banner17

Üstada hediye götürmek istersen…

Üstad Sezai Karakoç'u İstanbul'da Diriliş Yayınlarında ziyaret ettim. Nasihatlerini not aldım.

Üstada hediye götürmek istersen…

Diyarbakır’dan İstanbul’a bir vakfın aracılığı ile gelmiştim. Bir gün kaldıktan sonra Bolu ormanlarında Bahattin Yıldız gibi şehitlerimizi andığımız bir kamp eylemimiz oldu. Sonra tekrar İstanbul’a döndüm ve vakfa bağlı bir öğrenci evinde kaldım. Ne güzel tevafuktur, şiir ve edebiyatla alâkadar birçok kardeşimle tanıştım. Ben de bir-iki yıl evvelinde Genç dergisi yazarlarından Mesut Kaya ağabeyimle şiiri tanımıştım. Kardeşim tevekkül içinde bir gayretle başörtü sorununun olmadığı Boğaziçi üniversitesini kazanınca, onunla bu kocamış şehirde Üstad Sezai Karakoç’u bulmak pek zor olmadı (Allaha hamd olsun).

Diriliş Yayınlarının kapısında…

Sezai KarakoçSirkeci yokuşunu yazın sıcağında ve alnımda biriken terle çıktıktan sonra Diriliş yayınlarının olduğu binanın önüne geldik. O kadar azimden sonra bir an içeri girmemek istedim. Heyecan denilen köftehor tam o anda tuttu beni. Sonra tabi kapıyı çaldık ve bir ağabey sıcak bir şekilde karşıladı. İçeri girdik. Tabii üstadın ne kadar ciddi olduğunu evvelinden duymuştum. Yaşamak bir başka oldu. Elini öpmek istesem bile sadece el sıkıştık ama kalben elini öpmekteydim. Tanıştıktan sonra tabii ki de memleketten açıldı konu merakım üzere. Üstad’ın tam elli küsur sene memleketine gitmediğini öğrendim. Ben lise öğrencisiydim. O zamanlar birkaç şiirim yeni yeni bazı dergilerde yayımlanıyordu. Ve derslere pek önem vermiyordum. Kardeşim bir anda bu hususu üstada beni şikâyet edercesine söyledi. Üstad’ın burada bir gence tavsiyeleri vardı. Ben buradan bu tavsiyeleri bütün genç kardeşlerime iletmiş bulunuyorum.

Üstad’ın tavsiyeleri

Mutlaka bir tahsil görmenin ve özellikle üniversite okumanın önemini vurguluyordu. Tahsilim olana kadar şiiri bir hobi olarak devam ettirmemi tavsiye etmişti. Üstad’ın gözlerine bakınca, gözlerin yaşlanmadığını anladım. Önünde okuduğu kitaba göz ucuyla baktım. Kitabın ismini görmeye çalıştım. Lâkin başarısız oldum. Bize ikram edilen çayın tadını asla unutamam. Çaylar açıktı. (Koyu çay tercihim değil artık)

Diyarbakır’dan onu görmeye gelip, İstanbul’da hâlâ böyle bir üstadın değerini anlamazdan gelmeyi anlayamıyorum! Diyarbakır’dan benim gibi Üstad’ı görmeye gidecek genç kardeşlerime bir tavsiyem var. Dicle toprağına bir gül fidanı dikmek. Sonra toprağıyla beraber gülü bir saksı içinde üstada götürmek.

Bugünler geri gelmeyecektir…

 

Bilal Yavuz müthiş bir günün hatırasıyla yazdı

Güncelleme Tarihi: 27 Şubat 2011, 11:39
YORUM EKLE
YORUMLAR
Esra Demiroluk
Esra Demiroluk - 8 yıl Önce

Bir üstadı ziyaret sonrasında genç bir yazarımızın yürek fısıltılarını okumak son derece keyif vericiydi. Kalemine, yüreğine sağlık genç üstadım. Umarım ileriki yaşamında genç kalemler senin için de üstad nitelemesini kullanırlar; hem de en deruni hisleriyle...

şehbâl
şehbâl - 8 yıl Önce

Ben de bu sene fazlaca kitabi bir arada alacağım için yayınevine gittim ama içimdende dua ediyorum nolur Sezai Karakoç çıkmasın diye,malum yani SEZAİ KARAKOÇ.Neyse telaşla çıktım merdivenlerden,kapıyı çaldım, kimse yoktu, hemen döndüm mazallah Karakoç açar falan:)Aynı gün yine gittim ama yine kapalıydı.Sonraki gün tekrar gittim kapıyı çaldım:Sezai Karakoç karşımdaydı:))anlatmak bile heycanlandırıyor:)Neyse kitapları birlikte seçtik ama elim ayağıma dolaştı tabiki.MÜKEMMEL BİR GÜNDÜ...

Mohammad
Mohammad - 8 yıl Önce

Bir kentten daha geçtim

Buğdayları yakıyorlardı

Yedikleri pirinçti

Birbirlerine açılan borular gibi üfürüyorlardı

Sonra birbirlerinden borular gibi çıkıyorlardı

Pirinçler gibi çoğalıyorlardı

Atlarını yalnız atlarını cana yakın buldum

Öpüp çıkıp gittim yelelerini

banner8

banner19

banner20