Türkü söyleyen kitaplar

Klasik Türk halk müziği, çeşitli yörelerden derlenmiş birçoğu anonim olan türkülerden ve sözsüz halk müziklerinden oluşur. Anonim eserlerin sözü ve bestesinin kime ait olduğu bilinmez ve yöreye mâl olmuştur. Türkülerimiz üzerine yazılmış 5 kitap.

Türkü söyleyen kitaplar

Türk halk müziği, Türkiye’nin çeşitli yörelerinde farklı ağızlar ve formlarda söylenen Türkçe yöresel etnik müziklerin tümüne verilen addır. Yapısal olarak folklorun bir parçası olan Türk halk müziği, sözlü halk müziği ve sözsüz halk müziği olmak üzere ikiye ayrılır.

Sözlü halk müziğine genel olarak türkü adı verilir. Sözsüz halk müziği ise düzenli yöresel çalgı ezgileridir. Klasik Türk halk müziği, çeşitli yörelerden derlenmiş birçoğu anonim olan türkülerden ve sözsüz halk müziklerinden oluşur. Anonim eserlerin sözü ve bestesinin kime ait olduğu bilinmez ve yöreye mâl olmuştur. Modern Türk halk müziği ise 1970’li yıllardan sonraki dönemde eski yöresel müzik kalıpları örnek alınarak oluşturulmuş, sözü ve bestesi belli olan halk müzikleridir.

Geniş halk kitleleri tarafından benimsenen bir niteliğe sahiptir. Melodik ve armonik bünyesi kolayca anlaşılan popüler bir eda taşır. Uluslararası Halk Müziği Kurulu’na göre halk müziği; halk kesimlerinde ağızdan ağıza yayılan, notalarda bulunmayan ve notalardan öğrenilmeyen müziktir. Şu üç neden bu tanımın açıklanmasında yarar sağlayabilir:

-Süreklilik: Yıllar boyunca sıkça belirmesi

-Değişim (varyant): Metin veya ezginin bilinçli ya da bellek yanlışı ile değişmesi.

-Seçim (derleme): Bir türkü veya ezgiyi ilk yayıldığı yöreden derlemek.

Türk halk müziğinin ilk şekli

Türk Halk Müziği’nin ilk şeklini, Yakutların Bahşı ya da Baksı; Altay Türklerinin Kam; Tonguzların Şaman; Oğuzların Ozan adını verdikleri (bugün Âşık denilen) büyücü şairler oluşturmaktadır. En önemli özellikleri kopuz eşliğinde şiirler seslendirmeleridir. Bu kişilerin toplum içinde sihirbazlık, rakkaslık, büyücülük, şairlik, musikişinaslık, hekimlik ve kadılık gibi konumları vardır. Görevleri arasında semadaki mabutlara kurban sunmak; ölülerin ruhlarını semaya veya yerin dibine yollamak; hastalıkları tedavi etmek gibi durumlar söz konusudur.

Türk Halk Müziği örnekleri genelde sözlü olmakla beraber, sözsüz dans müziklerini de içerir. Halk türkülerinin ölçülü olanına kırık hava, ölçüsüz olanına uzun hava denir. Uzun havalar Anadolu’nun değişik bölgelerinde bozlak, Türkmani, maya, hoyrat, divan, ağıt gibi adlarla anılır. Bunlar genellikle Karacaoğlan, Emrah, Ruhsati, Sümmani ve daha birçok bilinen halk ozanının deyişleri üzerine yakılmıştır. Kırık havalar ise koşma, yiğitleme, güzelleme, taşlama, ninni ve daha başka adlar altında kümelenir.

“Ervah-ı ezelde levh-i kalemde

Şu benim bahtımı kara yazmışlar

Bilirim güldürmez devri-i âlemde

Bir günümü yüz bin zara yazmışlar

Arif bilir aşk ehlinin halini

Kaldırır gönlünde kil-ü k’âlini

Herkes dosta vermiş arzu halini

Benimkini ürüzgara yazmışlar”

Bunlar da genellikle gurbet, ayrılık, sıla hasreti, ölüm, askere gidiş, yiğitlik, düğün, çocuk sevgisi, kız kaçırma gibi köye has toplumsal bir olayı konu alır, sadelik, içtenlik, duygululuk gibi özellikler gösterir; yerel renkler taşır. Türk Halk Müziği’nin melodi yapısı incelendiğinde bu melodilerin ses genişlikleri bakımından bir oktav tamamlayan dizi ve tonaliteyi kesin şekilde belirtmeyen ikili ile beşli aralıkları içinde oluşturulmuş olduğu görülür.

Bununla birlikte dizi ve tonaliteyi belli eden sekizli ve daha geniş sınırlı melodiler de çoktur. Basit ve birleşik ölçülerden başka aksak ölçüleri içeren Türk Halk Müziği, ezgiler ve formlardan oluşur. Türk Halk Müziği çalgıları; telli çalgılar, üflemeli çalgılar ve vurmalı çalgılar olarak üç gruba ayrılır. Telli çalgılar ve vurmalı çalgılarda kendi aralarında sınıflara ayrılmaktadır. Telli çalgılar, telli ve yaylı çalgılar olarak sınıflandırılırken, vurmalı çalgılar deri vurmalı ve çarpma vurmalı olarak sınıflandırılır.

Türkiye’nin Halk Müziği Makamları

Melih Duygulu

Kitap, Anadolu ve Trakya’nın dört bir yanında yıllar süren alan araştırmaları sonucunda elde edilen ses malzemesi üzerine bina edilmiştir. Kitapta halk müziği makamlarının yapısı ve ses nitelikleri birçok açıdan ele alınmış ve Türkiye’deki halk müziklerinin bir tür gen haritası ortaya çıkartılmıştır. Makam müziği geleneğini, İç Asya’dan başlayıp tüm Akdeniz havzasını kapsayacak biçimde geniş bir coğrafya üzerinden ele almanın gereğini vurgulayan bu çalışmada,  “makam koridoru”, “ses/üslûp bölgeleri”  ve “ses havuzu” gibi yeni ve özgün kavramların kullanılmasına özen gösterilmiştir.

Genelde makam geleneği, özelde de Anadolu’da müzikleri makam esasına dayanan toplulukların ses kültürleri ilk kez bu denli geniş kapsamlı ve özel bir metodolojiyle ele alınmıştır. Bu kitap, öncelikle makam konusunda yapılmış çalışmaları yeniden ele almanın gerekliliğini vurgulamaktadır. Hem Türkiye’de hem de Türkiye dışında makamlar üzerine çalışanlara yeni bir bakış açısı sunmakta ve bunun ışığı altında yeni bir çalışma yöntemi önermektedir.

Bağlama Metodu ve Türk Halk Müziği Nazariyatı

Bülent Kılıçaslan

Türk Halk Müziği; kulaktan kulağa, geçmişten günümüze, özelikle bağlama eşliğinde aktarılarak varlığını sürdürmüştür. Bu aktarım sürecinde bağlama, halk müziğinin en önemli icra aracı olmuş, geçmişten günümüze kadar çoğunlukla usta-çırak ilişkisi içerisinde öğretilmiştir. Günümüzün yaşam koşulları bu aktarım şeklini değiştirmiş, artık geniş kitlelerin bağlamaya ilgisi arttığından, bağlama eğitiminin bir metot ve standarda bağlanması kaçınılmaz olmuştur. Bu alan ile ilgili değerli üstatlar, çeşitli çalışmalar ve metot denemeleri yapmışlardır. Konservatuarların ve bağlama kurslarının açılması, bağlama eğitiminin metot içerisinde öğretilmesini gerekli kılmıştır.

Bu eser, bağlama öğretmenlerinin işini kolaylaştıran, kısa sap bağlama öğrenmek isteyen öğrencilerin de yararlanabilecekleri başlangıçtan, ileri seviyeye metodolojik bir kaynak olarak önerilebilir. Bu kitapta bağlama eğitimi basitten başlayıp zora doğru, bir sıra hâlinde verilmiştir. İlk bölümlerde parmak alıştırmaları ilgili örnekler, bağlama eğitimi sürecinde bilinmesi gereken kavramlar ve işaretler, ikinci bölümde ise bağlamada en çok kullanılan pozisyonlar, türkü dizileri, türkü örnekleriyle yer almaktadır. Üçüncü bölümde ise; ana usuller, birleşik usuller, karma usuller birbiri ardına sıralanmıştır. Kitabın son bölümü ise, zorluk derecesi biraz yüksek olan değişik usul ve makamlardan oluşan eserleri içermektedir.

Türk Halk Müziği-Ulusal Türk Müziği

H. Zeki Büyükyıldız

“Türk Halk Müziği-Ulusal Türk Müziği”, Türk Halk Müziği teoriğinin temeli niteliğindedir. Halk müzikleri ulusların kültürlerini yansıtan bir öğe olduğu gibi aynı zamanda geçmişten günümüze, günümüzden geleceğe, nesilden nesle kültürün aktarılmasında önemli etkisi ve katkısı olan kültür taşıyıcıları olduğundan kitabın ilk bölümünde “Kültür” konusu ve müzik kültürü ele alınmıştır. Kültürün üretim araçları konusuyla kitle kültürü ve kültür endüstrisi, bölge kültürü, küreselleşme ve küreselci yerelleşme ve ayrıca küreselleşmenin kültürel etkileri irdelenmiştir. Kültürün yeniden-üretimi ve kültür taşıyıcıları, Türkiye’de kültürün yeniden üretiminde ve taşınmasında halk müziğinin yeri ve halk müziğinin toplumla etkileşimi konusundaki görüşler incelenmiştir.

Kitabın ikinci bölümünde, halkbilim (folklor) konusu ve halkbilimin ulusal kültüre katkıları üzerinde durulmuş, folklorun önemli dallarından ve ulusal kültürümüzün yapı taşlarından biri olan “Türk Halk Müziği” genel bir bütün olarak ele alınmıştır. Halk ve halk müziği kavramları irdelenerek, ana hatlarıyla dünyada ve Türkiye’de halk müziğinin tarihi ortaya konmuştur. Genel sınıflandırmanın yanı sıra, Türk Halk Müziği üretimi açısından tekrar sınıflandırılarak, yeni bir yaklaşım ortaya konmaya çalışılmıştır. İşlenen konular arasında ayrıca Türk Halk Müziği’nin çeşitli yönlerden sınıflandırmaları ve ölçüleri de yer almaktadır. Kitap ayrıca, Türk Halk Müziği’ne katkısı olan birçok kaynak kişinin, eski ve günümüz sanatçısının resimleriyle zenginleştirilmiştir.

Türk Halk Müziği Sözlüğü

Melih Duygulu

“Türk Halk Müziği Sözlüğü”, Türkiye’nin dört bir yanında yapılmış, uzun ve zorlu alan araştırmalarına dayanan, yerel müzik kültürlerinin hassas dokusuna uygun bir metodolojiyle hazırlanmış, alanının en kapsamlı yerel müzik sözlüğüdür. Sözlükte 3000’den fazla terim, kavram ve deyim yer almakta, halk çalgıları; yöresel müzik türlerinin makam, usul, form özellikleri; hız ve nüans terimleri ayrıntılarıyla verilmektedir. Halk edebiyatının ve halk oyunlarının terminolojisi ile yöresel müziklerin terminolojisi bütünlük içinde ele alınıp incelenmiştir. Okuyucu bu sözlükte, maddelerin bilimsel bir perspektifin ışığında yazılan açıklamalarını, yörelerini ve kaynaklarını ve gerçek tanıklıklarını bulabilecektir. Sözlükte yer alan maddeler hem yaşayan ses kültüründeki hem de müzik tarihine mâl olmuş nitelikteki terimlerden oluşmaktadır.

Küçük Asya’dan Türk Halk Musikisi

Bela Bartok

Bela Bartok; besteci, piyanist, folklor araştırmacısı ve etnomüzikolog olarak çağımızın çok yönlü musiki adamlarından biridir. Arkadaşı Zoltan Kodaly ile başladığı halk musikisi çalışmaları sonunda, o zamana kadar çingene musikisi ile özdeşleşen Macar ulusal musikisini keşfetmiş ve eserlerini bu musikinin özüyle yoğurarak yirminci yüzyılda ortaya çıkan ulusal musiki adamlarının öncüsü olmuştur. Bartok yalnız kendi ülkesinin değil, komşu ülkelerin halk musikilerini de derinlemesine incelemiştir. Bartok’tan önce “Halk Musikisi” denilince sadece şehirli halkın musikisi anlaşılırdı. Köylü halkın musıkisi onun çalışmalarıyla önem kazanmıştır. Bartok’un eğildiği köylü halk musikisi geleneklerinden biri de Anadolu’nun musikisidir. “Küçük Asya’dan Türk Halk Musikisi”, Bartok’un Türkiye’ye geldiği 1936 yılından sonra tam kırk yıl el yazması hâlinde arşivlerde kalmıştı. Pan Yayıncılık, 1976’dan sonra da ancak İngilizce aslından okunabilen bu özgün araştırmayı Bülent Aksoy’un titiz çevirisiyle 1991 yılında ilk kez Türk okuruna ulaştırmıştı.

Didem Karabulut, “Adım adım Türk halk müziği” Kitabın Ortası dergisi, Kasım 2019.

Güncelleme Tarihi: 20 Temmuz 2020, 16:55
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26