Yarası olan gocunsun!

Ömer Karaoğlu Avrupa'da bizimkilere yönelik bir ictihad denemesinde bulunuyor!

Yarası olan gocunsun!

Asrı gurbet harab etmiş köyümü/ Bülbül gitmiş baykuş konmuş gel hele” (Anadolu Türküsü)

Gurbet üzerine yazılan ve söylenenler, birinci kuşak namıyla Avrupa’ya göçen insanlarımızın neler yaşadığını anlatmaya sanırım kâfi gelmez. Yaşamak ve tecrübe etmek başka olsa gerek. Doksanların başından bu yana oralara çok sayıda ziyaretimiz oldu dostların davetiyle. Avrupa’nın hemen birçok ülkesinde konserler vesilesiyle paylaşımlarımız, izlenimlerimiz oldu. Bu ilk çıkışlarımızda, bilenler bilir Goncagül’ün yorulmak bilmeyen dinamizm ve enerjisi yanında anlık sürprizleri, zekâ yüklü mizahı sahne dışına taşımaktaki mahareti, muhatapları kadar bizi de şekilden şekle sokmuş, her yolculuk doyumsuz bir lezzete dönüşmüştü. Zaman zaman yurt içinde olduğu gibi Avrupa programlarında da birlikte yol gitmekten onur duyduğum merhum Hasan Nail Canat ağabeyimi, özellikle ilk devrelerde Birlik Sanat’ı, Ulvi Ağabeyi anmazsam eksik kalır.IGMG

Avrupa İslam Toplumu Milli Görüş (IGMG), sıklıkla bizleri misafir eden bu coğrafyanın en yaygın sivil kuruluşu. Camiler etrafında toplanan insanlarımız, DİTİB (Türkiye Diyaneti), ATİB (Avrupa Türk-İslam Birliği) ve diğer oluşumlar yanında daha sınırlı çevrelerde özel birliktelikler oluşturarak değerlerini korumak, yeni kuşakları Avrupa’nın ışıltılı ve özgür (!) zindanlarından sakınmak, yerli kalabilmelerine imkân üretmek umuduyla sayısız fedakârlık örnekleri vermiş ve vermeye devam etmektedir.

Gündemi tamamen Türkiye’ye ayarlı bir bakış sağlıklı değil

Görünür yapılara, fizikî mekânlara olan zaruri ihtiyaçlar kanaatimce belirli bir düzeyde görülmüş ve görülmeye devam ediyor. Bu çatılar altında insanımız bir araya gelip öğrenmeye, dertleşmeye, paylaşmaya imkân buluyor. Kanaatim o ki, bundan sonra insana, kültüre ve sanata daha fazla yatırım yapmalı. Özellikle çocuklar ve gençler için cazip zeminler çoğaltılmalı. Avrupa’nın ışıltılı dış mekânları ve sözde “özgürlükleri”, aklı başında anne-babaların işini zorlaştırıyor. Kitabı ve peygamberi ciddiyetle tanıtmak, yaşadığı ülkenin yapısı ve şartlarının farkında olup aklıyla yüreğini buluşturabilen gençler yetiştirmek, onlara sorumluluk ve yetki dengesi içinde daha fazla güvenmek gerekiyor. Gündemi hemen tamamen Türkiye’ye ayarlı bir bakış ve yaklaşımın sağlıklı olmadığını en az bizim kadar oradaki dostlar da fark etmiş olmalı. Kuşaklar arasında bir takım sorunlar olduğu muhakkak ama ümitvar olmalı.

Ömer KaraoğluKonserin kimilerince “kanser” gibi algılandığı devrelerden giderek sıklaşan sahne programları döneminde yolumuz Avrupa’daki bizimkilere de uğrar oldu. Organizasyon kültürü açısından memleketteki örneklere nazaran biraz daha mesafe almaya ihtiyaç vardı kanaatimce. Ve öyle de oldu. Zamanla daha iyi salonlar, daha kaliteli etkinlikler ve daha başarılı işler yapılmaya başlandı. Konser ile konferans arasındaki fark belirginleşmeye başladıysa da canlı orkestrayla konser verebilmek hâlâ bir sorun.

Dost acı söyler kabilinden sanata düzgün pencereler aralamadıkça ve sanatı bir tür garnitür tadından kurtarmadıkça ne orada ne burada başarmış sayılmayız. İyi eserler, iyi bir sahne ve teknik koşullarda sunulmadıkça çocuklarımız ve gençlerimiz, ambalajı parıltılı şovlar ve eğlence mekânlarının ayartıcı ikliminde eriyip gitmeye devam edecek. Benden söylemesi!.. Şanlı tarihimizin parlak devirlerinden kopup gelen mehter coşkusu bizi teselli eder mi bilmem. Mirasımız elbet kıymetli ve zengin ancak demem o ki yeni şeyler de söyleyebilmek gerek dostlar.

Değerlerinize saldırıldıkça değerlere sarılmanın en iyi yolu

Diğer yandan Avrupalı adam, Müslümanlar karşısında hukuk ve adalet sınavında zaman zaman kırık not alıyor. Asimilasyonla entegrasyon arasında gidip gelen karmaşık zihinsel yapı, özellikle 11 Eylül sonrası süreçte dünyaya salınan İslamofobiyle giderek tahammülsüz hatta paranoyak bir ruha evrilmeye müsait. Örnekleri de var maalesef. Bizimkiler bir de bunlarla boğuşuyor. Kimileri kavramakta zorlanabilir ama değerlerinize saldırıldığında abdestinizden şüpheniz yoksa şayet, değerlerinize sarılmaktan başka çareniz yok demektir. Değerlerinizi temsil kabiliyetinizi geliştirmek şartıyla. İşte ilim, ahlak ve ibadetin estetik ifadesi olarak sanat burada önemli ve etkili bir dil.

Demek ki neymiş? Müzik bazılarının zannettiği gibi “çalıp oynamaktan” ibaret bir iş değilmiş!.. Bu arada unutmadan bizdeki kadar, oralardaki dostlarımızın da  “dokuz sekizlik zikirli ilahilerden” öte bir müzik repertuvarına ihtiyacı var. Bir de etkinliklerde maliyet gözetelim derken, ileride “daha yüksek maliyetlere” katlanmak zorunda kalmayalım desem…

Sözümüz şu ya da bu şahsa değil ama yarası olan da varsın gocunsun.

Diyalog:

- Selamun aleykum üstad.

- Ve aleykum selam.

- Geliş biletinizi Cuma günü, gidişi Salı yaptık, uygun mu?

- Sevgili dostum beş günümüz orada yani…

- Evet, hem biraz da gezmiş olursunuz.

- Sağolasınız ama programımız cumartesi değil mi? O güne yok muydu?

- Hani “raise büro” (bilet satıcısı şirket) en uygun böyle ayarlamış.

- Konseri o arkadaş mı organize ediyor?

- Yok hocam olur mu? Biletleri ayarlıyor sadece. Promosyon bileti… (ya da “şponzor acenta”)

- Aziz dostum, bizim Salı’ya kadar bir dolu randevumuz var. Zaman kıymetli… Mümkünse…

- Bir bakalım o zaman…

- bir bakın mümkünse…

- Sahi unutmadan gelirken “Sey-Dey”lerinizden (CD’yi kardeşlerimin çoğu orada böyle telaffuz ediyor) varsa…

- Hallederiz inşallah.

- Allah’a emanet olun.

- Siz de kardeşim.

 

Ömer Karaoğlu yazdı

Güncelleme Tarihi: 18 Ekim 2010, 11:33
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet
Mehmet - 10 yıl Önce

Avrupada musluman kalabilmek icin, gundemimiz Turkiye olmak zorunda. Gundemi Turkiye olmayan, Avrupa-islami gelistirme kaygisi tasiyanlarin Avrupaliliginin islamligindan agir bastigini cokca musahede ettik. Bizim icin memleket sadece dogdugumuz veya ana babamizin dogdugu yer degil, geri donecegimiz yer ayni zamanda. Bu sebeple yasadigimiz yer kadar Turkiye de onem tasiyor. Islamligimizi ancak Turklugumuzle koruruz buralarda. Ve elbette, gidecek yerimiz olmali, gavurun n'apacagi belli olmaz.

hercaist
hercaist - 10 yıl Önce

dava şahit ister, çiledir adı, çok iyi bilirsiniz. ilk günden de tanışıklığınız vardır kendisiyle. büyük dağın karı da büyük olurmuş.. öyle işte. ilerleyen zamanda dönüp baktığınızda geçmişe,, tam bir eğitimci olarak göreceksiniz kendinizi. yaşayarak öğretenlerden.. kaleminize sağlık, dört dörtlük yazı performansınız hiç şaşırtıcı değil bu arada. selam ile.

b
b - 10 yıl Önce

islamlığımızı ancak türklüğümüzle koruruz ne demek yaa.. ne saçmalık

banner19

banner13

banner26