Yakın bilim tarihimiz iyi incelenmeli

Süheyl Ünver'in 'İstanbul Rasathanesi' kitabının önsözü, yakın bilim tarihimizin özeti adeta. Mesela önsözde geçen Salih Zeki Efendi zamanın en iyi matematikçisi, onu yine zamanın en iyi matematikçisi Mehmet Nadir Bey keşfetmiştir. Süheyl Ünver'in eserini yazarken istifade ettiği Fatin Gökmen Kandilli Rasathanesi kurucusu, astronomdur. Cihad Meriç yazdı.

Yakın bilim tarihimiz iyi incelenmeli

İstanbul Rasathanesi (İstanbul Rasathanesi, Ord  Prof. Dr. Süheyl Ünver, Türk Tarih Kurumu Yayınları) kitabının yazarı araştırmacı Süheyl Ünver, akademik olarak tıp eğitimi almış, tıp bilim tarihi üzerine çalışan bir güzel insan. Aynı zamanda güzel sanatlara yani kadim sanatlarımıza ilgi duymuş, araştırmış, yeri gelmiş diz kırmış, o sanatlardan bazılarını öğrenmiş. İlim aşkı onu astronomi konusunda da yazmaya teşvik etmiş. Ciddi bir araştırma sonucu ve çevresindeki bilim insanlarının teşvikiyle bu kitabı hazırlamış. Rabbim güzel hizmetleri ve ülkemize kattığı değer için rahmetiyle muamele eylesin. Amin.

Kitabın önsözünü okumam kafamdaki birçok soruyu tetikledi. Mesleki eğitime gönül vermiş biri olarak alanında iyi işler yapmış adamlar dikkatimi çekiyor. Yeni nesillere “bak bu işi yapacaksan bu adamları tanı” demek istiyorum. Bu nedenle iyi adamlar defteri tutuyoruz. Mühendisler Ahmet Yüksel Özemre'yi, mimarlar Turgut Cansever'i, yönetmenler Yücel Çakmaklı'yı, tiyatrocular Hasan Nail Canat'ı, yöneticiler Fethi Gemuhluoğlu'nu, iktisatçılar Sabahattin Zaim'i, felsefeciler Nurettin Topçu'yu, eğitimciler Mahir İz'i, tarihçiler Halil İnalcık'ı, sosyologlar Cemil Meriç’i, şairler Necip Fazıl'ı, siyasetçiler Necmettin Erbakan'ı, adam "ol"mak isteyenler de Esad Erbili, Mehmet Zahid Kotku, Sami Ramazanoğlu, Said Nursi, Süleyman Hilmi Tunahan, Gönenli Mehmed, Hacı Veyiszade, Fahri Kulu, Esad Coşan, Ali Ulvi Kurucu... gibi  hazretleri tanımak zorundadır.

En önemlisi de iyi meslek ehli olmanın yanında ahlaklı ve çevresine faydalı adam olmaktır. Rabbim her dönem maneviyatımızı diri tutacak adamlar göndermiştir. Bizim kadim eğitim sistemimiz çok kanatlı adamlar yetiştirmiştir. Hem şeyh hem mühendis Hezarfen İbrahim Ethem Efendi'nin hayatını okuduğumda hiç şaşırmadım. Medeniyetimiz bin fenli adamlar yetiştirecek çaptadır; fakat çoğu zaman bu iyi adamlar farklı sebeplerle yeterince değerlendirilememiştir. Meselemiz yeteneklerimizin harcanmasını önlemek olmalıdır. Derdimiz adam kıtlığı değildir, adamdan anlayan rical fukaralığıdır.

Yakın bilim tarihimizin özeti

Önsöze tekrar dönersek yakın bilim tarihimizin özetidir. Mesela önsözde geçen Salih Zeki Efendi zamanın en iyi matematikçisi; onu ise yine zamanın en iyi matematikçisi Mehmet Nadir Bey keşfetmiştir. Süheyl Ünver'in eserini yazarken istifade ettiği Fatin Gökmen Kandilli Rasathanesi kurucusu, astronomdur. Fatin Gökmen aynı zamanda Mehmet Akif Ersoy'u İttihat Terakki'ye üye yapan kişidir. Osmanlı son döneminde ortaya çıkan yabancılaşma, fitne ve siyasi çalkantılar ikliminden hepsi farklı şekillerde etkilenmiştir. Peki, bu iklim günümüzde değişti mi? Biyografilerini okuduğumda daha iyi hizmet edebilirlerdi, insanlık ve dünya onlardan daha fazla istifade edebilirdi, dedim. Bunları söylememizin faydası var mı? Evet var, Akif Üstadın deyişiyle tarihin tekerrür etmesine mani olabiliriz.

Tarihimizi iyi incelediğimizde ilmiye ve askeriye, sınırlarını ve haddini bilmeden siyasete karıştığında sistem hep yara almış ve kesintiye uğramıştır. Ve bu karışmalar çoğu zaman millete rağmen olmuştur. Biz bu karmaşık konuları bugün bile tam tahlil edip çözebilmiş değiliz. Aynı yanlışlar farklı versiyonlarla devam ediyor, aklıselim düşünenler bunları görecek basirete sahiptir. Ne kalemiye ne seyfiye iktidardan güç devşirecek ne de iktidar onları kullanarak kendi gücünü korumaya çalışacak. Bu çıkar alış-verişi kişilere kısa vadede imkan sunsa bile uzun vadede bu işlerden herkes zarar görüyor, en çok da millet ve geleceğimiz zarar görüyor. Siyasete çok meraklı olanlar cübbesini, üniformasını çıkartıp tabi ki siyaset yapabilirler. Bahaeddin Efendi ve oğullarının kurduğu Islah-ı Medaris (1909) yazım vesilesiyle astronomi konusuna ilgim arttı. Kitabı sahafta gördüğümde tereddütsüz almamı sağlayan konulardan biri gündeme getirdiğim Ali Kuşçu'nun gök küresidir. Ali Kuşçu'nun Gök Küresi'ni araştırırken yakın tarih astronomi okuması yaptım ve ilginç profiller ile karşılaştım. Islah-ı Medaris’in açıldığı dönem ile aynı yıllar. Osmanlı- Türkiye Cumhuriyeti sert geçiş dönemidir. Tanzimat, Meşrutiyet, İttihad Terakki, Batı tarzı mektepler, ıslah edilmeye çalışılan medreseler, tekkeler… Yakın tarihte bilmediğimiz ve üzerine tefekkür etmediğimiz o kadar çok şey var ki bunlardan bu kadar bihaber olmamıza hayret ediyorum.                   

Yeri gelmişken önceki yazımızda dikkat çektiğimiz Ali Kuşçu'nun Gök Küresi'yle ilgili ulaşabildiğimiz son bilgileri paylaşalım. İbrahim Hakkı Konyalı konuya Yeni Asya Gazetesi'nde yazdığı makalede değiniyor. Burada medresenin yağmalandığını, hırsızların küreyi çaldığını belirtiyor. Daha sonra İstanbul'da bir antikacıda küreyi gördüğünü ve ilgililere bildirdiğini, Milli Eğitim Başkanlığı tarafından oradan alınarak İstanbul Rasathanesi’ne verildiğini söylüyor. İstanbul Rasathanesi'nin devamı olarak kurulan Kandilli Rasathanesi’ne konuyu sorduk; envanterde böyle bir kayıt olmadığını belirttiler. Gök Küre’nin Konya'ya nasıl geldiği konusunda da bir bilgimiz yok. Ziya Efendi İstanbul'da astronomi dersi de almış, ancak Ziya Efendi'nin İstanbul eğitimine dair bilgiler de sınırlı. Nasip olursa yeterince istifade edemediğimiz hukuk alanında uluslararası otorite, diğer ilimlerde yetkin Ziya Efendi'nin hayatını da yazacağım. Hukuk tarihini inceleyenler onu rahmetle anıyor. Eserleri de daha çok bu yöndedir.

Mekanik bilimi ve tarihi konusunda daha fazla çalışmaya ihtiyacımız var

Kitapta dikkatimizi çeken diğer konu şu ki matematik, astronomi, mekanik bilimi birlikte ilerlemiştir. Mesleki teknik öğretmen olarak mekanik bilim tarihine ilgi duyuyorum. İstanbul Rasathanesi'nin kurucusu Takiyüddin (1521 - 1585) astronom olduğu kadar iyi bir mekanikçi ve matematikçidir. Daha önce üzerine iki yazı yazdığımız Ebul İz Cezeri'den (1136 - 1206) sonra onun mekanik, otomatik makina dehasını geliştiren Takiyüddin'dir. İki silindirli boksör tipi su motorunu altı silindire çıkarmıştır. Bu otomatlarda kullanılan piston, krank, subap aksamları aynı mantıkla buhar makineleri ve benzinli-dizel motorlarda kullanılmıştır. Arada üç asır olmasına rağmen Cezeri'nin bıraktığı yerden otomatik makine mantığını geliştirmiştir. Mekanik bilim tarihi konusunda bilgimiz sınırlı arada başka bilim adamlarının olması muhtemeldir.

Takiyüddin'nin mekanikçi yönü özellikle dikkatimi çekiyor. Mekanik bilimi ve tarihi konusunda daha fazla çalışmaya ihtiyacımız var. Cezeri'nin (Cizreli anlamında en güzeli Ciziri) adını bile doğru yazamıyoruz. Hafta sonu İslam Bilim ve Teknoloji Müzesi’ndeydim. (Gülhane parkında bulunan müzeyi kendimiz ve çocuklarımız mutlaka gezmelidir. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum.) Cezeri'nin her eserinde ismi farklı yazılmıştı. Kimi İngilizce, kimi Arapça… Yani bu konulardaki hassasiyeti gösteren bir veri. Birkaç dil yazılacaksa parantez içinde verilebilir. Diğer türlü eserlerin aynı kişiye ait olduğunu herkesin anlaması mümkün değildir. Cezeri ders kitaplarına yeni girmeye başladı. Meslek okullarında 9. sınıfta bilim tarihi okutulmalı, üst sınıflarda da kendi alanında detaylı bilim tarihi verilmelidir. Şu anda liseyi geçtik teknik okullarda lisans düzeyinde bile ne kadar bilim tarihi okutulduğu meçhul.

Bu kadar isim verdim, bazı konulara dikkat çektim, sonuç olarak ne demek istiyorum? Öncelikli olarak burada yazdıklarım diğer yazılarım ile bağlantılı, dikkat çektiğim konuları merak edenler ilgili yazıları okuyabilirler. Bu yüzyılın insanı nasipli; elimizin altında bir hazine var, merak ediyor araştırıyoruz, dünya kütüphaneleri elimizin altında; interneti sadece eğlence amaçlı kullanmıyorsak elimizdeki nimetin farkındayızdır. Ayrıca şu anda dev bir online ansiklopedinin içinde bulunuyorsunuz. Sitemizin hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Bu hazineye bir katkımız olsun, bir kalbe ve akla dokunalım, iyiliğe, farkındalığa, sorumluluk bilincine, güzel ahlaka vesile olabilirsek ne âlâ. Böylece emeğimiz zayi olmayacaktır.

Diğer bekleyen yazıların yanına, son seyahatimiz vesilesiyle İznik ve Eşrefoğlu Rumi- Davud-el Kayseri, Bursa ve  Üftade-Molla Fenari de eklendi. Kısaca iyi adamlar ve mekanlar defteri tutmaya devam ediyoruz. Allah'a emanet olun.

Cihad Meriç

Yayın Tarihi: 16 Ağustos 2020 Pazar 07:00 Güncelleme Tarihi: 16 Ağustos 2020, 06:56
banner25
YORUM EKLE

banner26