede kalmıştır?

Artık cümle haşeratın gövdesini kapladığı bir sayfamız var

Edebiyatın, felsefenin, sanatın bütün şubeleriyle görücüye çıktığı o ferahfeza zamanlar şimdilerde çok geride kalmışa benziyor. Benziyor değil, büsbütün unutulmuş bir toprağımız var artık. Artık ekilmeyen, sulanmayan, temizlenmeyen, bakımdan yoksun ve cümle haşeratın gövdesini kapladığı bir sayfamız var. Edebiyat sayfalarının o eski ağırlığı, ihtiramda bulunulan, mühimsenen, eleştirilen, tartışılan tarafı yok işte. Özellikle Müslümanların intişarında bulundukları gazetelerin bu konu vesilesiyle diğerlerinden daha önde olduklarını söylemeliyim. Neden? Çünkü diğerlerinin çoğunun bir kültür sayfası bile yok. O yüzden hakim medyanın sınıfta kaldıklarını rahatlıkla ifade edebiliriz. Ama bu, bizim çok iyi bir durumda olduğumuzu da göstermiyor yine de. Yerel basın neyse de ulusal basının bu sayfalar karşısındaki tutumu artık bir irtifa kaybının bariz örneklerini oluşturmaktadır.

Adına kültür-sanat denilen sayfaların arasında, mizanpajından fotoğrafına, haberlerinden köşe yazarlarına kadar kronikleşmiş bir fakirlik hemen göze çarpıyor. Bu sayfaların ehliyetli olmakla yakın bir ilişkisi var mıdır acaba? Belki… Fakat güncel anlamda edebiyatın, sanatın nabzını tutabilecek bir organdan, editörlükten yoksun mudur bu gazeteler? Öyleyse ne iş yaparlar? Bir mankenin kopan düğmesi kadar önemi yok mudur kültürün, edebiyatın düşünce dünyamızda? Hadi buna biz gaf yaptık diyelim, ya yemek tariflerine ne buyurursunuz? Kültür-sanat sayfasında yemek tarifi, oh ne âlâ!..

Yerel gazetelerin tozunu uzun yıllar en azından bir okur, zaman zaman da editör hissiyatı ve duyarlılığıyla yutmuş biri olarak kültür-sanat sayfalarının hal-i pür melallerini yakından takip ediyorum. Tek tek, satır satır elden geçirdiğim yazıların, fotoğrafların dişe dokunur bölümü, toplam bir karton dosya tutmaz. Çünkü bilimsel bir endişe ve gönüllü bir kölelik göz önüne alınarak hazırlanmayan bu sayfaların ‘ben yaptım oldu’ mantığından öte bir değeri yok maalesef. Şunu peşin olarak söyleyeyim, herhangi bir polemik krizinde değilim, böyle bir amacım da yok. Hoş, olsa bile polemikten kaçacak kadar altı ıslak biri de değilim.

Fakat bahsettiğim meseleyi gündemlerinden ve tabii gazetelerinin sayfalarından çıkaran sözde gazete patronlarının amacı ne olabilir dersiniz? ‘Daha çok reklam, daha çok para’ mantığını kapitalist bir varsayım hanesine tevdi etmiş olsak dahi, kültürün ve sanatın olmadığı bir para ne iş yapar, doğrusu bunu da hesap etmek gerekmez mi?

Mevcut gazeteler kültür sanatın neresinde, bakalım

Mevcut gazeteler içerisinde işini hakkıyla olmasa bile dişe dokunur tarafıyla yerine getiriyor görünen Zaman gazetesinin dışındaki gazeteler çokoprens almaya mı gittiler dersiniz! Ancak Zaman gazetesinin kültür-sanat editörü Ali Çolak’ın âdeta bir açılım, yenilik adına bir türlü bitmek bilmeyen sola göz kırpar vaziyeti açıkçası birtakım şüpheleri de beraberinde getirmiyor değil. Daha düne kadar ‘hizmete’, hocaefendiye ağır hakaretler, küfürler dizen sözde bu edebiyatçı solaklar şimdi dirsek temas aralığında hizada bekliyorlar, ne iş? Ya da gazetenin mezkûr takıma yakınlaşması eğer ulusal bir kimlik ve aidiyet duygusundan kaynaklanıyorsa boş ver, üstü kalsın!

Bir dönem Ahmet Kekeç’in editörlüğünde hazırlanan Akit gazetesinin mezkûr sayfası çok yakından bilmekteyim ki harıl harıl takip edilmekte, şakır şakır okunmaktaydı. Kekeç’in editörlüğünün bitmesi ile birlikte sayfa bir ara tümden yerin dibine girmişti âdeta. O vakit anladım meselenin kişilerin becerileri, ufukları üzerinden bir seyir izlediğini. Şimdi uzun yıllardır Ahmet Can sayfaya emek veriyor Vakit'te.

Aynı şekilde Yeni Şafak gazetesinin geçmişinde duran o nefis sayfa şimdi nerededir acaba? Aradan geçen bunca yıl sonra gazeteden kültür-sanat adına ne kalmıştır geriye? Oysa Yeni Şafak değil miydi ‘Türkiye’nin Birikimi’ epigrafını kullanıp kültür-sanat yayıncılığının öncüsü iddiası ile yola çıkan? Yazık, çok yazık…

Milli Gazete bu anlamda kalitesinden çok da vazgeçmiş sayılmaz aslında. Bünyamin Yılmaz sonrası sayfa, bir-iki yalpalar gibi oldu, Cafer Keklikçi ile yola devam ederken şimdi tekrar yeni bir arkadaşın Seyid Çolak'ın emekleri ile kararlı duruşunu sergilemeye devam ediyor.

Türkiye gazetesi ise yıllar yılı aynı çizgide devam ediyor, değişen bir şey yok. Tercüman (her ikisi de) bir mânânın yoksunluğu arasında silinip gittiler. Star gazetesi ise Gülcan Tezcan'ın, Bedir Acar'ın emekleri ile çırpınışlar sergiliyor, çabalarını zaman gösterecek elbet. Yine de önemli bir atılıma ihtiyaçları var bahis konusu sayfa adına. Bugün gazetesinde ise edebiyatın, kültürün dışında her şey var! Milat gazetesi sayfayı değerlendirmek adına Nil Gülsüm’ün çabalarıyla ortaya birşeyler çıkarma uğraşısı veriyor, bakalım zaman ne gösterecek?

Bu iş yürek işi… Bu iş gönül işi… yüreği ve gönlü olanların edebiyatı ve sanatı ciddiye alacak samimiyetten uzak olmaları kadar acı bir şey olamaz. Çünkü medeniyetin ve düşüncenin varlığı söz konusu edebiyat dergilerinde ve kültür sanat sayfalarında anlam kazanır. Çünkü aşkın barınağı, dili, kelimeleri bu sayfalarda surete bürünüp yine bu sayfalarda vuslata ulaşır.

Bu sevdayı büyütenlere bin selâm olsun!

 

Arif Akçalı yitip giden sayfasına üzüldü

Güncelleme Tarihi: 12 Haziran 2012, 15:58
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20