Tarihin mobil marketleri çerçiler!

Çerçilere mallarını yere yayarak sattıklarından yaymacı ya da dökmeci denir. Evliya Çelebi çerçilerin piri olarak Abuzettin Gaffari adlı birini gösterir ve İstanbul’da 300 kadar çerçi olduğunu bildirir. Hikmet Kızıl yazdı.

Tarihin mobil marketleri çerçiler!

İnsanlık tarihinin en eski mesleklerinden biri olan çerçilik günümüzde kaybolmaya yüz tutmuş durumda. Çerçiler geçmişte üretim veya imalat sektörünün bir halkası olarak faaliyet göstermişlerdi. Üretilen mal şehrin büyük tüccarları tarafından getirilir, bu malın bir kısmı kenar mahalle, yakın veya uzak köylere kadar çerçiler tarafından ulaştırılırdı.

Çerçiler eski dönemin kültür taşıyıcılarındandır ayrıca. Müşterinin bizzat ayağına gider; dar bir bölgede haberleşmeyi sağlar, mektup gibi haberleşme araçlarını taşırlardı.

Çerçilik yapanlar umumiyetle orta yaş ve üzeri yaştaki insanlardır. Bohçacılar hariç geneli erkektir. Çerçiler mal pazarlamak veya özel siparişler için periyodik olarak dar bir alanda trampa usulüyle de ticaret yaparlar.

Çerçi sözünün kökenine baktığımızda; Farsçada carcı; “haberci, münadi” ve Moğolcada çertçi; “parça, kırıntı” anlamlarına geldiğini görüyoruz.

TDK: Tarama Sözlüğü’nde, “çert aleti”, çerçi eşyası, çerçiye gerek olan şey açıklaması yer alır. Sözün dilimizdeki kullanımı, her iki dildeki anlamı da içerecek biçimde. Her iki toplumla da derin tarihi ilişkilerimiz olmasına karşın bu kelime dilimize Farsçadan girmiş olsa gerek. Kaynaklarımızda çerçi sözüne ilk olarak Kodex Kumanikus’ta8 (13-14yy) “çarci” biçiminde rastlıyoruz.

Çerçi, Türkçe sözlükte “köy, pazar vb. yerlerde dolaşarak ufak tefek tuhafiye eşyası satan kimse; “bazı bölgelerde tuhafiyeci” şeklinde tanımlanmış. “Oysa çerçinin Anadolu’da daha geniş bir anlam ifade ettiğine, adeta ‘seyyar satıcı, seyyar bakkal’ anlamında kullanıldığına da işaret etmek gerekir. Nitekim çerçi; köylere ve kırsala gelen her türlü satıcıya verilen addır. Öyle ki, meyve satmaya gelen de çerçi; kap kaçak, naylon eşya, sele, sepet, oyuncak, çamaşır mandalı vb. ihtiyaç malzemesi satan da çerçidir.”

Ayni ve nakdi alışveriş

İnsanlık tarihinin en eski mesleklerinden biri olan çerçilik, gezgin satıcıların eşek, at üstünde ya da araçlarında taşıdıkları iğneden ipliğe ürünleri, köy köy dolaşıp köylünün malı karşılığında takas etmesi ya da para karşılığında satması usulüne dayanıyor.

Teknolojinin gelişmesi, köylerde de pazar ve marketlerin kurulmaya başlamasıyla birlikte tarihin en eski meslek gruplarından biri olan gezgin satıcılar köyleri ziyaret ederek, buralarda çeşitli ürünlerin takas usulü veya normal olarak satılması anlamına gelen çerçiciliğin yavaş yavaş yok olmaya yüz tuttuğundan şikâyetçi.

Sayıları gün geçtikçe azalsa da bazı vatandaşlar geçimlerini halen bu işten karşılamaya devam ettiriyor. Özellikle kırsal alanda yaşayanların temel ihtiyaçlarının karşılanmasında hayati öneme sahip olan gezgin satıcılar; köyleri tek tek dolaşarak, tas, tabak, giysi, temizlik malzemesi gibi çok farklı ihtiyaç maddesini tezgâhında bulunduruyor.

Çerçicilerden bazıları mesleği at arabasıyla yaparken, ata bakmanın zor olduğunu belirten ve bunun içinde at arabası yerine kamyonet kullanan satıcılara da rastlamak mümkün.

Bu işe yeni başlayanlar, omuzlarına attıkları bir heybe ile dolaşırdı. Heybe mesleğin olmazsa olmazlarındandı.

Alışverişte paranın yok denecek kadar az kullanıldığı, alışverişin genellikle mübadele (değişme, değiş-tokuş) ile yapıldığı o zamanlarda, yumurta önemli bir birimdi. Bir ürün 3 yumurtaya, başka biri 5 yumurtaya verilirdi mesela. Çerçiyle yapılan alışverişlerin bir diğer şekli “kabı kabına” denilen usuldür. Bir kap tahıla karşılık, bir kap meyve verilmesi gibi.

Sattığı malın karşılığında köylünün yetiştirdiği ürünleri alan çerçi onları kasabada, şehirde paraya çevirir; eksilen ürünlerini takviye eder ve yeniden düşer yollara. Önceleri sırtındaki heybesiyle yaya olarak bu işi yapan çerçi, zamanla at, eşek, katır gibi yardımcılarla işi büyüttü. Motorlu taşıtların gelişmesiyle de ayağını yerden keserek kamyonet, minibüs vb. araçlarla modern ekipmanını kurdu ve faaliyet alanını iyice genişletmiş oldu. Dolayısıyla başlangıcından itibaren çerçinin daha geniş bir anlam içerdiği, “seyyar satıcı”ya denk düştüğünü söylemek gerekir.

Çerçilere mallarını yere yayarak sattıklarından yaymacı ya da dökmeci denir. Evliya Çelebi çerçilerin piri olarak Abuzettin Gaffari adlı birini gösterir. Yine Evliya Çelebi İstanbul’da çerçi sayısının 300 kadar olduğunu, her türlü ufak tefek eşya sattıklarını, müşterilerin satın aldıkları mallardaki hileyi anlamamaları için kendi aralarında özel bir dil geliştirdiklerini de söylemektedir.

Netice itibariyle şehirler, kazalar, köyler arasındaki ulaşım imkânlarının artması, elektronik alış-verişlerin gelişmesi, büyük marketlerde her şeyin bulunması, bu kadim esnaf grubumuzun hareket alanını oldukça sınırlandırsa da bazı çerçi esnaf grupları inadına varlığını sürdürmektedir. Özellikle tespih esnafı ve bohçacılık bunların önde gelenleridir.

Hikmet Kızıl bildirdi…

Güncelleme Tarihi: 26 Ocak 2019, 13:29
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Şenay Cebeci
Şenay Cebeci - 3 ay Önce

Sayın Hikmet Kızıl, yine kültürümüzden derin izler taşıyan bir meslek dalını çok edebi, detaylı ve akıcı bir dille anlatmışsıniz. Kaleminiz daim olsun... Sağ olun, var olun...

Semiramis
Semiramis - 3 ay Önce

Yazarımız bizi eskilere götürdü.. özellikle çocukluğu köyler geçmiş olanlar için çerçicilik hafızalarda oldukça yer etmiştir... Tenoloji ve modernitenin hayatımızı sardığı bu cağda geçmişe götürdüğü için yazarımıza çok teşekkür ederiz..selam ve dua ile..

Şefik Karaman
Şefik Karaman - 3 ay Önce

Kalemine ve yüreğine sağlık üstadım, ve benim tanıdığım akrabakarımızdan da çerçi mesleğini sürdüren var, Allah a emanet ol, saygılarımla...

Aynur ERİŞMİŞ
Aynur ERİŞMİŞ - 3 ay Önce

Yine Harika bir yazı daha kaleme almişsınız sevgili Hikmet KIZIL bey..Beni tee çocukluğuma, yayla da kaldığımız o günlerde ki dört gözle beklediğimiz çerçiler zamanına götürdünüz! Teşekkürler

banner19