banner17

Yakup Kadri İslam devleti istemiş

163. madde ile az uğraşmamıştık. Yeni nesil hatırlamaz bile muhtemelen

Yakup Kadri İslam devleti istemiş

ZULMÜN DİĞER ADI : 163. MADDE 

Türkiye’de iki numara vardır ki gadre uğramışları ifade eder. Bunlardan biri 150’likler; diğeri 163’lüklerdir. 150’likler, 28 Mayıs 1927’de kabul edilen bir yasa ile vatandaşlıktan ve Türkiye sınırları dışına çıkarılanları ifade eder. Bu kişilerin ayrıca Türkiye sınırları içinde mülk edinme ve miras devretme hakları da ellerinden alınmıştır. 29 Haziran 1938’de kabul edilen Af Kanunu ile bağışlanmışlardır ama eski memuriyetlerinden dolayı emeklilik maaşı bağlanmaması ve sekiz yıl süre ile kamu hizmetine girememeleri öngörülmüştür. Ayrıca, gerekli görülürse yurttaşlıktan gene çıkarılabileceklerdi. Af Kanunu’ndan sonra Yüzellilikler’in bir bölümü Türkiye’ye döndü. Refii Cevad, Refik Halid, Mustafa Neyyir, Rıza Tevfik, Çerkez Ethem’in ağabeyleri Tevfik ve Reşit Beyler geri dönenler arasındaydı. Çerkez Ethem ise Türkiye’ye dönmedi ve Ürdün’de öldü. Halide Edip Adıvar da kocası Adnan Adıvar ile 1938’den sonra döndü.

Mehmed Cemal, 163Yurt dışına çıkarılmasa da bir de “içeride” çile dolduranlar var ki biz onlara da 163’lükler diyoruz. Denilebilir ki 1991’den önce inançlı insanlar ikiye ayrılır: 163.maddeden yargılanmış, tutuklanmış olanlar; 163.maddeden yargılanması muhtemel olanlar yani diğerleri. Bir zamanlar devletin dini din-i İslam iken, daha sonra 163.madde ihdas edilmiş -hem de uygulanmamak şartıyla-  buna göre “ devletin içtimaî veya iktisadî veya siyasî veya hukukî temel nizâmlarını, kısmen de olsa dinî esas ve inançlara uydurmak maksadı ile cemiyet tesis, teşkil, tanzim veya sevk ve idare eden kimse iki yıldan, yedi yıla kadar ağır hapis cezası ile cezalandırılır.” denmiş. Madde daha bitmedi. Şöyle devam ediyor: “Böyle cemiyetlere girenler veya girmek için başkalarına yol gösterenler altı aydan aşağı olmamak üzere hapis cezası ile cezalandırılırlar. Dağılmaları emredilmiş olan yukarda yazılı cemiyetleri, sahte tanzim veya sevk ve idare edenler hakkında verilecek cezalar üçte birden eksik olmamak üzere arttırılır. Lâikliğe aykırı olarak, devletin içtimaî veya iktisadî veya siyasî veya hukukî temel nizâmlarını, kısmen de olsa dinî esas ve inançlara uydurmak amacı ile veya siyasî menfaat veya şahsî nüfuz temin ve tesis eylemek maksadı ile dinî veya dinî hissiyatı veya dince mukaddes tanınan şeyleri âlet ederek her ne suretle olursa olsun propaganda yapan veya telkinde bulunan kimse, bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezasına cezalandırılır. Yukarıdaki fıkrada yazılı fiil yayın vasıtası ile işlendiği taktirde verilecek ceza üçte birden yarıya kadar arttırılır.Yayın yeri veya yayın vasıtası veya yayın konusu bakımından az zarar umulan hallerde faile alt, aydan, iki yıla kadar hapis cezası verilir.”

İşte bu maddenin yedi sülalesini anlatan bir kitap var elimde. Mehmet Cemal (Çiftçigüzeli) yazmış. Sahaflardan bulduğum kitapta yakın tarihin en önemli zulmü olan 163.madde inceleniyor. Önce şunu okuyalım:

 

Reis: Fethi Bey 8 Mart 1340 (1924) 

NİYAZİ  BEY (Mersin):

-Madde 2

-Türkiye Devleti'nin dinî, Din-i İslâm'dır. Resmî Dili Türkçe'dir. Makarrı Ankara şehridir. (Kabul sesleri...) 

REİS BEY -Efendim!.. Bu madde hakkında olan takriri okuyacağım; 

Riyaset-i Celiliyeye

İkinci maddenin birinci fıkrasının «Türkiye Devletinin dinî resmîsi Dîn-i İslâm'dır.» tarzında tâdilini teklif ederiz.

Mardin                         Bolu

YAKUP KADRİ               FALİH RIFKI 

Bu takriri reyinize koyacağım efendim. Nazarı itibare alan lütfen el kaldırsın!.. Aksini reye koyuyorum, 'nazarı itibare almayanlar lütfen el kaldırsın!.. Nazarı itibare alınmamıştır efendim...

Maddeyi aynen reyinize koyuyorum... Madde kabul edilmiştir.

 

Evet, devletin resmi dininin İslam olması için teklif veren kişileri tanıyoruz. Bunlar Çankaya ve Yaban yazarları imiş. Nerden nereye. 

 

Bediüzzaman Said Nursi
Bediüzzaman Said Nursi

Kimler ceza aldı?

Uygulanmaması  şartıyla çıkarılan – dünyada böyle bir mantık ve niyetle kanun çıkaran ülke sanırım sadece Türkiye’dir- 163.madde sonra almış başını gitmiş. Kitaba bakıyorum, yayımlandığı 1974 yılından 1991’e kadar geçen sürede bu maddeden yargılananları da ilave edersek, sanırım 337 sayfa daha ilave etmem gerekecek.

Çevirdiğim sayfalarda bu maddeden mahkum olanlara bakalım hemen. Bediüzzaman Said Nursi, Eşref Edip, Necip Fazıl Kısakürek, Ziver Gündüzalp, Mehmet Emin Birinci, Salih Özcan, Mustafa Sungur, Halil İbrahim Çöllüoğlu, Bekir Berk, Şemsettin Yeşil. Üşenmedim saydım 628 kişiye de dava açılmış kitabın yazıldığı dönemde. Camideki vaazdan, evlerdeki sohbetlere, saatçiden terziye kadar ayak üstü konuşmalara, risale okumalardan sınıftaki derse, meclis kürsüsünden gazete, dergi sayfalarına kadar hemen her şey 163.maddeyi ihlal hududunda yorumlandı ondan sonra. Benim hatırladığım bilirkişi de Sulhi Dönmezer’dir. Hüsnü Aktaş, Sadık Albayrak, Timurtaş Uçar, Tahir Büyükkörükçü, Abdullah Büyük, Yaşar Kaplan, Emine Şenlikoğlu, Edip Yüksel, Hekimoğlu İsmail…Aklıma gelmeyen birçok insanımız bu maddeden yargılandı, mahkum oldu. Uygulanmayacak bir madde ülkeyi yaşanmaz hale getirdi. Ve Üstad Necip Fazıl, 163'e şu kafiyeyi düşürdü: 

Necip Fazıl Kısakürek
Necip Fazıl Kısakürek

Dininde 163 yara açan, ulus'un,

Günde 163 kez, cehennemde ulusun!..

O'na deyin; Nemrutlar, su dökemez eline,

Küfür tarihinde sen, erişilmez ulu'sun.'.. 

Burada 163.maddeden mağdur olanları savunan avukatları da anmalıyız. İsmail Müftüoğlu, Bekir Berk, Bülent Arınç. Şimdi hepsi geçmişte kaldı diyerek nisyana terk etmeyelim istedim ve hatırlatayım dedim.

 

Kamil Yeşil hatırlattı

Güncelleme Tarihi: 08 Aralık 2009, 08:52
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmed Tenvir
Ahmed Tenvir - 8 yıl Önce

Güzel bir hatırlatma, teşekkürler.
Zulmedenlerinde, zulme uğrayanların da amelleri ahirette karşılıksız kalmayacaktır elbette.

banner8

banner19

banner20