banner17

Taşınan biri kitaplarımı gel al derse...

Taşınan arkadaşının evinden, kitaplığında bulunmayan hangi kitapları nasıl aldığını anlatıyor Yusuf Turan Günaydın..

Taşınan biri kitaplarımı gel al derse...

 

Geçenlerde bir dostum evini başka bir eve taşıdı. Önceden kavilleştiğimiz gibi, kitaplarından istediğimi alabilmek amacıyla bugün evine gittim. Hemen söyleyeyim ki, birçok ortak kitaba sahip, benzer bir kitaplığımız olduğunu gördüm. Şiir ve edebiyat kitapları, deneme-inceleme-fikir kitapları bakımından büyük oranda benzeşen kitaplığımız elbette bütünüyle aynısı değildi.

Taşınma zorluğu ve kitaplar

Taşınma esnasında en büyük zorluğu kitaplar çıkartır. Taşıma şirketlerinin hiçbirinin ‘çok’ miktarda kitabı taşımak için yeterli tertibatı yoktur. Şahsen ben kitaplarım için en az bir ay önceden boş koli biriktiriyorum ve kitaplarımı kendi ellerimle kolilere yerleştiriyorum. Taşımacılara sadece kolileri kaldırma zahmeti kalıyor.

Taşınma esnasında komşuluk ilişkilerinin ne kadar önemli olduğunu da o gün gördüm. Taşınma telâşesiyle yemek yapamayan ‘mağdurlar’ için bir komşusu yemek yapmıştı. İşçilerle birlikte hepimizi davet ettiler. Güzel bir dua eşliğinde yemeğe başladık. Yemek sonrasında ise herkes ferdî olarak dualar etti. Çocukluğumda sık rastladığım bir geleneği hatırladım: Yakınınıza bir komşu taşındığı zaman, yerleşik komşular onlara yemek götürürdü. Bu örf hâlâ yaşıyor işte. Zahmetli iştir taşınmak ve taşındıktan sonra yerleşmek.

Arkadaşımın kitaplığında -söylemeye hacet yok ama- çok güzel kitaplar vardı. Sanırım büyük bir kısmı bende olmasa çoğunu almak isterdim. Onlara söyledim: Kitaplar her zaman sizindir; istediğiniz an geri de alabilirsiniz. Zaten dünyada ‘âriyet’ olmayan ne var ki… İlgi alanıma giren ve hasbelkader payıma düşen kitapları tasnif edebilirim:

Şiir kitapları

Zarifoğlu'nun Menziller'inin ilk (1977) baskısını orada gördüm. İlk çıktığında nedense almadığım, ama sonra bir daha basılmadığı için bir türlü bulamadığım Korku ve Yakarış (1985)'ı da buldum kitaplığında. Şüphesiz bunlar Zarifoğlu’nun Bütün Şiirler’inde mevcut. Ama özellikle o ilk baskılardaki göz nuru, o sadelikli görkem yeni baskılarda yok. Hele Korku ve Yakarış, boyutuyla, bir cep kitabı gibi “al beni sürekli yanında taşı” diyor lisan-ı hâl ile. Ayrıca Sebeb Ey'in ilk (1979) baskısını bulmak da sevindirdi beni.Alaaddin Soykan, Vay Sevda Karam

Yazı Yayıncılık'ın 1988-1989 yıllarında hep aynı ve ama özgün bir tarzda hazırlanmış kapaklarla bastığı şiir kitapları dizisinden ise eksiğim yokmuş. Fakat Beyan Yayınları’nın kahverengi kapaklı şiir dizisinden çıkardığı kitaplardan Alâaddin Soykan'ın Vay Sevda Karam (1997), Mustafa Özçelik'in Güneş ve Ayna (1997), Bahaettin Karakoç'un Beyaz Dilekçe (1998) ve Cevat Akkanat'ın Güz Klasiği (1998) adlı olanları meğer bende yokmuş.

Mevcut Yûnus Emre Divanlarından Dergâh Yayınları baskısı bende yoktu ve onu sahaflarda arayıp bulmayı düşünüyordum; orada karşıma çıktı (2. b., 1981). Bilirsiniz Dergâh’ın, sonunda eski harfli tıpkıbasımı da bulunan bir divan dizisi vardır. Gerçi nus Emre Divanı’nın sonunda tıpkıbasım yer almıyor. Ahmet Haşim'in Bütün Şiirleri'nin Can baskısı (1983), Ahmet Oktay'ın Yol Üstünde Semender (1987), Cemal Süreya'nın Sıcak Nal (1988), Ozan Telli'nin İshakça (1981), Süleyman Çelik'in Sonra Sessizlik (1990), Cevat Akkanat'ın Kara Oyun (1997) ve Nurettin Durman'ın Akşam Yedi Sularında (2. b., 2009) adlı şiir kitaplarını arkadaşımın kitaplığında buldum ve sağ olsun bana verdi onları. Doğrusu Ali Günvar'ın Şiir Atı Yayını olan Anthropomorphus adlı şiir kitabını da bu kitaplıkta gördüm.

Bende hiçbir sayısı bulunmayan Üç Çiçek dergisinin üçüncü sayısını da bulunca, artık bu kitap-derginin koleksiyonunu tamamlamak farz olmuş oldu.

Deneme-inceleme-araştırma kitapları

En çok bu alanda kitaba rastladım dostumun kitaplığında. Fikir kitapları da diyebileceğim bu tür kitapların yayıldığı yelpaze elbette oldukça geniştir. Aldıklarımın hepsini burada yazmam da sanırım sabrım haricinde…

Fakat dostumun kitaplığını görmem sadece şu iki kitabı bulsam bile çok önem kazanmıştır gözümde: Yıllar önce Osman Özbahçe'ye -ısrarlarına dayanamayarak- verdiğim Mehmed Âkif Ersoy'un Makaleleri (haz. A. Abdulkerimoğlu-Nuran Abdülkadiroğlu, 1987)'ni bir daha sahaflarda bulamamıştım. Bu kitap başka bir yayınevi tarafından da bir daha basılmamıştı. Kitabı Özbahçe'ye nasıl olsa sahaflarda bulurum düşüncesiyle vermiş ama sonra bulamamıştım da. Daha sonra kimse de basmadı bu kitabı. Bir de Arnold Toynbee’nin Medeniyet Yargılanıyor adıyla Yeryüzü Yayınları arasında yayınlanan (1980) kitabını bulmak çok sevindirdi beni. Üniversite yıllarında arkadaşım Osman Selvi’den alarak okumuştum. O zamandan beri, bazı konuları tartışırken -aklımda kalanlarla- sürekli referans gösterdiğim bu kitabı sahaflarda aramış ve bulamamıştım. Özellikle Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girip giremeyeceği konusu hakkında bu kitapta söylenenlerde bir açıklık bulmuşumdur.

Cemil Meriç, Işık Doğudan Gelirİşte bir daha basılmayan iki kitap daha: Cemil Meriç'in Kültürden İrfana (İnsan Yay., 1986) ve Işık Doğudan Gelir (Pınar Yay., 1984) adını taşıyan ve İletişim tarafından bir türlü basılmayan kitapları da oradaydı.

Sayacağım kitaplardan bir kısmı da almayı düşünüp de ihmal ettiğim kitaplardı: Ece Ayhan’ın Aynalı Denemeler (1995) ve Sivil Denemeler Kara (1998), Metin Önal Mengüşoğlu’nun, Vahiy ve Sanat (2004), Adnan Binyazar’ın Ayna (2003), Ahmet İnam’ın Eleştirinin Kıyılarında (2003), Ebubekir Eroğlu’nun Çalkantı ve Dalga (2008) adlı kitaplarını bu kapsamda sayabilirim.

Gözümden kaçmış olan, görmediğim eleştiri-inceleme kitapları da var hâliyle: Murat Belge’nin Tarihten Güncelliğe (1983), Sargut Şölçün’ün Tarih Bilinci ve Edebiyat Bilimi (1982), Aziz Çalışlar’ın Ulusal Kültür ve Sanat (1988), Emre Kongar’ın Kültür Üzerine (1982), Turgut Uyar’ın Sonsuz ve Öbürü (1985), Fulya Atacan’ın Kutsal Göç: Radikal İslamcı Bir Grubun Anatomisi (1993), Nurettin Durman’ın Uzun Günlerin Kısa Tarihi (1998), Vefa Taşdelen’in Sanat Yazıları (1998), Ercümend Özkan Yazıları (2001), Hüseyin Akın’ın Kitabım Çıktı Alınmayın (2006), Mehmet Atilla Maraş’ın Rüya Şehir Urfa (t.sz)  -doğrusunu itiraf etmek gerekirse- ilk kez dostumun kitaplığında gördüğüm kitaplardı.

Atasoy Müftüoğlu’nun Firak’ının ilk baskısı (1978), Enis Batur’un Babil Yazıları (1986) ve Kediler Krallara Bakabilir (1990), İlhan Kaya’nın İran Tuzağı (1987), Hilmi Yavuz’un Felsefe Üzerine (1987), Hüseyin Hatemi’nin Çağdaşlaşma Sorunu ve Toplum (1987) ve Batılılaşma (1987), S. Hüseyin Nasr’ın İslam’da Düşünce ve Hayat (1988), Celaleddin Vatandaş’ın Vahiyden Kültüre (1991), Kemal Tahir’in Notlar/Batılaşma (1992), Etyen Mahçupyan’ın Osmanlı’dan Postmoderniteye (1996), Dücane Cündioğlu’nun Anlamın Buharlaşması ve Kur’an (3. b., t.sz) adlı kitapları ise görüp de alamadığım kitaplardı. Bunlardan bir ikisinin kitaplığımdan ‘ayağ göçüren’ kitaplardan olduğunu da eklemeliyim.Atasoy Müftüoğlu, Firak

Bu grupta yabancı yazarların deneme-eleştiri-teori ve inceleme kitapları da var: A. A. Jdanov’un Edebiyat, Müzik ve Felsefe Üzerine (1977), D. H. Lawrence’ın Anka (1982), Şolohov’un Yazarın Sorumluluğu (1983), Jean-Paul Sartre’ın Yazınsal Denemeler’i (1984), Karl Popper’ın Tarihselciliğin Sefaleti (1985), Alain’in Edebiyat Üstüne Söyleşiler (3. b., 1985), Bacon’ın Denemeler (1986), Bertolt Brecht’in Sanat Üzerine Yazılar (1987), Roland Barthes’in Yazının Sıfır derecesi (1989) ve John C. Condon’ın Kelimelerin Büyülü Dünyası /Anlambilim ve İletişim- (1995) adlı eserlerinin bir kısmını o kitaplıkta ilk kez gördüm. Alain’in andığım kitabı acaba MEB Yayınları’ndan üçe bölünerek tercüme edilen Söyleşiler midir? Karşılaştırmalıyım.

Hâtırat kitapları

Kitaplığımın, hâtırat ve seyahat kitapları yönünden -bunca gayretime rağmen- hâlâ yoksul olduğunu bir kere daha kabul ettim. Tülay Reyhanlı’nın İngiliz Gezginlerine Göre XVI. Yüzyılda İstanbul’da Hayat (1582-1599) adlı kitabını (1984) hiç görmemiştim. Hüseyin Cahit Yalçın’ın -her nedense sadeleştirilmiş- hâtıratı Siyasal Anılar (1976), yine bir şekilde müdahale görmüş Halid Ziya Uşaklıgil’in Kırk Yıl (1987) ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Gençlik ve Edebiyat Hatıraları (2. b. 1990) da kitapçılarda ve sahaflarda çok rastlamadığım, rastladığımda ise bir türlü alamadığım hâtırat kitaplarındandı. Kısmet bugüneymiş.

Ernesto Che Guevara’nın Savaş Anıları (5. b., 1979), Kenize Murad’ın Saraydan Sürgüne (3. b., 1992), Ali Şeriati’nin entelektüel otobiyografisi Kevir (1992), Mehmet Sait Ketene’nin Bir Irak Türkmeni Olarak Anılarım (2003), Nedret Gürcan’ın Benim Sevgili Taşram (2003) ve Kırgızistan Cumhurbaşkanının eşi Mayram Akayeva’nın Umudun Işığı Sönmez (2004) adlı hâtırat kitaplarını da hemen eklemeliyim.

Seyahat kitaplarından Türk Dil Kurumu’nun Güzel Yazılar: Gezi-Hatıra başlıklı derlemesi daha önce nedense dikkatimi çekmemiş. Kitaplığımda “Güzel Yazılar” dizisinden birkaç kitap bulunmasına rağmen bu kitaba rastlamamışım. Kitap, hâtıra ve gezi türlerini bir arada düşünmemi haklı çıkartacak tarzda iki türün seçmelerini bir kitapta birleştirmiş olmasıyla da dikkatimi çekti. Bu iki türün birbiriyle geçişmesini Hece’nin Gezi Özel Sayısına bir “Gezi Edebiyatı Bibliyografyası” hazırlarken çok daha iyi fark etmiştim.

Aşina Kitaplar’dan İlber Ortaylı’nın Eski Dünya Seyahatnamesi (1. ve 2. b. 2007) kitapçılarda görüp de almayı ihmal ettiğim bir kitaptı. Arkadaşımın kitaplığında buldum onu da.

Ya günlükler? Hâtırat türüyle rahatça bir arada düşünülebilecek bir tür de günlüktür. Bu meyanda dört kitap çıktı karşıma: Zarifoğlu’nun Yaşamak’ının ilk baskısı (1980), Tomris Uyar’ın Sesler, Yüzler, Sokaklar (1981), Ece Ayhan’ın Başıbozuk Günceler (2. b., 1997), Adalet Ağaoğlu’nun Damla Damla: Günler I (1969-1977) (2004).

Mektup ve söyleşi kitapları

Düşün Yayınları’nın mektup dizisini bilirsiniz. Bu diziden dostumun kitaplığında rastladıklarım hemen hemen bütünüyle bende olmayanlardı diyebilirim: Heine’nin Seçilmiş Mektupları (1983), Charles Baudelaire’in Mektupları (1983), Stefan Zweig’ın Fredrike’ye Mektupları (1983), Mikelanj’ın Seçilmiş Mektupları (1983), D. H. Lawrenceın Mektupları (1985)… Bunlara Kemal Tahir’in Notlar/1950 Öncesi Şiirler ve Ziya İlhan’a Mektuplar (1990)’ı da ekleyebilirim.

Bulduğum söyleşi kitaplarının da hemen isimlerini sayayım: Oriana Fallaci’nin Tarihle Söyleşiler (1987), Behçet Necatigil’in Düzyazılar 2’sini oluşturan Konuşmalar Konferanslar (Cem Yayını, 1983) ve Dücane Cündioğlu’nun Kur’an Dil ve Siyaset Üzerine Söyleşiler (1998) adlı kitapları…

Diğerleri

Dostumun kitaplığında Türkiye Yazarlar Birliği Yıllık’larının bende olmayan ciltlerini de buldum. Yıllık, sempozyum ve ortak kitap cinsinden Alan Yayıncılık’ın iki kitabı; Türkiye Sorunları 1988 Yıllığı ve Dünün ve Bugünün Defterleri Dünya Sorunları 1988 1: Orta Doğu Dosyası (1988), İSAV’ın Bilgi, Bilim ve İslâm (1987), HAK-İş’in Türkiye’yi Yeniden Düşünmek (1997) ve İş Bankası’nın yayınladığı Hayal Şiir: Yahya Kemal Beyatlı Şiiri Üzerine Makaleler (2008) künyeli kitaplar da ilgimi çektiği için aldım. Bunlara Tan Edebiyat Yıllığı 1982, E Şiir’99’u da ekleyebilirim.

Necip Fazıl’ın birçok kitabı bulunmasına rağmen, bende hepsi bulunduğu için almadım. Yalnız Edebiyat Mahkemeleri adlı kitabını verdiğim bir büyüğüm iade etmediği için onu aldım sadece. Tarih kitapları olarak Türk Tarih Kurumu’nun artık basamadığı M. Fuad Köprülü’nün Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu adlı kitabı, Mehmet Demirtaş’ın Osmanlı Esnafında Suç ve Ceza: İstanbul Örneği (2010), Hüseyin Odabaş-Saffet Güçlü ikilisinin hazırladığı Gençlere Tarih Dersleri: Transkripsiyonlu Metinler (2009), Stanford J. Shaw-Ezel Kural Shaw’ın Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye (2. cilt, 1983) adlı kitaplarını sayabilirim.

Muhammed el-Humeyyis’in “kapalı devre” basıldığını sandığım Dört Mezhep İmamının İtikadı (çev. Mehmet Emin Akın, y.evi yok, t.sz)’na rastlamamıştım hiç. Bu konuda kaleme alınmış kitapları cem Humeyyis, Dört Mezhep İmamının İtikadıeylediğim için aldım. Abdulcelil Bilgin’in Kur’an’daki Deyimler ve Zemahşerî’nin Keşşşâf’ı (2008), M. Ali Baltaşı’nın İlk Mesajlar: Fatiha-Alak-Kalem-Müzzemmil-Müddessir-Beled (t.sz) adlı kitapları ve Mahmûd el-Mısrî Ebû Ammâr’ın Lâ Tahzen ve’Btesim li’l-Hayât adlı Arapça bir kitabının fotokopyası da kendi içinde bir grup teşkil ediyor sanırım.

Enis Batur’un hazırladığı Modern Dünya Edebiyatı Antolojisi (1988) adlı kitabı hiçbir yerde görmemiştim. Üzerinde Batur’un çıkardığı edebiyat dergilerinden Gergedan’ın adı ve logosu bulunan kitap, jeneriğinde Dönemli Yayıncılık’ın ürünü görünüyor. Nuri Pakdil’in Türkçeye tercüme ettiği Çağdaş Arap Şiiri (1976), Cemaleddin Afganî ve Muhammed Abduh’un çıkardığı bir dergi olan Urvetu’l-Vuska 1884’nın toplubasımı (ve tabii Türkçesi, 1987) ve nihayet Halil Erdoğan Cengiz’in Divan Şiiri Antolojisi’nin Turhan Kitabevi tarafından yayınlanmış tarihsiz baskısı.

Kitaplar ve hüzün ve takdir

Ve her şey bir kader iledir” buyrulur Kur’ân’da. Kitapların bir kaderi olduğu da vurgulanır. Elbette kitaplıkların da bir kaderi oluyor. İnsan hüzünleniyor ister istemez. Yıllar yılı haşir neşir olduğunuz bu dili var sesi yok dostlardan ayrılıyorsunuz. Onlarla kesbedilen ünsiyet bile sessizmiş; şamata çıkarmazlarmış.

Dostum, bütün kitaplarını almamı istiyordu; ama mümkün mü? Bende olanları almam hepten imkânsız; kitaplığımın bir kitabın ikinci bir nüshasına tahammülü yok. Bende istedikleri zaman bulabileceklerini biliyorlar. Zaten açık yüreklilikle söyledim: istedikleri zaman geri de alabilirler. Fakat geride kalanlar yarın bir sahaf tarafından alınacak ve bir daha dönüşleri olmayacak. Raflarda bir kitapseverin ilgisini eninde sonunda çekeceklerdir.

Tedbiren ekleyeyim: Burada adını andığım kitaplara bakarak dostumun kitaplığı hakkında ‘aa şu yazar yokmuş, bu niçin varmış, hmm ağırlık şu tarz kitaplardaymış’ gibi yorumlar saçma olacaktır. Ben sadece bende olmayanları seçtim ve bıraktıklarımdan söz etmedim çünkü. Ve aldıklarım elbette bütününün onda biri kadar bile yoktu.

Eve getirdikten sonra tasnif edip yerlerine dağıttım bu kitapları. Fakat denize dökülen su misali kitaplığımda sağladığı artış hissedilmedi. Sanki yıllardır bu kitaplıktaydılar.

 

Yusuf Turan Günaydın yazdı

Güncelleme Tarihi: 24 Temmuz 2012, 08:49
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Yeşim Sünnetçioğlu
Yeşim Sünnetçioğlu - 6 yıl Önce

Bu yazıyı okurken ,taşınma sırasında sanki ben de oradaymışım ve bütün kitaplara teek tek dokunarak hepsini iç geçirip kokluyormuşum gibi hissettim . Hatta öyle ki şu an burnumda , mis gibi ,bu kitapların kokularını alıyorum . Galiba bu taşınma sırasındaki kitaplarla olan teması kıskandım. Denizdeki balığın bile kimin oltasına geleceği ni bilen Allah,kitapların da kısmetini çıkartıyor işte.

mehmet yıldız
mehmet yıldız - 6 yıl Önce

taşınırken taşımacı şirketin çocukları abi gene artmış kitaplar diyerek başlarlar taşımaya ama hep kendi aralarında konuşurlar ya memet abi olmasa bunlar çekilmez kaç koli ya tabi taşınmadan önce kolileme sorunu evde krizle başlar sonra taşındıktan sonra 15 gün yerleşmesi için salonun ortasında bekler koliler son taşınırken dedim bakim kitaplardan biraz seçim okullara gönderim binlerce kitap arasından 18 tane kitap seçebilmişim

sezgül
sezgül - 6 yıl Önce

kitap dolusu bir oda ve "istediğini alabilirsin" bu cümleye takılı kaldım. çok hoş gerçekten, insan hepsini almak isterdi :)hele bir bir kitaplıkta, kitapçılarda baskısını bulamadığınız kitaba rastlamak, hazine bulmuş olmak gibi.

banner8

banner19

banner20