Ülkemde sistem bizi yok ediyor!

Resmî ideolojiye saplanmak zorundayız, tıpkı diğerleri gibi. Yoksa vatan haini ilan ediliriz. İnsanların bizim düşüncelerimizi kontrol etmelerine bir son vermeliyiz!

Ülkemde sistem bizi yok ediyor!

Biz bir sistemin dişlileri miyiz?

Tuğla
(+)

Sistemler, kendini bize çok samimi ve iyi öğretilen şeyler olarak gösterse de, gün geçtikçe bunun tam tersi olduğu ortaya çıkıyor. Sistemler, insanı köleleştirip bir robot gibi programlamayı amaçlıyor. Ve insanlar tek tip haline getirilmeye çalışılıyor. Mesela okulda veya ofiste belli sistemlerle çalışıyoruz. Pilli bir oyuncak gibiyiz, tekrar tekrar aynı hareketleri yapıyoruz ve bir çocuk, elinde biz varmışız gibi oynuyor sanki. Olan oyuncağa oluyor ve bir gün bozuluyor, o da diğerleri gibi çöpe gidiyor.

Kandırılıyoruz!

Kendimizi iyi yerlere getireceğine inandığımız eğitim sistemi ya da çalışma sistemi bizi makineleştiriyor ve hep aynı şekilde, aynı tempoda düşünüyoruz ve hareket ediyoruz. Belli bir düşünce sistemiyle programlanıyoruz ve bunun dışına çıkamıyoruz. Yoksa her şeyi bozarız. Bütün dengeler bozulur. Resmî ideolojiye saplanmak zorundayız, tıpkı diğerleri gibi. Yoksa anarşist oluruz, vatan haini ilan ediliriz. Ne de kolay vatan haini oluvermek.

Pink Floyd söylüyor: “We don't need no thought control!”

Düşünüyor muyuz? Kendisine Tanrı tarafından en üstün yetenek olan “düşünce” verilmiş insan, bunu ne kadar kullanıyor? Düşünce suçu diye bir kavram var ülkemde. Düşünebildiği için suçlanan insanlar, gerektiği gibi düşünmeyen insanlar için mahkûmiyetler…

Tek tip halinde, fabrika ürünü olarak paketlenmiş düşüncelerimiz, hedeflerimiz kontrol altına alınmaya çalışılıyor. Bunları faşist bir yaklaşım olarak değerlendirmemiz gerekirken, biz halen okullarda bize öğretilen diktaları uygulamak zorundayız. İlkokuldan beridir insanların beyninin içine nüfuz edilmeye çalışılan o sistemi, o düşünce yapısını bir kenara itip, Tanrı'nın ve Kitab'ın varlığı içerisinde fikirler üretmeliyken, beynimizin çürümesine izin vermemeliyiz. Aksi halde sisteme hapsolup kalmış gençlerimizin gelecek nesli de belli bir ideolojiyi benimseyen yaratıklar olarak ortaya çıkacaktır.

Uzak
(+)

Sistemlerin bizi birbirimizden uzaklaştıran bir yanı da var. Yabancılaştıran, sistemin işine gelmeyen kavramlarımızı yok eden… Eğitim sistemimiz buna en iyi örnektir. Okulda, öğretmenler öğretmendir ve öğrenciler de öğrencidir. Bunun dışında hiçbir şey değillerdir, olamazlar da. Herkes belli bir kıyafetle gelir okula. Öğrenciler, belli bir formaya tâbi tutularak onun dışına çıkamazlar. Renkli kıyafetler yasaktır! Bunun da önlemi alınmıştır: Farklı giyinen bir öğrenci çıkabilir diye, her sabah okula girmeden önce kontroller yapılır ve “kıyafeti düzgün olmayan” biri olursa şayet, velisi aranır, çağrılır ya da uyarı yapılır. Olan nedir peki? Müdürlerin ya da müdür yardımcılarının eline ne geçer? Hiçbir şey. Öğrenciyi küçültmeye çalışan hareketlerden başka hiçbir şey değildir bu yapılan. Hem ailesinin hem de öğretmenlerin, herkesin gözünden düşmüştür öğrenci!?

Herkesin tektipliliği daha iyiymiş gibi bir olgu vardır hayatımızda. Asıl sorun da budur, herkes eğer aynı düşünürse, aynı şekilde giyinirse “insan” olmanın ne farkı vardır?

İnsan, sistemler var olsun diye yaşar

Sistemin yumuşak karnına dokunan ne varsa illegaldir. Hatta dokunmasa bile yasaktır. Cuma namazına gitmek isteyen çalışan için ibadet özgürlüğü söz konusu değildir. Bu ibadet sistem tarafından, sistemi bozan bir yabancı unsur olarak adlandırılmışsa yasaktır. Başörtüsü de bir yaşam stili olarak sistemin tekerine çomak soktuğu için yasaktır. İbadet özgürlüğü olarak bir insan hakkı niteliğine evrilemez. Çünkü sistemin çarklarında çıtırdamalar olmaktadır.

Dışadüşen tuğla
(+)

Bir imam hatip lisesinde dahi, Kur'an-ı Kerim dersi hariç diğer derslerde başörtü takılması “sakıncalıdır.” Hele düz liselerde! Okula adım atmadan önce, genç kız başını sokakta açmalıdır. O şekilde okula adım atamaz. Resmî ideolojimiz bu görüşü öngördüğünden, toplumun bir başörtülüyü dışlaması, onu öteki olarak görmesi normal karşılanır. İnsan olma onuru, her zaman ikinci planın da arkasında kalmaya mahkûmdur.

Eğitim bir değirmen mi?

Eğitim sisteminin kurgulanışındaki materyalist köken, toplumun temel dinamiklerini etkilemektedir. Batı kaynaklarını rehber edinmiş tarih, darwinist biyoloji, ruhsuz edebiyat, ruhsuz matematik, salt-batıcı müzik, ateist felsefe, tüketimci ve ‘nlp'ci psikoloji dersleri ile ne güzel gül gibi bir nesil yetiştiriyoruz değil mi? Bırakın öğrencinin kılık kıyafetini, beynini bile iğdiş eden sistem televizyonu, interneti, medyası “düşünce”ye nefes aldırmıyor.

Saatlerini televizyon ve bilgisayar monitörleri karşısında amaçsızca, moronlaşarak, aptallaşarak geçiren insan geçirdiği saatler sonunda gözlerinden yorgunluk akarak sistemin yeni bir gününe uyanmak için yatağa gidiyor. Kısacası günü bomboş geçen, fikir üretmeyen insanlar güruhu olmaya doğru gidiyoruz.

Çocuklar, TVlerde ne görüyorlarsa onu yapıyorlar. Öyle giyinmek istiyorlar. Çünkü onun iyi bir halt olduğunu düşünüyorlar. Ailelerse, küçüktür diye önemsemiyor ve istediklerini yapıyor çocuklarının. Fakat o kızcağız, ileride de o şekilde giyinmek isteyecektir, haberi yoktur bizim dindar ailelerin!?

Yıllardır süren sistematik bombardıman sonucunda flört tabii bir hal aldı örneğin toplumda. Henüz 8-9 yaşından itibaren kendini flörte hazırlıyor gencimiz! İleride de bir tür kız arkadaş-erkek arkadaş ideali oluyor. Çocuk, 16-17 yaşına geldiğindeyse iş işten geçiyor ve ne kız ne de erkek açısından hiç de iç açıcı sonuçlar olmuyor.

Sistemlere hapsolma! Kendi gündemini kendin oluştur. Kendi neslini kendin yetiştir. Sistemlerin bizi robotlaştırmasına ve pilli birer oyuncak haline getirmesine izin verme.

 

Elif Karacan ve Ömer Faruk Pekuz yazdı

Güncelleme Tarihi: 27 Eylül 2010, 16:24
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
zeynep açıl
zeynep açıl - 10 yıl Önce

tam da acındıgım kardesime saksıdaki begonyadan ne farkın kalıyor diye her ögleden sonra baskı yaptıgım bi konu. beynını cebine koyduruyolar banu.odunlastırılıyosun daha kibarını istersen ot oluyosun banu. 9yasındasın düsümeyi unutuyorsun. 16 yasında o kahkaha patlatan beyni süzülmüs vitrin heykellerinin zevkinde giyiniceksin banu.farklılıktan korkucaksın farklılıgı cantana ayakkabına taktıgın iki janjanlı iple şişik laflı rozetle aykırılık sanıcaksın banu

aksoy
aksoy - 10 yıl Önce

Yazınızın içeriği güzel tek tip olmamak düşünmek düşündürebilmek adına ancakTürkiyeekonomikanlamda çok gelişmiş bir ülke değil anayasada sosyal devlet yazsa da her öğrenciye yetercek kadar güçlü değil okullarda tek tip kıyafet uygulamasını kaldırırsanız kolejlerde özel okullarda sorun olmaz ama fakir mahalelerde köylerde çocuklar için büyük sorun haline gelir.burda sorun tek tip kıyafette değil zaten yani tek tip kıyafet giydi diye tek tip düşünmüyor çocuklar .

Emrullah Çakır
Emrullah Çakır - 10 yıl Önce

HARİKA BİR YAZI... TEBRİKLER ELİF KARACAN, TEBRİKLER ÖMER FARUK PEKUZ. TEBRİKLER DÜNYA BİZİM.

banner19

banner13

banner26