banner17

Tarihin kalbi TRT'de atıyor

TRT’nin son dönem tarih dizileri ve bu dizilerin tarih algısı üzerine Mustafa Uçurum yazdı.

Tarihin kalbi TRT'de atıyor

Televizyonların en rağbet gören programları arasında ilk sırayı şüphesiz diziler alıyor. Artık her kanalda sayısız dizi var ve dizilerin izleyici kitlesi hiç azalmıyor. Sayısal oranda da büyük bir kitleyi barındıran dizilerden beklenen elbette ait olduğu toprakların değer yargıları ile çelişmeyen yayınlara ağırlık vermeleri. Hal böyleyken bakıyoruz ki dizilerin birçoğunda işlenen konular ahlaki değerlerle çelişmekte ve yaşadığımız yozlaşmaya ekran yoluyla bilinçli katkı sağlanmakta.

Tam da bu noktada TRT, özellikle İbrahim Eren döneminde, yaptığı yayınlarla ve ekrana taşıdığı dizileri ile bu milletin bir değeri ve parçası olduğunu gösteriyor. Özellikle TRT’nin tarih dizileri, önemli bir boşluğu dolduruyor. Malumdur ki birçok kanalda adı tarih dizisi olan ama gerçekle çok da ilgisi olmayan, tarihi magazine kurban eden bir anlayışla diziler yapılmıştı ve bu yapımlar özellikle gençlerin üzerinde olumsuz bir tarih algısının oluşmasına zemin hazırlamıştı.

TRT’den tarihe hassas bir dokunuş

TRT ekrana getirdiği tarihi dizilerde hassas bir duruş sergiliyor. Ortaya konan eserin bir dizi olduğu unutulmadan değerlendirme yapmakta fayda var. Tarihi bire bir yansıtmak mümkün olmadığından, gerçekliği incitmeden oluşturulan senaryolar ile karşı karşıyayız TRT dizilerinde. Milli duruş, tarihle çelişmeyen senaryolar TRT’nin tarihi dizilerini izlenir kılmakla birlikte kazanılan tarih algısına da olumlu katkı sağlamakta.

Sadece Türkiye’de değil Türkiye dışında da karşılığı olan dizilere imza atıyor TRT. Hâlâ yayında olan Diriliş Ertuğrul, Payitaht Abdulhamid, Mehmetçik gibi dizilerin yanında sona eren Filinta, Yunus Emre gibi dizilerle tüm dünyada karşılığı olan çalışmaları ekranına getirdi, getirmeye de devam ediyor.

Diziden tarih öğrenilir mi gibi bir soru ister istemez birçoğumuzun zihnini kurcalamaya devam ediyor. Konuya tarih öğrenme yönünden değil de bir algı oluşturma penceresinden baktığımızda bize cevabı Diriliş Ertuğrul dizisinin tarih danışmanı Prof. Dr. Feridun Emecen veriyor:

"Dizileri izleyenlerin tarih kitaplarına merakının da artmasını bekliyoruz. Bu dizileri izleyenler arasında yüzde 10'u bile tarihi merak edip sağlam kitaplar alıp okusa bizim için kârdır."

2013’te başlayan değişim devam ediyor

Türkiye’nin dönüm noktası olaylarından biridir Gezi Olayları. Safların belli olduğu, ülkesinin çıkarlarını düşünenlerle ülkesinin kuyusunu kazanların ayrıştığı bu olaylardan sonra “milli duruş” hayatın birçok alanında da kendini hissettirmeye başladı.

2013’te TRT’de göreve başlayan İbrahim Eren’le birlikte hayata geçirilen projeler milli bir duruşu sergilemenin yanında millet nazarında da kabul gören yapımlar olarak kendine yer buldu. Diriliş, Payitaht Abdülhamit, Filinta, Sevda Kuşun Kanadında, Yedi Güzel Adam, Seddülbahir 32 Saat ve Büyük Sürgün Kafkasya gibi diziler beklenen tarih algısının oluşmasına da önemli katkılar sundu. Bu algı sadece dizilerle sınırlı kalmadı. Feridun Emecen’in de ifade ettiği gibi tarihe olan ilgi kitaplara da yönelmeye başladı ve özellikle kitap fuarlarında tarih kitaplarına yoğun bir ilgi oluştu. Tarih okuyan, tarihi kişilerle kendini özdeşleştiren gençlerin varlığına şahit olmaya başladık. Kayı bayraklarının evlerin camını süslemesinden tutun da başındaki Ertuğrul şapkası ile dolaşan gençleri görmemiz bunun en somut göstergesi.

TRT artık hepimizin

Bugüne kadar TRT’nin en önemli özelliği devletin bir kanalı olmasıydı. Devleti temsil eden bir yapıya sahip olan bir kurumdan da milli bir duruş beklemek hepimizin hakkı. Tarihi şahsiyetleri haremden ibaret gösteren dizilerin, çarpık ilişkileri hiçbir beis görmeden ekrana taşıyan zihniyetlerin yanında TRT, artık her şeyiyle bizim diyeceğimiz bir yapıya büründü.

Uzaktan kumandaya dokunmadan gönül rahatlığı ile programların izlenebildiği TRT’nin bütün kanalları millileştikçe elimizdeki zenginliğin de farkına varıyoruz.

Sultan II. Abdülhamid’i gerçek yüzüyle tanıtan, unutulan bir zafer olan Kutu’l-Amare’yi bir dizi vasıtası ile gündemimize taşıyan, Yedi Güzel Adam’ı sadece edebiyat severlerin değil tüm kesimin tanımasına vesile olan TRT, İbrahim Eren döneminde emin ellerde diyeceğimiz bir iç rahatlığı ile çalışmalarına devam ediyor.

Yeni yayına başlayan ve görünen o ki sadece çocukların değil tüm yaş gruplarının ilgisini çekecek bir yapım olan Tozkoparan da çocuklara örnek olacak davranışlarla ve özellikle okçuluk sporuna olan ilgiyi arttıracak olmasından dolayı dikkatle takip edilecek diziler arasına girmeye aday bir yapım.

TRT’yi tarihe olan bu duyarlılığından dolayı kutluyorum. Ehil ellerde olunca imkânların nasıl olup da milletin hizmetine sunulduğuna şahit olduk. TRT’nin bu duyarlılığının artarak devam etmesini ve özellikle gençleri doğru bir tarih algısında buluşturmaya devam etmesini diliyorum.

Mustafa Uçurum

Güncelleme Tarihi: 06 Aralık 2018, 00:49
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner20