banner17

Sütun bilezik yazıları, o günlerin duvar yazıları mıydı?

İstanbul’da 16. asır ile 18. yüzyıl arasında camilerin, türbelerin ve Topkapı Sarayı’nın sütunlarına hakk edilmiş 285 bilezik yazısı olduğunu biliyor muydunuz? Rabia Gürbüz yazdı.

Sütun bilezik yazıları, o günlerin duvar yazıları mıydı?

Geçtiğimiz Haziran ayında İBB Kültür A.Ş. Yayınları tarafından İstanbul’un Bilezik Yazıları adında bir kitap yayınlandı. Uzun soluklu bir çalışma sürecinin ardından yayıma hazırlanan eseri, araştırmacı-yazar Nazif Arıman’ın kaleme aldı.

Kadim geleneğimizde sanat, hayatın birçok köşesinde bizi karşılıyor. Hassaten yazı sanatı, her adım başında karşımıza çıkacak kadar yaygın. Yazı kuşakları, kitabeler, mezar taşları bunun güzide örneklerinden. Yazılar eserlerin en görünür noktasına yazılıyor ve bizleri eser-müessir hakkında bilgilendiriyor yahut hatırlatmalar yapıyor.

Bu yazıların bir de şimdiye dek pek sözü edilmemiş, araştırmalara neredeyse hiç konu edilmemiş olanları var. Göze çarpan noktalarda değil de, biraz kuytularda kalmış, ilgilisinin onu farketmesini bekleyen, sanki fısıldayan yazılar bunlar. Yanlarına eğilmeden gözünüze değmeyecek, söylenileni duyamayacak olduklarınız…

Mesela İstanbul’da Şehzade Camii’nin avlusuna girdiğinizde sizi karşılayan sütunların birinin bileziğinde “Kemâl ehli bilûr her yerde yerin/Kemâlin yok ise bir yerde yokdur yerin” yazıyor. Bu kıymetli yazı, yanına eğilmedikçe varlığından haberdar olamayacağımız kadar küçük bir yer kaplıyor caminin avlusunda.

Sütun bilezikleri, sütun gövdelerinin ve kaidelerinin birleştiği noktada bulunuyor. Madeni malzemeden yahut ahşaptan imal edilmiş bilezikler, hem malzemesi itibariyle hem de iç bükey veya dış bükey yüzeye sahip olmaları sebebiyle üzerine yazı yazılmasının pek kolay olmadığı mimari ögeler. Buna rağmen 1500′lü yıllardan 1700′lü yıllara uzanan tarih aralığına ait, Arıman’ın araştırmaları ile İstanbul’da 285 bilezik yazısı tespit edilmiş durumda. Bunlar camiiler, türbeler ve Topkapı Sarayı sütunlarının bileziklerinde yer alıyor, kitap da bu 3 kategoriye göre bölümlenmiş.

Günlük havadisler hakk edilmiş

Yazılar İstanbul’da yangın çıktığını, elçilerin gidiş gelişlerini, Kabetûllah’a altınoluk işlendiğini, kimi zât-ı kirâmın vefat haberini veriyor. Örneğin Sultan Ahmet Camii’nin bileziklerinden birinde yer alan “Sultan Murad Han merhum-i sûd sene 1049” yazısı IV. Murad’ın vefatına tekâbül etmektedir. Bazı bileziklerde sadece isimler var. Kimisine beyitler işlenmiş, kimisine dualar…

Hakkâkların nakşettiği bu yazılar, onların duygularını günümüze kadar taşıyorlar. Bunların en ilginç örneklerinden biri, Bedestenli Hünkâri’nin Sultan Ahmet Camii’nin sütunlarından birine nakşettiği “Ah Hüseyin vah Hüseyin dilerim Allah’dan bulasun Hüseyin” olabilir. Ya da Fatih Camii’nde bulunan “Öl ama kötü insandan geçimlik isteme” manasındaki bilezik yazısı örnek verilebilir.

Tarihlendirilmiş olan yazılardan en eskisi 1506 tarihli Beyazıt Camii yazılarından “Sâhib-i vakf-ı Sultan Bâyezid-ı Velî” yazısıdır. Son yazılar ise 1779 yılına, I. Abdülhamid Han dönemine tarihlendirilmiştir. 76′sı tarihlendirilmiş yazıların, 209 tanesinin hangi tarihte yazıldığı ise bilinmemektedir.

Bu yazılar bilhassa külliye camilerinin avlusunda bulunduğundan, cemaatin çok olduğu yapıların seçildiğini düşündürüyor. Gözden uzakta ama hayatın merkezinde olan yazıların, matbaanın yaygın olmamasından dolayı günün duvar gazetesi niteliğinde olabileceğini ifade ediyor Arıman.

Evliya Çelebi de bu gelenekten bahsediyor

Kimisi ustalıklı olan kimisi sanatsal önem arz etmeyen bu yazıların, belli bir kurala tabii olup olmadıklarını bilmiyoruz. İmparatorluğun parlak dönemlerinde -en azından tarih düşülmemiş- bir yazıya rastlanmamış olması, o dönem için bu yazıların yasaklı olma ihtimalini akla getiriyor.

Bu yazılarla ilgili kaynaklarda bir bilgiye ulaşılamamakta. Yalnızca Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde anlattıkları, bilezik yazılarının bir gelenek olduğunu göstermektedir. Yapıların duvarlarına ve sütunlarına da yazı yazıldığını anlatan Evliya Çelebi, kendisinin de gittiği yerlerde bir iz bıraktığını ifade etmiştir:

“Bu haremin cevânib-i erbaâsında olan amûdelerin aşağı kürsilerinde tûnç bîlâzikler vardır. Evkâf tarafından hakkâk-ı müverrih vardır. Cümle vakâyi’-i azîme meselâ ihrâk-binnâr ve zelzele ve gulûv-i velvele misullû şeyler yazılmışdır ki acâyib tarihli sütûn pâyeleridir.”

“…Benim dahi her uğradığım köy ve kasabalarda büyük bir toplantının yapıldığı yerde bir eser yazmak eski edebimiz olduğundan burada dahi acizce bir beyit yazdım: Ketebehû Seyyâh-ı âlem Evliyâ sene 1081″ (Sözü geçen eser, s. 14-15)

Yine bunun gibi, birçok yazısını gördüğümüz Osman Çelebi ziyaret ettiği mekânlarda kendinden bir iz bırakmıştır. Nazlı Defterdar Mahmud Efendi Camii’nde yazdığı “Osman Çelebi Hazreti Eyyûb’e geldi.” yazısı bunun güzel bir örneği.

Bazıları restorasyona kurban gitmiş

Var olan yazıların bir kısmı restorasyon sırasında boyandığından, bir kısmı ise bakımsızlıktan dolayı okunamaz hâle gelmiş durumdalar. Hâlbuki bugün Fatih Camii’nde bulunan bilezikler, 1766 yılındaki zelzelede yıkılan eski camiye ait bileziklerdir. Arıman’ın ifadesiyle, III. Mustafa tarafından yeniden inşa ettirilen camide yazıların hatırası üzerine bileziklerin değiştirilmediği tahmin edilmektedir. Ecdadımızın bizzat elleri ile hakk ettikleri bu yazılar, koruması gereken miraslarımızdan.

İstanbul’da gezerken, sütun bileziklerini okumakta bizlere yol arkadaşlığı edebilecek bir rehber niteliğinde olan bu kitap için Nazif Arıman’a teşekkür borçluyuz. Umarız bu kıymetli çalışma, tarihe iz bırakan yazıların korunmasına, kaybolmamasına vesile olur. En kısa zamanda diğer şehirlerimizde mevcut olan yazıların da tespit edilmesini ve yayınlanmasını heyecanla bekliyoruz.

İstanbul'daki sütun bilezik yazılarından birkaç örnek:

Lâ tekun li'l-ayşi mecrûhe'l-fû'ad (Yaşamak uğruna kalbi yaralı olma)
Üsküdar Mihrimah Sultan Camii



Bolulu Ahmed Çokzâde Pir Mehmed Çelebi Monla (Molla)
Süleymaniye Camii

 

          Osman sefere gitti sene 1010 (m. 1601)
Süleymaniye Camii

 

Rabia Gürbüz

Güncelleme Tarihi: 23 Ağustos 2018, 04:13
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20