Üstad Kadir Mısıroğlu

Carl Sagan'ın boyut hikayesi gibi... Sığ olan sığ yorumlar. Lakin o çok derindi. Osmanlı'da herkesten farklı gördüğü bir şey vardı Kadir Mısıroğlu’nun. Mustafa Kadir Atasoy yazdı.

Üstad Kadir Mısıroğlu

O fes var ya o fes... Altında altın bir dimağ vardı o fesin... Sen nerden bileceksin.

Osman Gazi'nin yedi yüz yıllık yoldaşıydı. Pederin seksen yıllık arkadaşıydı. İlk, orta, lise, üniversite ve askerlikten de... Trabzon Lisesi'nde namaz kıldığı için muallimlerin öğrencileri dövdüğü zamanlardan... Okul müdürünün "Allah yoktur" diye vaz ettiği yıllardan... "İki kez beladan kurtardım Kadir'i, üniversitedeyken silah çektiler, silahla kovaladım" der.

Daha eskide henüz çocukken dedemle sohbet edermiş, Akçaabat Yeni Camii'de beraber namaz kılarlarmış. Namaz kılan bir çocuk olduğu için onu çok severmiş. Kuşaklar boyu sürekli sevdik birbirimizi... Biz Müslüman idik. Ecdadımızdan miras bir şahsiyetimiz de var bizim. Biz Osmanlıyız... Sıkıntılarla birlikte dalga dalga büyümüştür onda Osmanlı fikri...

İstanbul, ah İstanbul... Kuşların burada hikmetle uçtuğunu çok geç olmadan anlamalı. Sık yürüyüş yapardık, hep bir şeyler anlatır, binalar hakkında bilgi verirdi. Sahaflara gidiyoruz. Cilt cilt kitap ve insan tahlil ederdi üstat. Konuşur, konuştururdu. Ama o lisanla... Uyduruk kelimeleri kullanmamıza kızardı.

Şuna bak şimdi, talihi anlatıyordu bir gün... "İdbâr-ı baht, âkıli dîvâne gösterir. İkbâl-i baht mecnûnu ferzâne gösterir. Herkes bahtının tahtına oturur" deyivermişti. Ama bu talih elbet Müslümanların yanına gelecekti. Biz kimin evladıyız? "Gürk zade akıbet gürk şeved" kurdun yavrusu da kurt olur... Ama ilim olmadan muvaffak olunmaz. Rutbetu'l-ilmi ale'r-ruteb; ilim rütbesi rütbelerin en üstünüdür.

Kendi, bizim talihimizdi, tarihimizdi. Cağaloğlu'nda, Sebil Yayınevi’ndeki bürosu, her yanda üst üste yüzlerce kitap, büyük bir Osmanlı arması, kalpağı, fesi, bastonları... Sigarası tüterdi uzun uzun; gülerdi sonra birden ciddi olur Karadeniz'in havası gibi... Kuleli'de Ravza'yı adımlar, boğaza bakıp kahve içerdi.

Carl Sagan'ın boyut hikayesi gibi... Sığ olan sığ yorumlar. Lakin o çok derindi. Osmanlı'da herkesten hepsinden farklı gördüğü bir şey vardı. Çoğu padişahtan, sadrazamdan fazla, o medeniyetin hakiki mensubudur. Gerçek bir dava adamı, üstat ama bir incelik üstadı... Ama son olmamalı, o incelik muhakkak binler, on binler tarafından elde edilmelidir. Çalışarak, ilim talep ederek... Meselemiz budur! Velhasıl, en önde, Osmanlı sancağını taşıyan askerin adıydı Kadir Mısıroğlu. Ona selam durmak gerekir.

Büyük Çamlıca Camii’nde ilk cenaze namazı senin nasibinmiş. Dem bu dem dedem, öyle müthiş bir kalabalık var ki. Ne diyelim, uğurlar ola Üstad, uğurlar ola...

Güncelleme Tarihi: 09 Mayıs 2019, 12:37
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13