Tohum, ağaç ve umut

"Dünya, kimin Yeni Dünya’sı olduysa bunun dışında kalan herkes bu nakıs sistemden payına düşeni aldı." Hüma Dergisi'nden Zeynep Sultan Sınırlı yazdı.

Tohum, ağaç ve umut

Hakikati haykırmak için “var olmak” yeterli değil midir? Peki, “Bizim” dediğimiz bu dünyayı bizim yapan şey hükümlerimiz değil midir? Mesela, kuşlar “Gökyüzü bizimdir.” diyebilirler ama gökyüzünde kurallar rüzgâra göre var olur ve rüzgâr hiçbir şeyi ayırmadan değer her bir canlıya. Sınırlıdır hükümleri ve doğada adalet şaşmaz. İnsan ise doğanın bir parçası olmadığına dair hüküm vermiş ve bir zaman sonra da “Benim” demeye başlamıştır gezegenin karış karış her bir toprağına. Sonra suya hâkim olmuştur. Ateş yakarken taşa hükmetmiştir. Ve taş taş üstüne saraylar, konaklar, muazzam tapınaklar… Sorsanız her şeyi yapabilir insan. Söz söyler, kanun yapar, hükmeder. Denize dalar balık oldum sanır, uçağa biner kuş oldum sanır, uzaya çıkar yıldız oldum sanır. Ne kadar çok zanneder.

Hayatın döngüsü içerisinde geçmişte çalmaya başlayan “Yeni Dünya” alarmını kapatanlar, bugün kendi Yeni Dünya’larına uyandılar. Zanzibar’ın Nangwi Kasabası’ndaki Balıkçı Nau Amca’nın ruhu bile duymadı bu alarmı. 45 yıldır balık yakalayıp satarak kendine kevgirden bir ev yapabilmişti 1600’lü yılların başında. Bir gün kasabaya Portekizce konuşan adamlar geldi ve kasabaya el koyduklarını ilan ettiler. Nau Amca “Adalet!” dedi ve bu kelime onun son sözü oldu. Torunları -zaruri olarak- Portekizce öğrendiler. Torunlarının torunları Almanca öğrendiler ve onların torunları bugün, İngilizce rap şarkılarının bir numaralı sanatçıları oldular. Şimdi de şarkılarda, uyuşturucu satmak için polislerden nasıl kaçtıklarını anlatıyorlar. Sana gelecek neslindeki bu olumsuz dönüşümü haber verdiğim için özür dilerim balıkçı Nau Amca. Fakat korkma, diliniz Swahili ve dinimiz İslâm unutulmadı.

1600’lü yılların başında yazılmaya başlayan buna benzer milyonlarca hikâye, insanların gerçeği oldu ve olmaya devam ediyor. Dünya, kimin Yeni Dünya’sı olduysa bunun dışında kalan herkes bu nakıs sistemden payına düşeni aldı. Balıkçı Nau, Halatçı Hüseyin, Bakırcı Ali, İnci avcısı Abdullah... Beyaz Adam’ın Yeni Dünya’daki dostu Bay Yehuda, emeğe veya erdemli duygusal hassasiyetlere değil de paraya ve güce önem verdi. Tüm dünyanın da kendisi gibi olmasını istedi. 2022 yılına geldiğimizde dünyanın bir kısmı, tam da onun olmasını istediği halde. Fakat bu zamanlar Yeni Dünya’nın –umuyorum- son zamanları. Bu düşüncemin temelinde oldukça basit bir denklem var: Toprağa -özellikle Akdeniz Toprağı’na- eğer zeytin fidanı dikersem yıllar sonrasında bile zeytin toplayabilirim. Toprağıma kölelik, işkence, zulüm, haksızlık, katliam, sömürgecilik tohumları ekersem yıllar sonra gölgesinde oturduğum ağacın dallarından kan damlaları ağırlaşarak düşer hayatıma.1600’lü yıllardan itibaren toprağa düzenli olarak kaos tohumları atıldı ve çoğunlukla sivil insanların kanlarıyla sulandı toprak. Bu yüzdendir ki 400 yıl sonra bugün var olan en yaşlı ağaçlarımızın da kargaşa meyveleri vermesi şaşılacak bir durum değildir.

Devletler de doğar, büyür ve ölürler. Çünkü insan eliyle oluşan her şey gibi ölümlüdürler. Bâki olan ve yeni devletler kurulmasını sağlayan güç, insanların kalplerindeki ve zihinlerindeki inançtır. Toplumu ve devleti oluşturan insanlar bütününün omurgasındaki inanç ne ise resmin tamamı da odur. Omurgasında “Adalet” olanın beli bükülmez. Tohumu temiz olanın ağacı kuvvetli, meyvesi tatlı olur. Dünya; iyinin ve kötünün savaşından ibarettir. Bizler hiçbir zaman mutlak barış içinde yaşayan canlılar olmayacağız belki ama adil bir düzen içinde yaşamanın mücadelesini verirsek daima yaşatırız o güzel gönül dünyamızı, atalarımızı, ninelerimizi, kültürümüzü. Haklar ve özgürlükler, var olan her canlının doğuştan sahip olduğu yaşamın manasını içerir. Adaletsizliğe uğradığımızda sessizleşip göz yummak “Var olma” hâlimize zarar verir. Tam da bu yüzden adaleti sağlamalı ya da bunun için uğraşmalı ve bu sayede varlığımızın hakkını vermeliyiz. Toprağımıza inanç tohumları ekmeli, hamurumuzu temiz maya ile mayalamalıyız. Bu sayede neslimizin ve geleceğimizin güzelliğine hizmet etmiş oluruz.

Zeynep Sultan Sınırlı

Hüma Dergisi, Sayı: 17

Yayın Tarihi: 15 Ekim 2022 Cumartesi 12:00
YORUM EKLE

banner19

banner36