Tokat'a o müstesna şehidi anmaya gittiler

Tacikistan’da şehit edilen ve şehadetinin üzerinden 19 yıl geçen Fuat Çağlar, memleketi Tokat’ta anıldı. Ayhan Biçici yazdı.

Tokat'a o müstesna şehidi anmaya gittiler

 

 

Şehit Fuat Çağlar’ın Tacikistan’da şehit edilmesi üzerinden 19 yıl geçti. Geçen bu uzun süre, şehidin unutulması bir yana ona duyulan özlem ve hasreti büyüttü.

Mücadele arkadaşları 30 Kasım tarihini, şehidin hatırasını diri tutma adına düzenlenecek programların tarihi olarak ajandalara yazdı.

İşte bu çerçevede şehidin dönem arkadaşları onun hatırasını yadetmek ve aynı zamanda onu tanımayan üniversite gençliğine şehidi tanıtmak için doğduğu yer olan Tokat’a bir gezi düzenledi. 29 Kasım’da İstanbul’dan yola çıkan 45 kişilik Şehit Fuat Çağlar Otobüsü, şehidin dönem arkadaşlarını, üniversitede ve lisede okuyan gençleri Tokat’a taşıdı. 30 Kasım sabahı Tokat merkeze ulaşan otobüs, şehidin amcaoğlu Cemil Çağlar tarafından karşılandı.

Tokat merkezi Cemil Çağlar’ın refakatinde gezdikten sonra, öğle namazını müteakip şehidin köyü olan Derekışla’ya hareket eden grup köye giderken şehidin ruhuna hatim okumaya başladı.

Derekışla köyünde şehidin ailesi ve akrabaları tarafından çok sıcak karşılanan grup;  tıpkı şehit gibi sıcacık ve samimi köy camisinde hatimi tamamladı. Hatimin tamamlanmasından sonra kıraat edilen Kur’an-ı Kerim, tüm şehitlerimizin ruhuna, özellikle Şehit Fuat Çağlar’ın ruhuna hediye edildi.

Babası şehidi anlattı!

Şehidin babası Ali Amca’nın dilinden, Fuat Çağlar’ın çocukluğundan itibaren İslam’a bağlılığını ve ibadetlerinde olan istikrarını gözyaşlarıyla dinledik. Bizlere şehidin 10 yaşından itibaren namazlarını hiç aksatmadığını ve abdestsiz yere basmadığını söyledi. Şehadetinin ardından bir şehit babası olarak ona layık olmaya çalıştığını ve daha önce ibadetler konusunda ihmal ettiği konularda artık çok hassas olduğunu söyledi.

Şehit Selami Yurdan’ın babası Ferman Amca’yı da onunla andık ve onun sözü olan, “Selami şehit oldu; ama artık hepiniz benim evladımsınız!” sözünü hatırlattığımızda aynı cümleyi o da tekrarladı: “Bu köy sizin köyünüz, bu ev sizin eviniz; sizler de bizim evladımızsınız, her zaman buyurun gelin…” diyerek bizleri kucakladı.

Şehidin eniştesi ise şu sözleriyle bizleri sarstı:

“Şehit Fuat Çağlar, İslam dini konusunda hayatımda tanıdığım en ciddi insandı. Kesinlikle bu konuda taviz vermez ve bulunduğu ortamda da verilmesine izin vermez ya da o ortamı terk ederdi.”

Şehidin amcasının oğlu Cemil Çağlar’da şu sözleriyle bizleri aydınlattı:

“Şehit Fuat Çağlar’ın önemli her konuda bir hedefi vardı; önemsediği hiçbir konuyu geçiştirmez ve üzerinde ısrarla çalışırdı. Ve o hedefe ulaşmadan da vazgeçmezdi. Üniversite gençliğinin ve Türkiye’de İslam için mücadele verenlerin, Fuat Çağlar’ı anlamak için araştırmalar yapmaları gerektiğini önemle ve ısrarla belirtti. Bu konuda arkadaşlarına çok iş düştüğünü ve bunun geciktirilemeyecek bir vazife olduğunu söyledi.

Hiç tanımadığımız insanlar bizi bağırlarına bastılar

Şehidin akrabalarından sonra ise dönem arkadaşları Fuat Çağlar ve mücadelesi hakkında kısa konuşmalar yaptılar. Şehitlerin Kur’an-ı Kerim’de belirtildiği gibi ölmediğini, diri olduğunu, Rableri katında rızıklandırılmakta olduklarını ve bu rızıktan bizi de istifade ettirdiklerini belirttiler. “Şehadetinin üzerinden 20 yıla yakın bir süre geçmesine rağmen, hiç tanımadığımız bir yerde, hiç tanımadığımız insanların bizleri aile sıcaklığından daha teklifsizce karşılayıp ağırlamalarının hepsi bu canlılığın somut ispatıdır.” diye belirttiler. Yapılan kısa konuşmalardan sonra marşlar okundu. Cemaatle kılınan namazdan sonra, hep birlikte şehidin evinde hazırlanan bereketli sofraya iştirak edildi.

Programın hepsi, sanki grup gitmeden Allah celle tarafından şehit bereketiyle ve sıcaklığıyla hazırlanmıştı. Köy sakinleri ve şehidin akrabaları seferber olmuş, şehidin misafirlerini en güzel şekliyle ağırlamak için ellerinden gelenin fazlasını yapmışlardı. Gözlerde şehidi hatırlarken gizlenemeyen hüzün ama unutulmadığını görünce de ışıldayan bir sevinç vardı. Bütün bunlar Şehit Fuat Çağlar’ın hayattayken ailesini, “Bir şehit ailesi nasıl olur?” diye hazırlamasının neticesi olsa gerek. Babası, annesi, kardeşi, tüm akrabaları bir şehit ailesine yakışır vakar ve itminan ile bizleri bağırlarına bastılar. Hepsiyle teker teker kucaklaşıp; şehit anne ve babasının ellerinden öptükten sonra köyden ayrıldık.

Bizlere çok şey öğretip, tekrar dönmek üzere İstanbul’a uğurladılar.

Dillerimiz şehidin, “Madem ölüm tek bir defa gelecek; o da neden Allah için olmasın!”  dizelerini terennüm eder halde, şehidin ve şehadetin bir aileye, bir köye, bir şehre neler kattığını Tokat’ta görüp yaşamanın sevinciyle İstanbul’a geri döndük.

 

Ayhan Biçici bildirdi

Güncelleme Tarihi: 12 Aralık 2013, 10:30
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13