Ünlü edebiyatçılar nasıl yazıyorlar?

Dünyaca ünlü yazarlar başarılarının sırrını büyük oranda çalışkanlığa, düzenli yazma alışkanlıklarına ve bir ritim tutturmaya bağlıyorlar. İnternette bazı blog ve haber sitelerinden derlediğim yazar görüşleri, yazmaya gönül verenleri motive edebilir. Harun Kalkan yazdı.

Ünlü edebiyatçılar nasıl yazıyorlar?

Haruki Murakami: "Tekrarlamanın kendisi önemli hale gelir..."

2004 yılında yapılan bir söyleşide  Murakami şunları anlatıyor:
Roman yazma moduna girdiğimde sabah 4'te kalkıp 5-6 saat boyunca çalışırım. Öğleden sonra olduğunda ise 10 kilometrelik bir koşu ya da 1500 metrelik yüzme (ya da her ikisi), sonra biraz okurum ya da müzik dinlerim. Akşam saat 9'da uyumaya giderim.
Bu ritmi her gün aksatmadan sürdürürüm. Tekrarlamanın kendisi önemli hale gelir ki bu bir çeşit hipnotizmadır. Kendimi daha derin bir zihin durumuna girmek için hipnotize ederim.
Ama bu çeşit bir tekrar modunu sürekli hale getirmek (6 ay ya da 1 yıl) bol miktarda zihinsel ve fiziksel güç gerektirir. Bu anlamda bir roman yazmak hayatta kalma eğitimi gibidir. Fiziksel dayanıklılık sanatsal duyarlılık kadar gereklidir.

E. B. White: "Yazmak için ideal şartların oluşmasını bekleyenler, bir sayfa bile dolduramadan bu hayattan göçüp giderler"

Paris Review'de kendisiyle yapılan röportajda "Charlotte's Web" yazarı White şunları anlatıyor:
Yazarken müzik dinlemeyi tercih etmem. Bu tür şeylerden asla hoşlanmam. Öte yandan, sıradan ve doğal dikkat dağıtıcılar içerisindeyken gayet iyi şekilde çalışırım. Evimin oturma odası, her şeyin döndüğü bir merkezdir adeta. Kiler, mutfak ve telefonun yer aldığı banyonun ortasındadır ve sürekli gelen geçen olur. Aynı zamanda parlak bir ışığı olan, canlı ve hayat dolu bir yerdir burası ve etrafımda dönen bu karnaval hareketliliğine rağmen, ben genelde yazı yazmak için burayı kullanırım.
Sonuçta ev halkı benim bir yazar olduğumu çok da umursamaz, gürültü ve yaygara yapmaktan geri durmazlar. Evet, hasta olduğumda çekilebileceğim bir köşem de var. Ama unutmamak gerekir ki yazmak için ideal şartların oluşmasını bekleyenler, bir sayfa bile dolduramadan bu hayattan göçüp giderler.

Ernest Hemingway: "Her sabah yazarım!"
Kendisiyle yapılan bir söyleşide Hemingway günlük rutinini şöyle anlatıyor:
Bir roman ya da bir hikaye üzerinde çalışırken her sabah günün ilk ışıkları ile yazmaya başlarım. Rahatsız edecek kimse yoktur, soğuk ya da serindir ve masana oturursun, yazdıkça ısındığını hissedersin. Yazdığını okursun, her defasında daha sonra neyin olacağını bilerek yazmayı noktalarsın, sonra da oradan devam edersin.
Bir noktaya gelene kadar yazarsın ve hala enerjin vardır ve bir sonraki aşamada ne olacağını bilirsin ve durursun ve bir sonraki gün yeniden yazmaya başlayana kadar hayata devam etmeyi denersin. Sabah 6'da yazmaya başladığını düşünelim, öğlene kadar devam edersin ya da daha önce de bırakabilirsin yazmayı.

Henry Miller: "Yaratıcı olamıyorsan çalışmaya başlamışsın demektir"

1932 yılında ünlü yazar ve ressam Henry Miller günlük rutinlerini özetleyen kişisel "10 Emir"ini kaleme alır.
1) Bitirene kadar sadece bir tek şey üzerinde çalış.
2) Yeni bir kitaba başlama, "Kara İlkbahar" kitabına yeni bir şey ekleme.
3) Heyecanlı olma. Sakince, keyif alarak, çekinmeden ve elinde ne varsa onunla çalış.
4) Planlamana uygun ve duygusal modundan bağımsız olarak çalış. Bitirmeyi planladığın zaman gelince çalışmayı bırak.
5) Yaratıcı olamıyorsan çalışmaya başlamışsın demektir.
6) Yeni eklemeler yapmaktansa, mevcut olanı her gün az az güçlendir.
7) İnsan kal! Canın istediğinde sosyalleş, bir yerlere git, bir şeyler iç.
8) Yarış atı olma, sadece zevk alarak çalış.
9) Canın istediğinde programının dışına çık. Ama ertesi gün programına dön. Konsantre ol. Sınırlarını belirle. Gerektiğinde dışına çık.
10) Yazmak istediğin diğer kitapları unut. Şu anda yazdığına konsantre ol.

Khaled Hosseini: "Hoşunuza gitse de gitmese de yazmalısınız"

Hosseini, kendisiyle yapılan bir röportajda günlük yazma alışkanlıklarından ve yazarların yapması gereken temel şeylerden bahsediyor:
Ben yazarken hiç özet yapmam, bunu faydalı bulmam ve beni bir kutuya koymasından (sınırlamasından) hoşlanmam. Sürpriz ve kendiliğinden gelişmelerin hikayenin kendi yolunu buldurmasından hoşlanırım. Bu yüzden, ilk taslağın oluşmasını son derece yorucu ve zahmetli bulurum. Bu genelde oldukça fazla hayal kırıklığına yola açar ve çok nadiren başta düşündüğüm gibi gelişir. Yazmaya başlarken zihnimde olan idealin çok gerisinde bulurum yazdıklarımı. Öte yandan yazdığımın üstünden geçmekten hoşlanırım. İlk taslak, aslında daha sonradan katmanlar ve boyutlar, gölgeler renkler ve detaylar eklediğim bir tasarımdır. Benim için yazmak, büyük oranda "yeniden yazmak"tır. Bu yeniden yazma sürecinde gizli anlamlar, bağlantılar ve ilk seferde gözümden kaçan ihtimalleri keşfederim genellikle. Böylece hikayemin ilk başta hayal ettiğim orijinal versiyona yaklaşmasını umarım.
Akıllarında hep yer alan bir kitabı olan ama bir kelime dahi yazamamış çok sayıda insanla tanıştım. Yazar olmak için -farkındayım, biraz banal görünse de- gerçekten yazmanı gerekiyor. Her gün yazmalısınız, hoşunuza gitse de gitmese de. Belki de en önemlisi hedef kitle olarak kendinizi görerek yazmalısınız.

Burası önemli; anlatmanız gerektiğini düşündüğünüz ve dinlemek istediğiniz bir hikaye yazın.

Başkasının neyi dinlemek istediğini bilmek imkansız, bunu tahmin etmeye çalışarak zaman kaybetmeyin. Sizi gerçekten rahatsız eden, geceleri uyutmayan şeyler hakkında yazın.

Orhan Pamuk: Hep en zoru ilk cümleye başlamak

Pamuk, romanlarının ilk cümlesini 50 ya da 100 kez yeniden yazdığını söylüyor. Kareli deftere el yazısıyla yazan Pamuk, “Hep en zoru ilk cümle, çok acı veriyor” diyor. Bir sayfayı doldurduktan sonra yandaki sayfayı boş bırakıyor ve daha sonra buraya düzeltme notlarını alıyor. Defterlerini daha sonra bir daktilografa gönderiyor ve bu düzeltme işlemini birkaç kez tekrarlıyor. Nobel ödüllü yazar “Her şeyi planlıyorum” diyor ve ekliyor, “Romanın üslubu, içinde olan her şeyi ilk cümlede söylemek isterim. Bu nedenle onu yazması zordur. Bazı törencikler, bazı kurallar, ezberlenmiş alışkanlıklar beni disipline eder. ‘Nasıl iyi yazılır?’ sorusuna cevabım şudur: Yazarlık çok disiplinli bir iştir. Yüzlerce kuralınız olacak. Geleceksin. Kahveni yapacaksın. Ve küçük törencikler başlayacak. Hesabıma göre senede 300 güne yakın çalışıyorum ve 170-180 sayfa yazıyorum. Demek ki günde 0,75 sayfa yazıyorum. Bazen 15 gün uğraşıp 10 sayfa yazıyorsunuz, sonra hepsini çöpe atıyorsunuz.”

Harun Kalkan

Güncelleme Tarihi: 06 Mayıs 2019, 11:59
YORUM EKLE

banner19

banner13