banner17

Üstadın kapısını kim çaldı?

Necip Fazıl Enstitüsü'nü kim kurabilir? Bu düşünce yeni mi dillendirilmiştir? Bunu 1983'te kim ifade etti?

Üstadın kapısını kim çaldı?

Üstad Necip Fazıl 1983 Mayıs’ında vefat ediyor ve Mavera Dergisi Temmuz ayında, üstadın vefatından bir ay geçmesine rağmen bir özel sayı hazırlıyor üstadla ilgili. Özel sayının ismini de “Necip Fazıl’a Rahmet” koyuyor Mavera ekibi.

Mavera Dergisi Necip Fazıl Kısakürek Özel Sayısı
(+)

İşte Mavera’nın o sayısı elimde. Sararmış sayfaları birer birer çeviriyorum. İsimlere bakıyorum; kimler ne yazmış, kimler şiir ithaf etmiş üstada. Üstadın başka dillere çevrilen şiirlerine göz gezdiriyorum. Anlamadan okuyorum bir iki İngilizce çeviriyi. Kendisiyle yapılmış söyleşilere bakıyorum; hepsinde üstadın o bildiğimiz duruşu, kıvrak zekalılığı, dehası, esprisi…

Halının başladığı yerde ona takıldı ve sendeledi. İçim eziliyordu.

Sonra Cahit Zarifoğlu’nun üstadla ilgili yazısı dikkatimi çekiyor. Zarifoğlu, bir bayram günü iki araba dolusu insanla üstadın evine ziyarete gidişini anlatarak başlıyor yazıya. Herkesin o andaki algısı neye yoğunlaşır bilemiyorum ama Zarifoğlu’nun algısı üstadın en küçük bir hareketini bile sayfalar dolusu anlatacak kadar açık. Bana inanmıyorsanız kendiniz görün: “Ayağında terlikler vardı ve çok ağır ilerliyordu. Adımlarını yerden kaldırmadan adeta sürükleyerek atıyordu. Halının başladığı yerde ona takıldı ve sendeledi. İçim eziliyordu.”

Evet, içi ezilen Zarifoğlu’dur. Onun bu tavırları bana hep Ah Muhsin Ünlü’nün “menşei cam çocukların haysiyetiyle” mısrasını hatırlatır.

Kimsin?

Sonrasında yine Zarifoğlu’nun deyişiyle korkunç bir şey olur. Üstad, Zarifoğlu’nun kulağına hızlı, emredercesine, fısıldayarak ‘kimsin’ diye sorar. Zarifoğlu, ‘Cahit’ deyince üstad o zaman arkadaşlarının nasıl olduğunu sorarak devam eder. Diğer misafirleri de sesinden tanır üstad ve hal hatır sorar. Şöyle der Zarifoğlu: “Gözlerinin bu kadar zayıfladığını bilmiyordum.”

Cahit Zarifoğlu

NFK: Kapıma güm güm vuran sendin!

Zarifoğlu’nun yazısı bu bayram anısından başlayarak savruk diyebileceğimiz şekilde üstadla ilgili başka konulara da girer. Bunlardan biri de, üstadın Ankara’ya geldiği günlerden birinde Zarifoğlu’na hitaben, “Evvelki yıl, zifiri karanlık bir gece yarısı, yağmurlu-fırtınalı bir havada, üzerine iki köpek de durmadan hırladığı halde, güm güm kapımı vurup, saçın, üstün, başın perişan ve meczup, adeta yakama yapışarak ‘beni sen mahvettin’ diyen şahıs değil misin” deyişidir. Zarifoğlu, “değilim” diyerek cevap vermiştir. Ancak ortamda bulunanlar Zarifoğlu’nun böyle bir şey yapacağına ihtimal verdiklerinden ve üstadın o kesin tavrından ötürü bu ‘değilim’ lafına pek de itibar etmemişlerdir.

Zarifoğlu ise bir tarih vermesini istemiştir üstaddan. Amacı Sarıkamış’ta askerlik yaptığı günlere ait bir tarih söylemesidir üstadın. Böylelikle Zarifoğlu o kapıyı kendisinin yumruklamadığını kanıtlamış olacaktır. Ama üstad bir tarih vermez. Ve o odadaki herkes üstadın bahsettiği kişinin Zarifoğlu olduğunu düşünür.

NFK Enstitüsü mümkün mü?

Zarifoğlu, üstad Necip Fazıl ile ilgili anılarını aktardığı yazısına, ta o zamandan, önemli bir tespitle son verir. O tespit de bugün hâlâ özlem ve ciddiyetle beklediğimiz bir Necip Fazıl Kısakürek Enstitüsü’dür. Ama burada da ciddi bir uyarı yapar Zarifoğlu; böyle bir enstitüyü, Necip Fazıl’ı gerçeği ile, esas misyonu ile kavramış kişiler kurmalıdır. Yoksa onu bir kıyısından tanımakta ısrar edenler tarafından değil…

 

 

 

Besim Bal tozlu sayfalar arasından pırıltılı haberler veriyor

Güncelleme Tarihi: 27 Mayıs 2011, 15:08
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet Aydınlık
Mehmet Aydınlık - 9 yıl Önce

Değildir kardeşim.. Belli olmuyor mu muhatabı?

Mirzabeyoğlu kabul edilsede edilmesede Üstad'ın tek mirasçısıdır.
Bunu çeyrek asır zamandır zindanlarda dik duruşuyla sergiliyor zaten..
helal olsun ona!
İslamı apaçık kıvırmadan, pazarlık yapmadan meydan yerinde savunan bayrağını diken ve mücadelesinde yılmayan!
Helal olsun sana!
İslamcıların gündeminde niye mirzabeyoğlu yok!
Çünkü ağır geliyor, kaldıramıyorlar..

ali
ali - 9 yıl Önce

bu sözün muhatabı "salih mirzabeyoğlu" değil mi? net bilen varsa yazabilir mi? ben şuan öyle hatırlıyorum da..

fatma
fatma - 9 yıl Önce

çok içtenlikli bir yazı olmuş. elinize, yüreğinize sağlık..

alp
alp - 9 yıl Önce

tüylerim ürperdi...

a.bayazıt
a.bayazıt - 9 yıl Önce

Üstadın kapısının bir gece vakti çalınmasına dair bu olayı munis bir hal ile Rasim Özdenören de aktarmıştı.Cahit Zarifoğlu bu olayı icra edenin kendisinin olmadığını farkı zamanlarda defaeten dile getirmiş...

baba eren
baba eren - 9 yıl Önce

sözün muhatabı Salih Mirzabeyoğludur ama islami kesim o isimden sözetmez hiç ne hikmetse.

Reyhan Maraşlı
Reyhan Maraşlı - 9 yıl Önce

Mavera Dergisinin Üstadın vefatı üzerine 1983 yılının Temmuz/Ağustos/Eylül aylarını kapsayacak şekilde çıkardığı Necip Fazıl'a Rahmet Özel sayısını aşağıdaki linke tıklayarak indirebilir ve okuyabilirsiniz. Linkte derginin .pdf ve .chm olmak üzere iki farklı formatı bulunmaktadır. Sayın editörün mümkünse bu linki anasayfaya eklemesini rica ediyorum, ulaşabildiği kadar fazla insana ulaşabilmesi için.

http://www.n-f-k.com/nfkforum/index.php?showtopic=9952

Neslihan Korkmaz
Neslihan Korkmaz - 9 yıl Önce

Evet Mirzabeyoğlu'dur o kişi ve mütefekkirin Tilki Günlüğü isimli eserinde bu hadisenin teferruatı vardır...


banner8

banner20