banner17

Ümmet bu kadar kalabalıkken...

Alnımızda damla damla ter vardır hep, yorulmanın son raddesinde sallanır da dururuz ama biliriz ki birileri yorulacaksa bu biz olmalıyız.

Ümmet bu kadar kalabalıkken...

Boynumuz hep büküktür bizim, eziliriz bunca külfetin altında aslında hiçbir şeye sahip değilken. Hep bir yara taşırız kalbimizin en derininde acısını iliklerimize kadar hissettiren. Alnımızda damla damla ter vardır hep, yorulmanın son raddesinde sallanır da dururuz ama biliriz ki birileri yorulacaksa bu biz olmalıyız.

Soğuk rüzgarlar eser de kimi zaman aldırış etmeyiz hava sıfıra meydan okurken bile içimizde, çünkü biliriz bâtınımızdaki yangın ısıtır bizi, zâhirimiz ne kadar soğuk olsa da aldırış etmeyiz üstümüze, üstlerine… Varsın eski olsun, varsın yıllarca giyilmekten zamana dayanamamış olsun melâbisimiz; setretimiz nazif ise gerisi boş laftır bize.

MuslimToprağın aynasında gördük halimizi

Baktık mı içi görmeye çalışırız sûret perdesinden kurtulmayadır bütün çabamız, isteriz ki açalım perdeleri de güneş girsin içimize, içlerine…

Toprak aynamızdır bizim, ona baktık mı kendimizi görürüz. Zalim olacağımıza mazlum olalım deriz çünkü O ‘Ezilenlerle birlikteyim!’  der, biliriz. Ayaklar yüzümüze komşudur, ol sebepten hangi ayaklar öpülesidir yine biliriz.

Yüzümüzü havaya kaldırmaktan hayâ ederiz lâkin bulutlar belki simamızın müştâkıdır diye bakarız arada. Bir nazar atarız gökyüzüne ve görürüz ki yine toprak misali aynadır aslında sema; yeryüzünün aynası…  Değersiz, uçsuz bucaksız ve bomboş… Yokluk kendi benliğimizde varlık mahiyetine girer. Nitekim bize namütenahi eşlik edecek olan ruhumuzdur, biliriz.

Çifte Vav, 1817 tarihli: Hasan bin Mehmed
Çifte Vav, 1817 tarihli: Hasan bin Mehmed

Her nefeste iki nimet iki şükür

Aldığımız her bir nefesin değerini biliriz, her bir alışımızda ‘Allah!  İşte temiz hava.’ der ciğerlerimiz. Büyük bir hışımla üfleriz kirli havamızı zira bize en ufak bir kir, leke bile yakışmaz, biliriz. Ağzımız bir ‘Hu!’ der ki zerre miktar necisten arınmanın verdiği huzur ile, biz bile halimize hayret ederiz.

Yediririz yemekten çok. Lokma ekmeğimiz olsa onda bin bir yetimin, mazlumun hakkı vardır biliriz. Biz de yeriz ama nefsimize yedirmeden. Bizi yaşatacak, onu ise divane edecek nevîdendir taâmımız. Kendini düşünmekten bizimle uğraşmayı bıraksın isteriz de, ne mümkün, ne kadar kavî olduğunu biliriz.

MuslimMal, mülk, para ıraktır bize. Bir lokma, bir hırka kâfidir hepimize. Elimize geçen az miktarda meblağ olsa dahi heba etmeyiz, acele hibe ederiz. Çünkü biliriz O (sav)’ nun aklını bile huzur-u ilahide fazlalık bir mal işgal etmiştir de, edâ fiili biter bitmez infak etmiştir yükünü.

Az yeriz, az uyuruz...

Uyku kelimesi uykumuzu kaçırır. Biliriz zaten uyuduğumuzu da, ondan… Gaflet, gaflet de gaflet deriz hep içimizden. Düşman ordumuzun en ön saflarında yer alan, Halîk’ten ıraklaştırmakla muvazzaf erdir gaflet. Zehirli bir ok atar ki hakikati unutturur. Bu yüzden daima düşünmemiz gerektiğini ve neden sürekli ‘Akletmiyor musunuz?’ dendiğini, biliriz…

Bir minval üzereyiz ki Rahman’ın rahmet olarak gönderdiğinin peşinden gideriz. ‘Nasıl yaşanır?’ın  ahsen misâli, saffet ile müsemma, edeb-i ilahiye ile müeddeb olan en muteber âdem mürşidimizdir bizim. Takva derler bulunduğumuz halet-i ruhiyyeye. Sonsuz saygı , korku, sevgi, muhabbet hissiyâtı cem olmuştur bu hal üzerinde.

En yakınımızı biliriz. Allah deriz, kendimizden geçerek…

Peki biz nerdeyiz, neden biz, biz değiliz?

 

Tuncay Sandıkçı ‘biz,biz olabilseydik…’ dedi  ve yazdı.

Güncelleme Tarihi: 07 Mart 2011, 08:15
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
ibrahim akyol
ibrahim akyol - 8 yıl Önce

kardeşimiz yapdıklarımızı yapmak isteyipte yapamadıklarımızı ve yapmamız gerekenleri güzel bir anlatım tarzıyla belirtmiş kendisine teşşekkür ediyor bu başarısının edebiyat alanında daha büyük başarılara kapı olmasını niyaz ediyorum...

Betül YILMAZ
Betül YILMAZ - 8 yıl Önce

Çok güzel bir yazı olmuş... fikrinize, ahenginize sağlık...

banner8

banner19

banner20