Tanıştırayım: Kendi Gök Kubbemiz

"Günlük koşturmaca içerisinde öyle bir an gelir ki zaman artık ilerlemezmiş gibi hissederiz. Her şey olduğu yerde kalır, gözümüz daha fazlasını görmez, elimiz daha fazlasına gitmez. Nefes alışverişlerimiz kısık kısık ve sık, göğsümüzün üzerinde ise görünmeyen bir yük. Tam da böyle bir anda bedenimizin bize verdiği mesajı kısaca tercüme edecek olursak: “Biraz temiz havaya ihtiyacım var!” Feyzanur Taştekne yazdı.

Tanıştırayım: Kendi Gök Kubbemiz

Her ne kadar yaşadığımız sıkıntı ve gerginlik içsel süreçlerimizin diğer bir ifade ile bedenimizin ve ruhumuzun etkileşimi ile kendini gösterse de bu durum ile baş edebilme dışsal faktörlerin (Bu örnekte temiz hava) devreye girmesiyle oluşuyor. Tasvir edilen bu durum aslen ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı bir hayata devam edebilmenin, dış dünyada bize sunulan imkânlardan en iyi şekilde istifade etmekle mümkün olabileceğini gösteriyor.

YAKIN KÖRLÜĞÜ

Dışsal imkânlardan istifade etmek tabirini duyduğumuzda refleks olarak göz atacağımız imkânlar bize hep en uzak yerlerde olanlar. Normalde tanımadığımız, tanışmadığımız, belki sadece adını duyduğumuz imkânları değerlendirmek üzere gözlük ayarlarımızı uzağa kanalize etmeye çalışırız. Hâlbuki gözlüklerimizin bozulmuş ayarları yüzünden rahatsızlığımızdan dâhi haberimiz yok. Şu sıralar hepimizde biraz yakın körlüğü mevcut. Uzaklarda aramaktan, en yakınımızdaki mucizevi imkânı görmez olduk: GÖK KUBBE! Dünya şartlarında paha biçilemeyen, alınamayan ve satılamayan, kimseyi ayırmadan kayırmadan, herkesin istifadesine bilâbedel sunulmuş tek imkân; altında yaşadığımız kendi gök kubbemiz. Her şeye bir fiyat biçilen, mekanikleşmiş dünyada sahip olduğumuz en önemli kıymetlerden biri olan gökyüzü ile olan ilişkimiz de bu mekanikleşmeden nasibini aldı. En önemlisi de zaten elimizin altında ve her daim ulaşılabilir olduğu için gökyüzünün gözümüzdeki kıymetini düşürdük, daha sonra da meteoroloji gibi kısa vadede fayda göreceğimiz pragmatik bilgiler üzerinden ilişkimizi güncelledik. Bir ilişki kurmak yahut var olan ilişkiyi güncellemek için öncelikle tarafların birbirleri ile yeniden tanışmaları gerekir. Mevzu bahis üzerimizdeki gök kubbe iken bu tanışma birden çok katmanlı olacaktır.

GÖRÜN

Tanışmaya görerek başlayalım. Şimdi belki de uzun zamandır yapmayı unuttuğunuz bir açı ile bakın, Yukarı bakın! Ama sadece bakın sanki ilk defa gökyüzünü gören bir kâşif edası ile. Kelimenin tam manası ile gökyüzünü temaşa edin. Hiç durmadan hareket eden bulutlar, bulutların arasında göz kırpan sonsuz mavilik! Etrafımızı çepe çevre sarmış bilgisayar, telefon, televizyon, apartman duvarları… Kısaca her şey bize bir metre uzaklık ile durarak dünyamızı küçültmeye çalışsa da gökyüzü gözümüzün görmeye muktedir olamayacağı kadar geniş. Dünyamızı somut, ölçülebilir, sınırlı şeylerle kuşatmış 21. yüzyıl eğiliminizi kırmanın en kısa ve etkili yolu gök kubbenin sonsuzluğu ve bulutların dinamikliği ile yeniden tanışmak olacaktır. Böylece artık büyük resmi görebilme refleksine adım adım yaklaşırken, bundan sonra vereceğiniz kararlarda da etkisini gösterecek bir ufuk genişliğine sahip olacağınızı unutmayın!

HİSSEDİN

Tanışıklığı derinleştirmek için şimdi temaşa ettiğiniz gökyüzüne selam ederek gözlerini kapatın ve pencerenizin perdesini havalandıran rüzgârı hissedin. Şiddeti, gücü, soğukluğu ile kaba sığmayan, her daim kendi özgü, eşsiz rüzgârı hissedin. Yüzünüze, ellerinize, bedeninize hoş bir selam verip geçen ve sizi her daima “O An’a” çağıran rüzgâr ile yeniden tanışın. İnsanı insan yapan en temel özelliklerden biri olan düşünebilme yetisi, zihnin çalışma prensiplerinden ötürü geçmiş, gelecek ve şimdi arasında salınım hareketleri ile gider gelir. Ve genellikle de bizi içinde bulunduğumuz “An”dan kopararak hayatı kaçırmamıza neden olur. “Peki, bunun neresi kötü?” diye soracak olursanız en basit tabir ile geçmişe takılı zihin, depresif hâlin; geleceğe odaklı zihin ise kaygılı bir hâlin en önemli göstergelerindendir. Bu sebeple sağlıklı zihin “An”ı yaşayan ve “An”ın hakkını verendir. Rüzgâr da işte tam bu noktada sizin an ile olan bağınızın köprülerinden sadece biridir. Bir saat önce pencerenizi aralamış rüzgârın peşine düşemez yahut rüzgârı elinizde tutup yarın için saklayamazsınız. Rüzgâr ile olan münasebetiniz sadece o ana aittir ve her temas sizi bulunduğunuz ana bağlar. Eğer dün ki rüzgârın peşine düşmeyi yahut yarın için rüzgârı kavanozda saklamayı denemek isterseniz aslında tam olarak ne anlatmaya çalıştığımın kısa bir demosunu deneyimlemiş olacaksınız. Geçmiş yahut gelecek, hangisini peşine düşerseniz düşün 1-0 geride kalan daima siz olacaksınız çünkü kaybettiğiniz an yaşanamadan, hakkı verilemeden geçmiş klasörüne taşınmaya hazır hâle gelecek. İşte tam da bu yüzden rüzgârı hissedin “An”ın hakkını verin.

DUYUN

Daha da derinleşmiş tanışıklık için odağınızı birkaç saniyeliğine dışarı verin. Camınızı açın ve dışarıda neler olup bitiyor bir kulak kabartın: Bir yerlere yetişmeye çalışan ve farklı hızlarla ilerleyen arabalar, birbiri ile sohbet ederken aşina olmadığımız şive yahut diller konuşan insanlar, kendilerine özgü ıslıkları ile uçan martılar, kumrular, rüzgâra eşlik eden ağaçların yapraklarının hışırtısı ve daha nicesi… Başrolünde olduğumuz ve bazen sadece bizim oyun sahnemizden ibaret olduğu vehmine kapıldığımız dünya, bizden çok daha fazlasına ev sahipliği yapıyor. Hayat, bizim de içinde bulunduğumuz fakat henüz tanışık dâhi olmadığımız farklı aktörlerin etkileri ile devam ediyor. Ne sevincimiz ne de hüznümüz dünyayı yıkacak kadar güçlü değil çünkü dünya sadece bizim gördüğümüzden ibaret değil. Kulağımıza çalınan her ses, şu alt yazı ile aslında eşlik ediyor: Yalnız değilsin!

KOKLAYIN

Ve en nihayetinde derin bir nefes alın. Rüzgârın size taşıdığı, kaynağını tam olarak hangi uzaklık ve konumdan geldiğini bilemediğiniz ama yüzünüzde tebessüm bırakan kokuları ayırt etmeye çalışın. Bir yanda açan ıhlamur, yasemin, hanımeli kokuları öte yandan komşularınızın mutfağında pişen sevgi ile yapılış yemeklerin kokusu. Şu anda hangisi daha baskın? Bulunduğunuz mekâna hangi bahar çiçeği yakın, komşunuz pazardan en son hangi sebzeyi almış… Burnunuza gelen uzak iklimlerin rayihası, hayatın içindeki estetiği size ulaştırıyor. Görmeseniz bile size eşlik eden ve “An”ınıza estetik katan bu kokuları keşfederek uzun zamandır ayrı kaldığınız gök kubbeyle, ilişkinizin son katmanını da hayatınıza ekleyin.

YAŞAYIN

Sağlıklı bir hayat, içsel ve dışsal süreçlerin birbiriyle kurduğu sağlıklı ve derinlikli bağlarla mümkün olabilir. Kendi gök kubbemiz ile kaybettiğimiz bu bağı yeniden kurmak için çok haklı sebeplerimiz var! Yeniden görün, hissedin, duyun, koklayın; hülasa, yaşayın!

Feyzanur Taştekne

Hüma Dergisi, Sayı:10

Yayın Tarihi: 13 Mayıs 2022 Cuma 12:00
YORUM EKLE

banner19

banner36