Teknoloji Çocukların Hayal Gücünü Öldürüyor

Çocukların hayal gücü, sanat üretimi için son derece önemli... Ancak teknolojik gelişmeler çocukların doğuştan gelen bu yeteneklerini yok ediyor. Ayrıca elektronik cihazlar çocuklarda davranış bozukluğuna yol açıyor. Peki, çözüm nedir?

Teknoloji Çocukların Hayal Gücünü Öldürüyor

Yaratıcılık evrensel değerlerimizden bir tanesi. Bütün toplumlar sanatın farklı türlerini üretmiş ve takdir etmişlerdir. Sanatçıların bereketli olduğu dönemlere birçok toplumda “altın çağ” daha az görüldüğü zamanlara ise “karanlık çağ” adı verilmiştir. Yaratıcılıktır kültürü geliştiren ve hayatımızı zenginleştiren. Yaygın görüş doğanın insanlara farklı yetenekleri eşit olarak vermediği ve yaratıcılığın büyük ölçüde genetik olduğu yönünde. Ne kadar çabalarsak çabalayalım bir Mozart olamayız eğer kulağımız iyi değilse. Fakat bu görüşü eleştirenlerde bulunuyor. Yaratıcılık düzeyini ölçen testlerde çocukların yüksek başarı gösterdiğini ve yaşla birlikte bunun azaldığına vurgu yapıyorlar.

Ezberci ve tekdüze okul sistemi

Peki, çocukların doğuştan gelen yaratıcılıklarına ve hayal güçlerine toplum nasıl ket vuruyor? En büyük eleştiriyi ezberci, tek düze ve yalnızca bir doğru cevabı kabul eden okul sistemi alıyor. Çocuklara verdiğimiz negatif geri bildirimler, kıyaslama yapmak, süreç değil ürün odaklı olmak, maddi olanakları yeterince sunamama diğer başlıca nedenler arasında yer alır. Yaratıcı bireylerin marjinal yaşam öyküleri oldukça ilgi görür. Bağımsızdırlar yaratıcı insanlar. Toplum kurallarına sıklıkla uymaz, alışılagelmişin dışına çıkarlar. Meraklıdırlar, farklı tecrübelere açıktırlar ve adaptasyon kabiliyetleri yüksektir. Düşüncelerinde ve davranışlarında esnektirler ve değişime açıktırlar. Yapılan bilimsel çalışmalar toplumun ortalamasından daha yüksek bir zekâya sahip olduklarını gösteriyor. Kendilerine has bir ritimleri bulunur. Çok yoğun çalıştıkları bir dönemden sonra dinlenebilir, isteyince yeniden odaklanarak, uzun saatler boyunca çalışabilirler.

Karmaşık, komplekstir yaratıcı insanlar. Zıtlıkları bir arada barındırabilirler. Bu şekilde insan repertuarında bulunan birçok farklı tepkiyi verebilirler. Örneğin, hem isyankâr hem de muhafazakâr olabilirler. İsyankâr olmaları sayesinde yenilikler ortaya koyabilirler. Muhafazakâr olmaları onların aidiyet hissettikleri kültürü yakından tanımalarını sağlar. Oyunu ve disiplinli çalışmayı bir arada sürdürebilirler. Yaratıcı bireyler sayısız ‘yeterince iyi olmayan’ çalışmalar ortaya koyarlar. Objektif kalabilirlerse bu ürünleri bir çırpıda atarak tekrar işe koyulabilirler. Yaratıcılık deyince ilk akla gelen büyük sanat eserleri ortaya koymuş bireylerdir. Fakat yaratıcılık bununla sınırlanamaz. Küçük “y” ile yaratıcılık günlük hayatımızı kolaylaştırarak daha yetkin bir şekilde problem çözebilmemizi ve işlerimizi halledebilmemizi sağlar.

Yaratıcılık geliştirilebilir mi?

Peki, böylesi bir yaratıcılık geliştirilebilir mi? Yeni ortamları keşfetmek, heterojen gruplarda bulunmak, farklı insanlardan geri bildirimler almak, değişik ilgi alanlarına sahip olmak geliştirebilir yaratıcılığı.

Dünya bize ilham verebilecek olan onlarca insan ve ortamlar ile dolu. Gözlem yapmak ve tecrübe edinmek bu anlamda önemli. Birçoğumuz yaratıcı fikirlerin aklımıza en olmadık yerlerde geldiğini fark etmişizdir. Örneğin, içinden çıkamadığınız bir soruna duş alırken çözüm bulabilirsiniz. Bunun nedeni yaratıcılığın boşluğa ihtiyaç duymasıdır. Kafamız birçok düşünce ile doluyken yaratıcı fikirlerin gelme ihtimali düşüktür.

Peki, günümüzde yaratıcılığı nasıl değerlendirebiliriz. Kapitalizm ihtiyaçlarımızın sınırsız olduğu varsayımına dayanır. Bu yaratıcılığı teşvik etmektedir. Zira sürekli yeni tüketim maddeleri dizayn edilebilir. Rutin montaj hatlarında çalışacak daha az insanlara giderek daha az ihtiyaç duyuluyor. Bunun yerine ürün ve yeni fikirler geliştirebilecek yaratıcı bireylere ihtiyaç artıyor. Her ne kadar yaratıcı bireylere olan ihtiyacın arttığından dem vurulsa da bilimsel çalışmalar bize yaratıcılık oranlarının giderek düştüğünü gösteriyor. Kim (2011) Amerika’da anaokulundan lise çağına kadar olan çocuklarla geniş katılımlı bir çalışma gerçekleştirdi. 1984 ile 1990 yılları arasında yaratıcılığın azalmaya başladığını ve bunun devam etmekte olduğunu ortaya koydu.

Çocuklar dışarıda oynamalı

Böylesi bir sonuca çocukların dışarıda daha oynaması, kendi oyunlarını kendilerinin kurmaması gibi birçok neden gösterilmektedir. Önceki yıllarda ise daha fazla uyarıcının olduğu bir ortamda büyüyen çocuğun zekâ düzeyinin artacağına dair bir inanç vardı. Zamanla salt zekânın ötesinde duygusal zekânın, sosyal becerilerin ve yaratıcılığın başarıda oynadıkları rolün anlaşılması ve çocuklarda artan davranış bozuklukları ile birlikte alternatif yaşam arayışları da gündeme geldi. Birçok oyuncağı ve elektronik aygıtları olan çocuklar bir duyu fazlalığı yaşıyorlar. Alternatif olarak ise minimalist yaşam stili gösterilmekte.

Fatma Tuğba Aydın, “Çocuklarda Sanat, Toplum ve Psikoloji”, Kitabın Ortası dergisi, 2017 Temmuz, Sayı 4.

 

 

Yayın Tarihi: 28 Mayıs 2018 Pazartesi 16:39 Güncelleme Tarihi: 30 Mayıs 2018, 13:19
YORUM EKLE

banner19

banner36