banner17

Türkiye'de Çağdaş Öğretmenliğin Temelini Ahmet Cevdet Paşa Attı

Cevdet Paşa eğitim alanında da büyük hizmetler vermiştir. Bu hizmetleri, eğitimin teşkilatlanması, eğitimle ilgili ıslah çalışmaları şeklinde özetleyebiliriz. Cevdet Paşa’nın hazırlamış olduğu ‘Darülmuallimin Nizamnamesi’nin de Türk eğitim tarihinde önemli yeri vardır. Metin Uygun yazdı.

Türkiye'de Çağdaş Öğretmenliğin Temelini Ahmet Cevdet Paşa Attı

Ahmed Cevdet Paşa Osmanlı Devleti’nde 19.asırda yetişen çok yönlü bir ilim ve devlet adamıdır. İlim sahasında çok farklı alanlarda eserler vermiş, hizmetlerde bulunmuştur. Hukuk, tarih, edebiyat ve daha birçok alanda büyük küçük çok eser vermiştir. Devlet işlerinde de çok çeşitli görev ve memuriyetlerde bulunmuştur. Tanpınar, On Dokuzuncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi isimli eserinde, onun ilk Adliye Nazırı, ilk Darülmuallimin Müdürü, ilk Hukuk Mektebinin açıcısı olduğunu belirtir. 1850’den 1895’e kadar memlekette yapılan şeylerin büyük bir kısmının onun eseri olduğunu; Adliye, Maarif, Ticaret, Dahiliye, Evkaf nezaretlerinin asıl teşkilatlarını onun nazırlık zamanlarında tamamlamış olduğunu ifade eder.

Cevdet Paşa eğitim alanında da büyük hizmetler vermiştir. Bu hizmetleri, eğitimin teşkilatlanması, eğitimle ilgili ıslah çalışmaları şeklinde özetleyebiliriz. Doç. Dr. Mustafa Gündüz, Yedikıta dergisinin Haziran 2013 tarihli 58. sayısında yer alan Ahmed Cevdet Paşa’nın Eğitim Hamlesi başlığını taşıyan yazısında; Cevdet Paşa’nın eğitimle ilgili hizmetlerine, teşkilatlandırma çalışmalarına ve ıslah faaliyetlerine temas eder. Onun Darülmuallimin’e (Erkek Öğretmen Okulu) müdür olarak tayin edilmesi ve bu görevde iken yürüttüğü faaliyetleri, gerçekleştirdiği yenilikçi çalışmaları, özellikle hazırlamış olduğu Darülmuallimin Nizamnamesi’nin Türk eğitim tarihindeki önemini dile getirir.

Cevdet Paşa eğitimin yaygınlaşması ve nitelikli bir kurumsal yapıya kavuşması üzerinde çok durmuştur

Gündüz, Cevdet Paşa’nın en çok üzerinde durduğu konulardan birinin maarifin yaygınlaşması ve nitelikli bir kurumsal yapıya kavuşması olduğunu belirtir. Cevdet Paşa 16 Mart 1848’de açılan Darülmuallimin’e (Erkek Öğretmen Okulu) kısa bir süre sonra 2 Ocak 1851’de müdür tayin edilmiştir. Bugünkü Eğitim Fakültelerinin kökeninin Osmanlı’nın Darülmuallimin Mektebi’ne dayandığını söyleyen Gündüz yazısında, Cevdet Paşa’nın bu okul müdürlüğüne atanmasının sıradan bir tayin olmadığını, özel bir görev tevdii olduğunu açıklar. Meclis-i Maarif-i Umumiye’nin 2 Ocak 1851 tarihli dilekçesinde 1848 yılında açılan okulun öğrencilerinin umulan başarıyı gösteremedikleri belirtilir ve geleceğe yönelik endişeler dile getirilir. Öğrencilerin ekserisinin tembel ve kabiliyetsiz oldukları ve istenilen eğitimi tahsil edemedikleri, bu durumda olan öğrencilerin okuldan uzaklaştırılmaları ve yerlerine imtihanla yenilerinin alınması istenir. Bununla birlikte Darülmuallimin’in müstakil bir idareye kavuşturulması, bu işi yapacak kişi olarak da müderrisin-i kiramdan liyakatli, ehliyetli Cevdet Efendi’nin getirilmesi talep edilir. Gündüz’e göre bu okulda önce hocalığa, sonra müdürlüğe getirilen Cevdet Paşa’nın yaptığı en önemli iş ‘Darülmuallimin Nizamnamesi’ ni hazırlaması ve yürürlüğe sokmasıdır.

Darülmuallimin Nizamnamesi’nin Türk eğitim tarihindeki önemi

Mustafa Gündüz yazısında Cevdet Paşa’nın hazırlamış olduğu ‘Darülmuallimin Nizamnamesi’nin Türk eğitim tarihindeki önemine dikkat çeker. ‘Nizamname incelendiğinde, Türkiye’de çağdaş öğretmenliğin temellerinin Cevdet Efendi sayesinde ne kadar sağlam esaslar üzerine bina edildiği görülür’ açıklamasını yapar. Yazar, Cevdet Efendi’nin önce Nizamnamenin niçin hazırlandığı hususundaki gerekçeleri açıkladığını belirtir. Bunlardan ilki 1839’dan itibaren açılmaya başlanan rüştiyelerin başarılı olabilmesi ve amaca uygun eğitim yapabilmesi için buralara kaliteli öğretmen yetiştiren bir yüksek öğretim kurumunun açılmasına duyulan ihtiyaçtır. Diğer bir gerekçe olarak okulda öğrenci sayısının fazlalığına da dikkat çekilen metinde öğrenci sayısının azaltılması istenir. Bunların burslarının kalan öğrencilere verilerek daha iyi imkanlarla eğitim görmelerinin üzerinde durulur. Dikkat çeken başka bir husus da, bugün dahi çok şikayet edilen konulardan biri olan kayırma meselesidir. Kayırma meselesini ‘el-âfâtü tetevelledü mine’ş-şefâât’ (bela ve felaketler kayırma ve aracılıklardan doğar) ifadesiyle bu konudaki sıkıntıya dikkat çeken Cevdet Efendi, bu düzenlemelerin mektebin tamamen bozulup öncekinden de kötü duruma düşmesini önlemek için hazırlandığını ve hızlı bir şekilde yürürlüğe konduğunu açıklar.

Darülmuallimin Nizamnamesi’nin bazı maddeleri

Darülmallimin Nizamnamesi’nin maddelerinin özet halinde verildiği yazıda bunlar şu şekilde sıralanır:

1. Daruülmuallimin’de 20 muvazzaf öğrenci öğrenim görecektir. Bunun yanında mülazım sıfatıyla da öğrenciler alınacaktır.

2. Darülmuallimin öğrencileri Türkçe’yi çok iyi derecede kullanacaklar, Arapça, Farsça ve Riyaziyât da öğreneceklerdir.

3. Darülmuallimin’e öğrenciler imtihanla alınacaklardır. İmtihan bilgi ve liyakat esaslarına göre yapılacaktır.

4. Darülmuallimin’e öğrenciler hocaların oybirliğiyle alınacak ve asla kayırma yapılmayacaktır.

5. Öğrenciler mezun olunca, rüştiyelere öğretmen olacaklardır. Bunu reddetmeyeceklerine dair kendilerinden senet alınmalıdır.

6. Öğrenim süresi üç yıldır. On ay, haftada beş gün okula devam şarttır.

7. Okulun öğrencileri belirtilen sürede, Usul-i İfade ve Talim, Lisan-ı Farisi, Riyaziyat, Fenn-i Hesab ve yeteri kadar da Hendese, Mesaha, Heyet, Coğrafya ilimlerini öğreneceklerdir.

8. Devam etmeyenlerin bursu kesilip okuldan atılacak, yerine yenisi alınacaktır.

9. Okulu bitirenlerin tayini için de imtihan yapılacaktır. Başarılı olanlar atanacaktır. Başarılı olamayanlar öğretmen olamayacak, isterlerse mudilik görevi verilecektir.

10. Tayin için senede birkaç kez imtihan yapılacaktır. Başarılı olamayanlar isterlerse okula devam edeceklerdir. Bu imtihanlardan herhangi birine girmek serbesttir. Böylece zeki ve çalışkan öğrenciler okulu daha kısa sürede bitirebileceklerdir.

11. İmtihanı kazananlar, önce mesleğe alışmak için mudilikle görevlendirilecek, boş kadro olmazsa bilgilerini pekiştirmek için normal okula devam edebileceklerdir.

12. Bir tayin olacağında en başarılı olandan başlanacaktır. Fakat liste başında bulunanlar isterse sırasını başkasına verebilir, sırası korunur ancak bursu kesilir.

13. Bir tayin yapılacağında hak, sınavda birinci gelenindir. Öteki mezunlardan istekli çıkmazsa birinci gelen, görevi kabul etmek zorundadır. Eğer bu görevi istemezse elinden diploması alınır ve bir daha eğitimle ilgili bir işe girmesi yasaklanır.

Yazıda dile getirilen hususların çoğunun bugün bile hâlâ mevcut olması, eğitim meselesinin kökenlerinin ne kadar derinlerde olduğuna işaret ediyor.

Cevdet Paşa’yı hayırla yad ediyoruz. Ruhu şad olsun.

 

Metin Uygun

Güncelleme Tarihi: 25 Mayıs 2018, 09:25
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20