Tüyap eski zihniyeti devam ettiriyor!

10. Bursa Kitap Fuarı ilginçlikleri ardında bırakıp bitti. Fuarın teması “Bursa’yı Yazmak”tı ama Bursa’yı yazanlar kimlerdi?

Tüyap eski zihniyeti devam ettiriyor!

 

Fuarlar, üretici ile tüketicileri buluşturan en büyük organizasyonlar. Alıcı ile satıcı, mucit ile heveskâr, üretici ile tüketici, yazar ile okuyucu bu organizasyonlar aracılığıyla bir araya geliyor. Dünyanın her yanında olduğu gibi, ülkemizde de çeşitli fuarlar düzenleniyor. Otomobil fuarından tutun da ev eşyaları fuarına kadar çok geniş yelpazede düzenlenen bu fuarlardan birisi de kitap fuarları… Yola çıkışlarında yayıncı ile okuru, satıcı ile alıcıyı bir araya getirmeyi amaçlayan kitap fuarları, kitapseverlerin ilgiyle beklediği organizasyonlardan olup kitapsever okurun vazgeçilmezleri arasına girdi.Bursa Kitap Fuarı

Teması ‘Bursa’yı Yazmak’ idi ama…

Kitap fuarları denince ilk akla gelen organizasyon, TÜYAP. Bursa’da bu sene onuncusu düzenlenen ve 18 Mart’ta sona eren fuar, yine TÜYAP imzasını taşıyor. Bu seneki fuarın teması “Bursa’yı Yazmak” başlığını taşıyordu. Fuarın düzenlendiği yer Bursa ve haliyle konuşulması gereken kent de Bursa. O Bursa ki mitolojilere konu olmuş, menkıbelerin değişmezi haline gelmiş, Osmanlı’ya başkent olmuş bir kadîm şehir…

Elbette konuşulmalı Bursa, hem de hiç durmadan konuşulmalı ama şu ayrıntı göz ardı edilmeden: Bursa’yı, hasbelkader bir dizesinde romantik bir imge olarak kullanmış bir şair ya da anlatısına bir dekor yapmış yazarlar değil; Bursa’yı taa ciğerlerine kadar tanımış, sevmiş, şehri seven ve şehrin sevdiği insanlar tarafından yazılmalı, anlatılmalı Bursa.

TÜYAP gerçek Bursalı yazarları görmedi!

Bilenler bilir ki Mustafa Baki Efe, TYB Bursa Şubesi’nin cevval başkanı, içli bir şair ve illa neyzen… TYB Bursa Şubesi olarak fuar organizasyonunun telaşesi içindeyken konu hakkında konuşmuş, yorumlar yapmıştık. Bir zihniyete dikkat çekme anlamında kısaca dediği şuydu Mustafa Baki Efe’nin:

“Bu seneki fuarın teması ‘Bursa’yı Yazmak’ başlığını taşıyor. İyi de, Bursa ile ilgili yazıları kaleme alanlara bakıldığında, bunların kaçı gerçekten de Bursa’yı hakkıyla yazmış acaba? Mesela Bursa deyince akla bir Prof. Dr. Mustafa Kara, bir Prof. Dr. Süleyman Uludağ, bir Prof. Dr. Bilal Kemikli; Bursa Hazireleri gibi devasa bir çalışmaya imza atmış Bedri Mermutlu ve Hasan Basri Öcalan gelmez mi? Şair Metin Önal Mengüşoğlu, kültür adamı Cahit Çollak akla gelmez mi? Nezaketen de olsa bizle görüşüp konu hakkında bizden fikir alabilirlerdi. Haydi her şey bir yana, bu sene Tanpınar’ın vefatının 50. yılı. Fuarın temasına bunu ekleyebilirler, hiç olmazsa Tanpınar’a vefa sergileyebilirlerdi. Ama hiçbiri yok… Bu, yazık ki bir zihniyetin yadırganacak bir dışavurumu.”

Geçen seneki imza kuyrukları bu sene yoktu

Fuardaki kitapların kaç tane sattığı hakkında fikrim olmadığı gibi, bu konu umurumda da değil! Onu, kitaba ticarî meta gözüyle bakanlar düşünsün gayrı. Kitap benim için o kadar değerli bir şey ki, kitaba ticarî meta gözüyle bakmak düşüncesi bile beni rahatsız etmeye yetiyor.

Geçen yılki kitap fuarından aklıma çakılı kalmış birkaç kare var: Bu karelerden ilki, uzayıp giden imza kuyrukları… Geçen sene fuar alanında serbestçe dolaşmamızı engelleyecek kadar sık ve çok olan bu kuyruklara, bu sene rastlamadık desek yeridir. Mesela popülaritesini, gündemdeki yerini hep koruyan Üstün Dökmen’i, çok satan bir Canan Tan’ı, muhalif ve agresif duruş sahibi Nihat Genç’i stantlarında imza için bekler gördüğümde, önlerinde imza kuyruğu olmasını umardım doğrusu ama adı geçen bu yazarlarla hatıra fotoğrafı çektirip kitaplarını imzalatan birkaç kişi dışında kimse yoktu stantların önünde.Bursa Kitap Fuarı

Çocukları keşfettiler ama ‘kalitesizlik’ onları kitaptan soğutmasın?

Dikkatimi çeken bir başka konu da, artık hemen hemen tüm yayınevlerinin “çocuklar”ı keşfetmiş olmaları. Kesin konuşmak yanıltıcı olacak elbette ama bu sene stantlarda çocuk kitaplarına ayrılan alan, nerdeyse tüm alanın yarısı kadardı. Buna sevinmeli mi, üzülmeli mi bilmem! Çocukların çok kitap alması, onların çok okudukları, hele de nitelikli kitap okudukları anlamına gelir mi, tartışılır.

Cicili bicili ambalajlarına bakıp da pek bir hevesle aldığı kitabı evde okumaya başlayan ilköğretim öğrencisi kızımın söylediği cümle kulaklarımda çınlıyor hâlâ: “Çok da güzel değilmiş bu kitap, okuyamadım!” Ticarî kaygılarla yayımlanmış kitapların, kaliteli kitapları hırpalaması pek mümkün gibi geliyor bana. Şu, göz ardı edilmemeli zannımca: Kalitesiz kitaplarla tanışan çocuklar, ilerde ya kitaptan soğurlarsa!?

Sivil toplum örgütlerinin stantları

Yazmazsam içimde dert olarak kalacak konulardan biri de, sivil toplum örgütlerinin stantları… Bu örgütler, tahmin ettiğiniz üzere “Çağdaş ve Atatürkçü” olmayı kimseye bırakmayan örgütler. Nispeten küçük ve gözlerden ırak denebilecek bir alanda yan yana sıralanmış stantlarda ilgi görmeyi bekliyorlardı ve pek muhtemeldir ki “Ahh, nerde o eski günler!..” nostaljisi içindeydiler. Çünkü kapılarını çalıp onlara ilgi gösteren pek kimse yok gibiydi. İlgi gösteren çok az sayıdaki kişi de, orta yaşın çok üstünde, yaşlılık sınırında dolaşan kişilerdi.

Bu stantlarda görevli bir bayanın “Atatürk rozetleri bir lira, Atatürk rozetleri bir lira!” diye ünleyip çırpınarak rozet satmaya uğraşması, gözümün önünden uzun zaman silinmeyecek bir kare olarak yer etti belleğimde.

 

Ahmet Serin fuarı gezdi, fikretti

Güncelleme Tarihi: 03 Nisan 2012, 01:07
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
m. fatih kutan
m. fatih kutan - 7 yıl Önce

bu şikayetlenmelerdense, tyb'nin, artık merkezden mi olur, il şubelerinden merkeze doğru mu olur, kurumsal, oturaklı, ciddi işlere el atması gerekiyor. tyb fuar düzenlesin, yapamaz mı? okkalı bir sponsor olsun, kurumsallaşsın. çok mu zor?

banner19

banner13