Teravih sevdalısı çocuklar var bu öykülerde

Nehir Aydın Gökduman Şimdi Oruç Zamanı ve Sevap Yağmuru kitaplarındaki öykülerin bütününün muhtevasını çocukların gözünden Ramazan, oruç, teravih ve Kur’an oluşturuyor..

Teravih sevdalısı çocuklar var bu öykülerde

 

Romanlarla başladığı yazarlık serüvenini öykülerle ve özellikle de çocuk öykü ve masallarıyla sürdüren anlamlı sözler sahibidir yazar Nehir Aydın Gökduman. Hanım yazarların kaleminden çıkmış eserleri okurken bazen kendimi, içine kadının kendi yüreğini de katarak pişirdiği bir aşla, şefkatli bir büyütüşle terbiye edilmiş bir evlatla hemhal olmuş bulurum. İşte Nehir Hanım’a ait okuduğum tüm çalışmalarda, bunları hissettiğimi belirtmekte önemli bir fayda görürüm.

Öykülerin bütününün muhtevasını Ramazan, oruç, teravih ve Kur’an’ın oluşturduğu leziz iki öykü kitabı olan Şimdi Oruç Zamanı ve Sevap Yağmuru eserlerini şu mübarek Ramazan günlerinin nur ikliminde, 3. sınıfa geçen büyük kızım Rüveyde Bera ile birlikte okurken, bunu başka kardeşlerimizle paylaşmayı da kendimize bir görev bildik. Her iki kitap boyunca neler okuduk, ne güzel iklimlere daldık ve ne kadar huzurlu olduk ah bir bilseniz! Öykü kahramanlarımızın her biri birbirinden heyecanlı, sevecen, fedakâr, oruç, Kur’an ve teravih sevdalısı çocuklar olarak çıkıyor karşımıza. Onlarla birlikte Ramazan’ı yaşıyoruz, orucumuzu tutuyoruz, muhteşem iftarlara erişiyoruz, büyüklerimize yardım ediyoruz, ezanı bekliyoruz, sahura kalkıyoruz mahmur gözlerle, sevinç içerisinde teravih saflarına dâhil oluyoruz. Neşe içinde Kur’an ayını soluyoruz küçümen yüreklerine rağmen, içlerinde kocaman iman taşıyan öykü kahramanlarımızla.

Pınar Yayınları’nın çocuk yayınları kuruluşu olan Salıncak Yayınları’nın Oruç Günleri Dizisi’nin 2. ve 3. kitapları olan dokuz öykülü Şimdi Oruç Zamanı ve yedi öykülü Sevap Yağmuru eserleri Eylül 2006’da okuyucuya ulaşmış. Eserlerin, öykülerin içeriğine uygun çizimlerle süslenmesi daha bir canlılık getirmiş doğrusu okuduklarımıza. Çocuklarımızın okuduklarını zihinlerinde canlandırmalarına yardımcı olan tebrik edilesi bir uygulamadır bu. Hani tarihî bir film izlersiniz de tarihî şahsiyetleri film karakteriyle özdeştirirsiniz ya (Hz. Yusuf, Hz. Meryem filmlerinde olduğu gibi); işte sayfalar arasına anlamlı bir şekilde serpiştirilmiş resimlerle de öykü kahramanları bir oluyor.

Rabbimizin bize emrettiği her ibadette derin hikmetler vardır

Oruç kuşunu sabah ezanıyla tutup akşam ezanıyla bırakmanın telaşında olanları seyre dalmışken, bir bakıyoruz mahallelerinde Ramazan’a yetişecek caminin inşaatında gayret üstüne gayret gösteriyor kahramanlarımızdan biri. Bir diğerinin sınıflarında iftar yapmak için, hep birlikte yaptıkları o doruklara varan heyecanlı hazırlıklara şahit oluyoruz. Kimisinin dedesinden dinlediği hikâyelere, aynı dikkatle biz de kulak veriyoruz. O ihtiyar gençlerin dimağında hiç eksilmeyen erdem yüklü anlatışlara bayılıp gidiyoruz. Ramazan gelmeden önce öğretmeninin günlük tutma önerisini, Ramazan boyunca anne-babasından gizleyerek gün gün oruç günlerini, hislerini günlük defterine yazarak bayram günü ailesiyle paylaşan zeki bir afacanı da buluyoruz öykülerin birinin içinde. Peki ya üniversiteyi kazanıp başka bir şehre gitmesinden bu yana dört ay geçen ağabeylerini, bayram için dört gözle bekleyen sabırlı, ya da sabırsız diyelim, kardeşlerin sevincine ortak olmamızı nasıl tarif edelim?

Hep birlikte bir aile güzelliği içinde amca ve dayılarla, teyze ve halalarla, nine ve dedelerle geçen doyumsuz Ramazan sofralarında bir yağ misali erimeye kesiyoruz. Kendisinin de İstanbul’da yaşamaklığından kaynaklanıyor olsa gerek ki, bir Eyüp Sultan Camii sınırlarında geçen iftar ve teravih hatırasını, bize, minik bir yürek kanalıyla aktarıyor yazarımız. Yine kahramanımızın birinin babasının öğüt niteliğinde sarf ettiği şunlara yakın sözleri, bilinçli bir aile ile karşı karşıya olduğumuzu anımsatıyor bize: Rabbimizin bize emrettiği her ibadette derin hikmetler vardır. Mesela namaz; namaz kılarken ruhumuz dünya meşgalesinden uzaklaşır, Rabbimize saygı ve sevgimiz doruğa çıkar. Secdelerimizde kulluğumuzu, Allah’a gönülden boyun eğdiğimizi hissederiz. Oruç ise, yine Rabbimizin emirlerinden bir emirdir. Oruç tutarak nefsimizi terbiye etmeyi öğreniriz. Birbirinden güzel dünya nimetlerine Rabbimizin rızası için sabrederiz. İbadetlerimizi gerçek anlamlarını bilerek yaparsak hem sevap kazanır, hem de iyi, güzel ve hayırlı insanlar olmayı başarırız.

Ramazan’ı bir de öykülerde solumak, bize ailece farklılık kattı

Tevbe edip artık eski yaşamına dönmemeye söz verenlerin, iyilik ve hayır yolunda amansız çaba sarf edenlerin takdirlik hayatlarının Ramazan’da daha da güzel bir safhaya ulaştığını da okuyoruz kimi öykülerde. Hele köy Ramazanlarını yansıtan kimi öyküler var ki, içinden çıkası gelmiyor insanın o bozulmayışların, saflıkların, sadeliklerin. Tertemiz hava, yemyeşil çayırlar, gürül gürül akan dereler, cıvıldaşan kuşlar, heybetli dağlar, gösterişsiz haneler, yardımsever insanlar, görevlerini eksiksizce yerine getiren hayvancağızlar… Bütün bu güzelliklerin üstüne bir de Ramazan’ın gelmesi demek, atmosferin meleklerin bile gıpta ile bakacağı bir hale dönüşmesi demektir.

Rahmet, sevgi ve merhamet ayı olan bu güzeller güzeli Ramazan’ı bir de öykülerde solumak, bize ailece farklılık kattı diyebiliriz. Doğdukları gibi hep saf ve temiz bir ömür sürmelerini arzuladığımız evlatlarımıza, güzel bir Ramazan hediyesi olarak sunabiliriz bu öykü kitaplarını mesela…

 

Fatih Pala yazdı

Güncelleme Tarihi: 19 Mayıs 2016, 16:26
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13