banner17

Ümit Aktaş çetrefilli bir mevzuya değinmiş

Ümit Aktaş ile ilgi çekici bir röportaj yapmış Devrimci Edebiyat mottosu ile çıkan Çetrefil dergisi.

Ümit Aktaş çetrefilli bir mevzuya değinmiş

 

Duyduğumuzda ya da gördüğümüzde yer, durum ve zaman şartlarımız ne olursa olsun bir anlık da olsa duraksamamıza neden olan isimler vardır. Hangi hâl üzere olursak olalım kendini okutturmayı bilirler. Öyle ki çoğu zaman dostlarımıza vermediğimiz zamanları o isimlerle paylaşırız. Günümüzde deneme, roman ve şiir türünde eser verip, İslam, felsefe ve sosyoloji vs. alanlarında okuma ve yazmasını sürdüren ve bunu okuyucuyla paylaşmayı kendine şiâr edinmiş Ümit Aktaş, yaşadığımız çağın şartlarına kendini kaptırmaksızın sorgulamayı, irdelemeyi her konuşmasında özellikle belirtip, bunun için yazma alanlarını değerlendirmekten hiç çekinmeyen biri.Çetrefil dergisi

Matbu kitap, gazete, dergi derken bu kez kendisini e-dergi formatında internet üzerinden yayın hayatına başlayan Çetrefil Dergisi’nin ilk sayısında bir soruşturmada gördük. Şiire yeni başlayanlar yahut şiiri ve diğer sanatsal eserleri tüm yönleriyle beraber anlama arayışı içerisinde olanlar için önemli, kılavuz niteliğindeki bir yazı.

Şiir herşeyden önce bir düşünce disiplini ve kelime iktisadı gerektirir

Yazar Ümit Aktaş’ın, Çetrefil Dergisi’nin “Şiir ve Ahlâk” soruşturmasına verdiği cevapta birçok soruya deva olabilecek nitelikteki değerlendirmeleri mevcut. Söz gelimi, “Etik nedir? Eserin değeriyle sanatçının ahlâk ve karakteri arasındaki ilişki ne olmalı? Eserde ahlâk nedir? Olumlu-olumsuz ahlâk anlayışı nasıldır? Sanatsal anlayışta ahlâkî sorun olarak ‘riske girmek’ gerekli midir? Eserde salt eserin gidişâtı nedeniyle başvurulan zorunlu anlatılar, kullanılan imge ve ifadeler, ahlâkî teamülleri ve sınırları ne kadar zorlayabilir?” gibi sorularla zihinlere derinden iz bırakmanın endişesi içerisinde hissettiğimiz yazar şöyle sesleniyor:


“...Yani kendini riske atıp atmamak, toplumsal ve insanî sorunlar karşısında duyarlı ve tepkili olup olmamak; insanî potansiyelimizi özgürleşme, üretme ve yaratıcılık konusunda kullanıp kullanmamak gibi. Doğru ya, biz nasıl bir insanız, nasıl bir Müslümanız ki, riske girmek endişesiyle kendimizi bir kenara çekmekten, özgürleşme ve yaratıcılıktan uzak durmaktan, ağulu sözcükleri dilimize dolamaktan sakınmaktayız? Meğer ki bu bir düşmana saçılan kurşunlar olsun ya da bir dostun derdine derman, yüreğine merhem!”

Ümit Aktaş’ın merkezî noktası nedir deseler, “Hakikate ulaşmak değil hakikat üzere yolcu hâlini korumak” derim. Hemen hemen her eserinde bu hâl üzere olan yazar, hakikatin, hayata ve kâinata bir anlam kazandıran olduğu, dolayısıyla felsefe ve sanat eserinin meşguliyet alanı olacağını belirtir. Şiire, esere, düşüncenin ve estetiğin buluştuğu sanata da yakışacak olanın hakikate doğru sefer etmek olacağını işaret eden şair yazar Ümit Aktaş, hakikatten bahsederek hakikate ulaşılamayacağı, dolayısıyla doğrudan hakikatten kesinlikle söz edilemeyeceği fakat ona üstü kapalı anlamlar ile işaret edilebileceğini ifade eder.

Ümit AktaşAktaş, bu gaye uğruna yola devam ederken tabii olarak hayatın güzelliklerinden, alışagelen gerçeklerinden ister istemez kopacağımızı ve bu durumun kimilerince rahatsız edici bir tavra dönüşebileceğini belirterek uyarıyor. Bu hakikat yolculuğundan rahatsız kimilerince birçok oyunla baş başa kalabileceğimize de dikkat çekiyor. Belki de bugün birçoğumuzun karşılaştığı durumları anlatıyor, tek tek gözden geçirerek izah etmeye çalışıyor yazar.

Sanatın temel sorunu nedir?


Ümit Aktaş’ın sanatta özgünlük, sahicilik, tutarlılık ve taklitçiliğe dair vb. ifadeleri de oldukça dikkat çekici. Aktaş’a göre sanat eserinin sahiciliği hakikate uyarlığıyla, hakikatin yolundalığıyla alakalıdır, dünyevî gerçeklikle değil.  Ümit Aktaş sanatla ilgili birtakım sorunları belirtmekle beraber çözüme dair cümlelerini de esirgememiş.  Sanatın temel probleminin insanın acısını dindirmek, hafifletmek olmayacağı; aksine, acısını, yarasını daha fazla açıp, insanı huzursuz ederek insanın etrafında gelişen birtakım olaylara, olgulara karşı daha dikkatli olması yönünde ikaz eder.

Şiir öncelikle sözün cebridir ve has düşüncenin ürünüdür


Şiiri gençliğin ritimsiz duygularına hapsedip, basit, ucuz ve bayağı bir şekil zannedenler şiiri tüm anlamıyla beraber idrak edememişlerdir. Hatta şiire haksız bir muamele edildiği bile söylenebilir. Şair Ümit Aktaş, bu gibi asılsız ve temelsiz söylemlerde bulunanlara karşı şiirinde elbette diğer anlatım türleri gibi kalbe, sevgiye, aşka dâir söylemlerinin bulunabileceğini fakat asla bunlara ilişkin zırvalıkların şiirde yer almayacağını belirtiyor. Ayrıca bu gibi yollarda kullanılan imgeler için “çöp deposu” benzetmesi yapıyor.

Çetrefil dergisinin bahsekonu “Şiir ve Ahlak” soruşturmasında Ümit Aktaş’ın değerlendirmesi hayli uzun ve kapsamlı… Bize düşen ise sadece haberdar etmek, hem dergiden, hem soruşturmadan, hem de Ümit Aktaş’ın dikkat çektiği önemli hususlardan…

 

Serkan Sevinç haber verdi

Güncelleme Tarihi: 22 Haziran 2012, 15:39
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20