'Vatan ve millet cellatlarını unutma, affetme'

Hüseyin Yorulmaz, Dil ve Edebiyat Dergisi’nin 61. sayısında Necip Fazıl ile Osman Yüksel Serdengeçti’nin dostluğu üzerine zengin içerikli bir yazı kaleme almış. Mustafa Uçurum yazdı.

'Vatan ve millet cellatlarını unutma, affetme'

 

 

Yol arkadaşlığı önemlidir. İnsan yola çıkacağı kişileri iyi seçerse aşamayacağı engel kalmaz. Sırtını dayayacağı sağlam bir dost, bazen servetler değerinde güce eşittir. Dost dağ gibidir. Sağlamdır. İnsanın gözünü arkada bırakmayandır dost.

Biz dostluğu Hz. Ebubekir’den öğrenenlerdeniz. Tam teslimiyet, şüphesiz bağlılık. Mücadelenin her alanında Kâinatın Efendisi’nin en yakınında olan sıddık. Günümüzde böylesine kayıtsız şartsız kabul edilen dostlukları bulmak zor. Artık her şeyin binbir hesabı var ve dostluk denen ülkeye ulaşmak sanıldığı kadar kolay değil. Biz böyle bir ortamda, dostluk ipine sarılmayı bile kuruluş olarak görenlerden olduk.

Necip Fazıl ile Osman Yüksel Serdengeçti

Bazı kişiler vardır. Adları anılınca hemen yanlarında bir başka ismi de anma gereği hissedilir. Sağlam dostluk, dava arkadaşlığı, yol arkadaşlığı gibi benzetmelerle adlandırılan bu birlikteliklere hayatın her noktasında rastlarız. Edebiyat dünyamızda da bu tür birliktelikler zaman zaman gerçekleşmiş, birçok edebiyat adamı, davalarını sırtlanırken sıkı dostlarıyla mücadeleye daha bir güçlü olarak devam etmişlerdir.

Hüseyin Yorulmaz, Dil Edebiyat Dergisi’nde böylesi dostlukların en meşhurlarından biri olan Necip Fazıl ve Osman Yüksel dostluğunu yazmış. Giriştikleri mücadeleye, artlarına taktıkları sayısız insana ve yazdıkları her cümleye bakarak, gönül rahatlığı içinde “dava adamı” diyebileceğimiz bu iki isim, bir devrin şekillenmesinde rol oynayan iki önemli yürektir. Yazarak, mücadele ederek, hapishanede soluk soluğa volta atarak ve bildiğinden şaşmayarak geçirilen bir ömrün şahididir bu iki dost. Sadece bu iki ismin birlikte yaşadıklarını öğrenmek bile, vefa kelimesine eklenecek her sıfata bir ek olabilir.

Hüseyin Yorulmaz, yazısında Necip Fazıl ve Osman Yüksel’in mücadele alanındaki dostluğunu ve yayıncılık alanındaki birlikteliklerini ön plana çıkarmayı hedefliyor. Serdengeçti Yayınları arasında çıkan Necip Fazıl kitaplarına değiniyor ve çok önemli bir bilgiyi de okuyucuyla paylaşıyor Yorulmaz. “Bir Adam Yaratmak” kitabının ön sözünü yazan Serdengeçti’nin kitabın adını beğenmediğini, ama içeriğin çok güçlü olmasından dolayı eserinin unutturularak içeriğe bakılması gerektiğinden bahsediyor.

Necip Fazıl ve Osman Yüksel’in sadece edebiyat dünyasında değil düşünde çevrelerinde de ne kadar etkili olduğunu Hüseyin Yorulmaz, 1950 seçimlerinde CHP’nin yıkılışındaki rollerinden de bahsederek açıklıyor. Bunda en büyük etkinin, Serdengeçti ve Büyükdoğu dergileri olduğunu Osman Yüksel’in dergisinden bir alıntıyla aktarıyor: “Ey Türk milleti! Vatan ve millet cellâtlarını unutma ve affetme.”

Hüseyin Yorulmaz, yazısında Necip Fazıl ve Osman Yüksel’in hayatlarından örnek olaylar da veriyor. Bu anıları okumak bile bu ikilinin dostluklarını anlamak için yeterlidir. Necip Fazıl’ın “Cinnet Mustatili” kitabı hapishane yıllarının anlatıldığı bir eserdir. Bu kitapta Necip Fazıl, en çok Osman Yüksel’den bahseder. Onların yaşadıkları insanı hüzünlendirdiği kadar güldürür de. Hüseyin Yorulmaz bu kitaptan birçok olayı okuyucularına aktarıyor. Malatya hapishanesinde geçirdikleri günlerin, onların dostluğunu daha da pekiştirdiğini anlatıyor. Yaşadıkları her şeye rağmen, hayatla dalga geçmeyi ihmal etmediğinden bahsediyor bu dava adamlarının. Belki de onları çekemeyen, her fırsatta izleyen, özgürlüklerini ellerinden alanlar, onların bu vurdumduymaz tavrı karşısında, kendi içlerinde defalarca mağlup olmuşlardır.

Necip Fazıl’ın Osman Yüksel için kullandığı “espri budalası” sözünün, tesadüfî olmadığını söylüyor Hüseyin Yorulmaz. Hatta M. Akif İnan’dan bir alıntıyla bu tezini pekiştiriyor. “Ben mizah yazarı olmalıymış.” diyesiymiş Osman Yüksel; “bu işi Aziz Nesin’den iyi becerirdim!” diye de eklermiş.

Necip Fazıl’ın ülke üzerindeki etkisi tartışmasızdır. Attığı her adım bir devrim gibidir adeta. O, hiçbir şey yapmasa bile, karşısındakileri tedirgin etmiştir. Çünkü düşünce adamının susması bile, bazen devrim gibidir. Bu yüzden dergileri kapatılmış, yazdığı her satır kuyumcu titizliğiyle incelenerek elde edilen tek kelimelik suç unsurları (!) bile delil olmaya yetmiştir.

Osman Yüksel’in hayatı da fırtınalarla doludur. Edebiyattan yayıncılığa, siyasetten mahkûmiyetlere kadar tarifsiz bir koşuşturma yaşamıştır. Dünyanın en uzak noktasındaki acılarla dağlamıştır yüreğini.

Hüseyin Yorulmaz bütün tespitlerden sonra, “Sade Bir Hayat” başlığıyla Osman Yüksel’in yaşantısını her yönüyle ele alıyor. “Zindan Arkadaşlığı” bölümünde Necip Fazıl’la Osman Yüksel’in hapishane yıllarını anlatıyor. “Deli Rüzgâr”da da, yine Osman Yüksel’in fırtınalı hayatından kesitler sunuyor. Yazı her ne kadar Osman Yüksel ile Necip Fazıl üzerine kurulsa da Yorulmaz, daha çok Serdengeçti’yi merkeze alarak düşüncelerini paylaşmış.

Ah eski dostluklar

Sadece Necip Fazıl ve Osman Yüksel değildir elbette dostluk denince hatırlanacaklar. Eski dostlukların hatırı da kıymeti paha biçilmez bir değerdedir. Çıkarsız ve bir dava uğruna kurulan dostluklar, eskinin hayırla hatırlanacak anıları arasındadır. Mehmet Akif’in dostluk algısı da çok önemlidir. Onun için dost demek, kardeş demektir. Bir dilim ekmeği paylaşmak, zorluklara birlikte göğüs germek demektir. Yedi Güzel Adam vardır mesela. Dağ gibi dostlukların tanımı gibi yaşamışlardır. Ses vermişlerdir ve seslerinin yankısı sonsuz mesafelere ulaşmıştır. Bu dostlukları da sık sık dile getirerek, günümüzün boş vermişliğine belki bir katkı sağlanmış olur. Hüseyin Yorulmaz, “İki Kadim Dost” yazısıyla, dostluğun değerini bir kez daha bizlere hatırlatıyor.

Yazının sonunda Osman Yüksel Serdengeçti’nin Necip Fazıl’ın ölümü üzerine kaleme aldığı “Dava Arkadaşım” yazısı da isabetli bir karar olarak yerini almış.

Hüseyin Yorulmaz, bizleri güzel bir dostluğa şahit tutmak istemiş. İnsana dünyada dost gerek. İyi bir dostu olan kişi, mücadelesine de daha sıkı sarılır. Necip Fazıl’ın Osman Yüksel’in dostluğundan doğan güç, bir devrin gençliğinin şekillenmesi için adeta maya görevi üstlenmiştir. İyi ki geldiler ve kalbimizi onarıp gittiler.

 

Mustafa Uçurum yazdı

Güncelleme Tarihi: 21 Ocak 2014, 17:13
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13