Uymak ya da uymamak; işte bütün mesele bu!

Genellikle çocukluk ve ilk gençlik yıllarından başlayan toplumda görülme sıklığı %1-3 arasında değişen OKB, iki belirti kümesini içeren ruhsal bir bozukluktur. Peki, nasıl anlaşılır? Feyzanur Taştekne yazdı.

Uymak ya da uymamak; işte bütün mesele bu!

OKB nasıl oluyor da bir ruhsal rahatsızlık kümesi olarak ortaya çıkıyor. Cevabı basit. Çünkü takip edilen düzen, hayatı daha güzel bir şekilde yaşamanın aracı olmaktan sıyırılarak hayatın öznesi konumuna geliyor.

İnsan, bilinçli bir şekilde hareket etme kabiliyetine sahip olan, düşünebilen, olaylar karşısında duygulanabilen ve en nihayetinde içsel süreçleri ışığında harekete geçebilen, mükerrem bir varlıktır. Aynı zamanda fabrika ayarlarından gelen bu özellikleri tecrübe ederken bulunduğu konum, yaşamdaki iyilik hâlinin belirleyicilerinden biridir: İtidalde mi duruyor, yoksa iki uçtan birinde mi?

İnsanı diğer yaratılmışlardan ayıran düşünebilmek, büyük bir nimettir. Fakat zihne istemeden, tekrar tekrar gelen, rahatsız eden düşünceler ise oldukça büyük bir külfettir. Hatta bazı durumlarda külfetin ötesinde, kişinin işlevselliğini bozan ruhsal bir bozukluktur. Bunun tıp bilimindeki adı da “Obsesif Kompülsif Bozukluk”tur.

Yaşamımızın pek çok notasında bir düzene ihtiyaç duyarız. Uyku ritmi, yemek aralıkları, çalışma takvimi bunların en başında yer alır. Hatta estetik ihtiyacımızı karşılayan farklı sanat dalları dahi belirli bir düzeni takip etme sonucu ortaya çıkar. Tüm bunlar bir yanda dururken OKB nasıl oluyor da bir ruhsal rahatsızlık kümesi olarak ortaya çıkıyor. Cevabı basit. Çünkü takip edilen düzen, hayatı daha güzel bir şekilde yaşamanın amacı olmaktan sıyırılarak hayatın öznesi konumuna geliyor.

OBSESİF (TAKINTI) – KOMPÜLSİF (ZORLANTI/RİTÜEL) BOZUKLUK NEDİR?

Genellikle çocukluk ve ilk gençlik yıllarından başlayan toplumda görülme sıklığı %1-3 arasında değişen OKB, iki belirti kümesini içeren ruhsal bir bozukluktur. Peki, nasıl anlaşılır?

Eğer zihninize istenmeden gelen, sizi rahatsız eden düşünce, hayal veya dürtüleriniz var ise (Obsesyon) veya herhangi bir davranışı tekrar tekrar yapmaktan kendinizi alamıyor ve yapmadığınız anda müthiş bir iç sıkıntı yaşıyorsanız (Kompülsyon) siz de OKB’den mustarip olabilirsiniz.

Belirtilerin ortaya çıkmaya başladığı ilk dönemlerde kişi çoğunlukla rahatsızlık duymaz, aksine sahip olduğu takıntı ya da ritüeli yerine getirmek onun için keyiflidir ve engellendiğini hissederse sert tepkiler verebilir. Bu aşamada OKB, kişinin davranış örüntülerinden biri olarak sahnededir. Fakat hem klinik gözlemden bildiğimiz hem de araştırmadan elde ettiğimiz sonuçlar bize OKB’nin statik değil dinamik bir rahatsızlık olduğunu göstermektedir. Tabiri caizse belirtiler bulaşıcıdır ve kademeli şekilde artarak devam eder. Ve bir müddet sonra sadece bir davranış olmaktan çıkarak kişinin tüm hayatına hükmetmeye başlar. Bu sebepledir ki OKB’den mustarip kişiler genellikle rahatsızlığın başlangıcından ancak 10 sene sonra profesyonel yardıma başvurmaktadır.

OKB’NİN TÜRLERİ

OKB, bir çeşit endişe bozukluğudur. Endişeler kimi zaman korkutucu kimi zaman utandırıcı olabilir. Her bireyin sahip olduğu obsesyonlar kendine özgü olsa da yaşanılan endişenin kaynağı genel anlamda 4 şemsiye tema etrafında toplanır:

  1. Kirlilik-Bulaşma: Kirleneceğini ya da hastalık kapacağında,
  2. Dini Konular: Allah’a karşı küfrettiği, dinden çıktığı, günah bir şey düşündüğünden,
  3. Saldırganlık-Kazaya Yol Açma: Birine ya da bir şeye saldırabileceği ya da herhangi bir kazanın sorumlusu olacağından,
  4. Cinsellik: Cinsel anlamda utanacağı şeyler hayal etmekten, istemekten, düşünmekten endişelenme.

Kompülsif davranışlar ise genellikle obsesif düşüncelerin sıkıntısını azaltmak için yapılmaya başlar daha sonra obsesif düşüncenin varlığından bağımsız bir örüntüye dönüşür.[1] Örneğin, dinî konularda obsesif düşünceleri[2] olan birisi bu düşüncelerinin rahatsızlığından kurtulmak adına fikirlerine güvendiği birine sorular sorabilir. Başvurduğu kişi ile konuşmalarından sonra endişelerinin azaldığı hissetmesi, onu bu hareketi tekrarlamaya yönlendirir. Her seferinden aynı konu hakkında, aynı kişiye soru sorup aynı cevabı almasına rağmen tekrar tekrar sormaktan kendini alamaz. Bu davranışı artık endişeyi azaltma gücünü kaybederek amacından sapmış olsa bile artık davranışın kendisi bir ritüele dönüşmüştür. Hatta bazı durumlarda kişi sahip olduğu kopülsyonları/ritüelleri çoğu zaman saçma/anlamsız bulsa da bunları yapmaktan kendini alıkoyamaz. Çünkü sahip olduğu iç sıkıntının geçmesinin tek yolunun tekrar tekrar aynı ritüelleri yapması olduğuna inanmaktadır.

OKB’NİN BELİRTİ TİPLERİNE GÖRE ALT TÜRLERİ İSE ŞU ŞEKİLDE SINIFLANMAKTADIR:

  1. Düşünce takıntıları,
  2. Tekrarlayıcılar,
  3. Yıkayıcı/Temizleyiciler,
  4. Düzenleyici/Sıralayıcılar,
  5. Kontrolcüler,
  6. Toplayıcı/Biriktiriciler.

OKB’NİN OLUŞUM NEDENİ

Diğer birçok ruhsal bozuklukta olduğu gibi OKB’nin nedeni için de kesin verilebilecek bir cevap hâlâ bulunamadı. Kişilerin hem çevrelerinden hem de genetik yapılarından etkilendikleri bilinmektedir. Fakat şunu söylemekte fayda var, elbette çocukluk tecrübeleri ruh hâlimiz üzerinde etkilidir ama ebeveyn tutumu başlı başına bir neden değildir.
Hiçbir titiz anne çocuğunu OKB’li yapamaz.[3]

OKB’nin seyri genel itibari aslen insanoğlunun sahip olduğu normal bir sürecin, anormal işleyişler zinciri ile devam ettirilmesidir. Bu cümle ilk bakışta oldukça indirgemeci gelebilir. Öyleyse Rachman ve De Silva’nın yaptığı araştırmanın sonucuna göz atalım: OKB’nin en önemli belirtilerinden olan rahatsız edici düşüncelerin, OKB problemi olmayan kişilerin de aklından geçiyor. 

Araştırma bize şunu söylüyor: İstenmeyen düşünceler normaldir fakat OKB’yi başlatan durum buna yüklenilen anlamdır. OKB problemi olmayanlar bu düşünceleri önemsemediğini söylerken OKB problemi yaşayanlar bu düşüncelere anlam yükler, düşüncelerinden dolayı kendini suçlar, oluşan belirsizliğe tahammül edemez ya da zihnini sürekli olarak kontrol altında tutmak ister. Bu sebeple OKB tedavisi, problemin temeline yönelik değil sürdürücülerine yönelik müdahalelerden oluşmaktadır.

SAĞLIKLI KİŞİLERİN GÜN İÇERİSİNDE ZİHNİNE ANİDEN GELEN İSTEMSİZ DÜŞÜNCELER (RACHMAN & DE SİLVA, 1978) [4]

• Birini yaralama veya zarar verme isteği,

• Çirkin bir şeyler söyleme ve birine lanet okuma isteği,

• Yakın bir arkadaşın veya bir aile üyesinin zara görmesini veya ölümünü isteme,

• Arabayı çarpma isteği,

• İnsanların yanlış davranışlarıyla ilgili olarak “Neden bunu yaptılar? Bunu yapmamalılar!” düşünceleri,

• Kedi veya evcil hayvanlara saldırmak isteği,

• Aniden çıldırabileceği düşüncesi,

• Belli bir cümle cümleciği zihinden atamama,

• Dinî toplantı ve ibadetlerde zihne gelen yasak hayaller, görüntüler…

OKB’NİN TEDAVİSİ

Tedavi planlaması OKB şiddetine bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Hafif vakalarda tek başına psikoterapi oldukça etkili olurken ağır durumlarda ilaç desteği almak oldukça önemlidir. Yapılan araştırmalarda OKB için en etkili tedavi yönteminin “Davranışçı Terapi” ekolleri ve ilaç tedavisinin birlikte kullanılması sonucunda olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca tek başına ilaç tedavisinin de başarı ile sonuçlandığı literatürde mevcut olan bilgiler arasındadır.

DİPNOT: Tüm ruhsal rahatsızlıklar için tedaviden olumlu sonuç almanın kilit noktası kişinin bir sorunu olduğunu kabul etmesi ve tedaviden fayda göreceğine inanmasıdır. OKB gibi farkındalığın genel anlamda düşük olduğu vakalarda tedavi bu sebeple daha da zor bir hâl alabilmektedir. Tüm tedaviler kişiye özeldir ve sürenin uzunluğu profesyonellere bağlı olduğu kadar desteğe başvuran kişilerin tedaviye bağlılıklarına da o kadar bağlıdır.

Feyzanur Taştekne

Hüma Dergisi, Mart/Nisan, Sayı 7

 

Dipnot:

[1] Her zaman obsesyonlara cevaben olmaz, bağımsız olarak da ortaya çıktığı olur.

[2] Psikiyatrik tabir ile “Dini obsesyonlar”, vesvese olarak aşina olduğumuz duruma verilen isimdir.

[3] Prof. Dr. Ö. Mücahit Öztürk

[4] Araştırmanın tamamı için: “Abnormal and normal obsessions” erişim: https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/0005796778900220

Yayın Tarihi: 13 Mayıs 2021 Perşembe 17:00
banner25
YORUM EKLE

banner26