Üsküdar'da kitaplarla büyüdük!

Üsküdar Meydanı'nın tüp geçit yüzünden iptal olması güzel bir şey değil elbet ama başka bir şeyler var sanki çekilen.

Üsküdar'da kitaplarla büyüdük!

Biz Üsküdar’da büyüyenler için önemli yerleri şöyle bir düşündüm geçen gün. Musa Abi’nin yeri vardı Doğan Polat Çarşısı’nın içinde: Yazı Kitabevi. Sanki kitabın ve kitapların içinden, yöresinden geçen sohbetlerin Üsküdar’daki merkeziydi.

Dücane Cündioğlu
Dücane Cündioğlu

Nice yazar, düşünür ve kitapsever burada buluşup kitap karıştırıyor, okuyor, üzerine konuşuyor ve sigarayla, çayla muhabbetin demi artıyordu. Baraka’yı ilk orda izlemiştik. 90’ların başıydı ve hatırlayabildiğim kadar Dücane Cündioğlu hararetli meal ve dil tartışmalarıyla burayı ve daha sonra Kaknüs Kafe’yi şenlendiriyordu. Onlarca gencin ilme, sanata, şiire, düşünceye olan ilgisi artarak devam ediyordu.

 

Kaknüs’e doğru

Ama nedense çeşitli sebeplerden ötürü yoğunlaşma; Musa Abi’nin yerinden Kaknüs Kafe’ye kayıverdi yavaş yavaş. Muhammed Çiftçi’nin hem kitaba, hem kültürel ve hatta sanatsal ortama yaptığı yatırım etkisini göstermiş ve mekanı, yayınladığı kitaplar bizleri cezp etmişti. Atlansoy’un şiir kitabını bile basmıştı. Daha ne olsundu?

Maalesef bir süre sonra burası popülerleşti. Yani kitaba, düşünceye, şiire, edebiyata, yazarlara ilgisi ya hiç olmayan ya da çok az olan kişilerin yoğunluğu arttıkça, buranın gerçek müdavimleri azalmaya başladı. Galiba bu durum sadece bir kaçışın değil aynı zamanda bir değişimin, farklılaşmanın ve belki de yozlaşmanın da işaretiydi. Azalıyordu işte o eski aşk ve şevk.

 

Muhammed Çiftçi
Muhammed Çiftçi

Musa Abi dükkanı kapadı

Bu arada Musa Abimiz, uzun seneler dükkanını açık tutarak direndikten sonra ekonomik ayarların iyice bozulduğu birkaç krizden sonra kapatmak zorunda kaldı yerini. Orada yanlış gidenin ne olduğunu kesin olarak hiçbir zaman bilemedik.

 

 Ya Çınaraltı

Çınaraltı var(dı) bir de. Uzun yaz gecelerinin geveze denilebilecek bekçilerine rağmen burası açık hava entelektüel buluşma yeriydi. Her türlü düşünce dile getirilir, tartışılır, katılınır, kulak misafiri olunur, çaylar tazelendikçe tazelenirdi. Kısa Samsun’undan kısa Camel’ına bir çeşit sigara panayırına da dönüşürdü aynı zamanda. İlyas Aslan bazen sakin bazen celallelenerek  bir şeyler anlatıyor bak. Hayrettin Bir, yanında Hasan Kuvvet ve başkaları tane tane konuşuyor. Şu giden Ahmet Murat mı? Çünkü İsmail Kılıçarslan da ayaklanıyor sevgisinden. Henüz ilk kitabı Kaf ve Rengi çıkmamış Ahmed’in.  Bilal Sert, Yedi İklim’den buraya çay sesleniyor, ‘birazdan ordayız’ diyoruz. Ramazan Abi’nin sakalı var mıydı o zamanlar?

 

İsmail Kılıçarslan
İsmail Kılıçarslan

Yedi İklim ve Davet

Ramazan Abi’nin Davet’i var Yedi İklim’in yanında. Yedi İklim demişken ondan da biraz bahsetmemek haksızlık olur. Ali Haydar Haksal Bey pek çok gencin elinden tutup onları yazmak ve okumak için yönlendirip teşvik ediyordu. Üsküdar’daki bu küçük kitapevinde kimler durmadı ki belli bir ücret karşılığında… ( Bilal Sert, Muhammed Çelik, Asım Gültekin, İsmail Demirel)  Böylece hem birkaç kuruş kazandılar, hem kitapla hem-hal oldular, hem onlarca dost kazandılar. O küçük yerde, dört bir yanınız kitaplarla sarılıyken onlardan gayrı kimi/ neyi konuşabilirdiniz ki? Aslında Yedi İklim’in Üsküdar’daki bu küçük dükkanı için, Ramazan Abi’nin hasbiliği ve sarsılmayan imanı için, Veysel ve Azad Beylerin dostlukları için çok şey söylenebilir ama şimdilik böyle kısacık değinerek geçelim.

 

Ahmet Murat
Ahmet Murat

Kalabalık geldi: kaçalım

Bir yer kalabalıklaşmaya başlayınca oradan kaçış başlıyordu. En azından kendim ve bazı arkadaşlarım için bunu söyleyebilirim. Bir ara dönemde eski tekel binasının ordaki primitif çaycıyı denedik. Kitap yoktu ama sohbet ve çay güzeldi.

Toptaşı’ndaki Üsküdar İmam Hatip binasına giderken solda kalan bir sahaf vardı. Mekan olarak iyiydi. Şark usulü döşenmişti. Kitaplar vardı, çay vardı, sigara içiliyordu ne güzel. Ama benim araflık dönemime denk geldiği için mi nedir, orada fazla mesaim yok! Bir süre sonra orası da kapandı maalesef.

Eski bit pazarının orda ucuz ve güzel kitaplar satan, Üsküdar’daki sahaflardan biri daha bu yazın başında kepenklerini indirdi. Tanzim’in arka taraflarında ikinci el kitaplar satan birkaç  küçük yer daha vardı. Onların kapanıp kapanmadığını bilmiyorum.

 

Hala ayakta kalanlar

Eskilerden Çınaraltı, Kaknüs, Yedi İklim, Davet yerlerindeler hala. Bunlara ek olarak İstanbul’a geldiğimde uğrayıp çay içtiğim- maalesef sigara içemediğim- Çetin Bey ve ortağının akıllıca ekonomi-politakaları sonucu genişletip Bülbülderesi’ne taşıdıkları Zen Kitapevi var. Hani gittikçe güzelleşen İkindi Yağmuru’nun çıktığı merkez. Çetin Bey’in misafiri de çayı da eksik olmaz genellikle. Siz de gidin derim oraya. Hem çayınızı için, hem yazar, şair ve düşünenlerin sohbetlerine katılın. Ayrıca indirimlerden de faydalanma imkanınız da var.

Bir de, İbn Ataullah İskenderi’nin kitaplarını ve elbette başka kitapları da bizlere kazandıran Cavit Çollak ağabeyin Üsküdar Kapalı Çarşı’daki Üsküdar Yayınevi var. Kitapları da, çayı da, sohbeti de şifa olur inşallah uğrayana.

Ey Üsküdar ahalisi gençler! Sizler nerelerde demleniyorsunuz?

 

Mustafa Nezihi Pesen bütün sırlı mekanları ifşa etti

Güncelleme Tarihi: 12 Aralık 2009, 10:53
YORUM EKLE
YORUMLAR
furkan
furkan - 9 yıl Önce

Bir köpüğün altında ağır ağır akıp gidiyor Üsküdar.Hüdayi tekkesine doğru akıyor,Karacahmed’e doğru akıyor.Ve nihayet boğazın sularıyla bir Harem’e doğru akıyor. Bu “kutsal parkur”da niceleri Üsküdar’la bir aktı gitti. Aşık ile maşuk arasında bir sır var elbet ama ifşa edilemez.İşte Üsküdar bu sırrı taşıyarak ketum sinesinde ağır ağır akıp gidiyor...

banner19