Sultanlardan uzak durmak şart!

Mehmet Şevket Eygi her dönem için geçerli bir ilkeyi hatırlattı bize.

Sultanlardan uzak durmak şart!

 

İnsanların güce, iktidara biraz düşkünlüğü vardır. İnsandır, olur ama bilgi, hikmet sahibi insanların pek öyle zaaflarının olmaması daha tercih edilir bir haldir. Tercih edilir ama o istenene, arzu edilene denk gelmek kolay değildir pek.

Ah, dünya dedikleri yer böyle bir demek. Hatıralarına kıymet verdiğim Mehmet Şevket Eygi’nin 20.03.2012 tarihli Milli Gazete’deki köşe yazısının bir bölümüne tesadüf edince derdimi anlatmanın gerekliliğine inandım. Eygi yazısının girişinde şöyle diyor:

“Muttaki, âbid, zâhid, bildiğiyle âmil icazetli din âlimleri, fakihler, kâmil mürşidler ve şeyhler (zaruret ve büyük lüzum olmadıkça) sultanların ve dünya büyüklerinin huzurlarına çıkmazlar. Çünkü onların mânevî makamları ve rütbeleri dünya büyüklerinin üzerindedir.”Mehmet şevket Eygi

Her devirde siyasal erk’e arka çıkan âlimler de var ama…

Şimdi bu sözleri kim söylerse söylesin, söyleyenin şahsiyetinden bağımsız değerlendirmek ve vicdan denilen terazide tartmak gerekir. Halimizin bu sözlerin neresine ve nasıl denk geldiğine bir bakmak gerekir. Her devirde olduğu gibi bu devirde de devrin siyasal erkine uygun din âlimleri, fakihler, din adına söz söyleyebilecek isimler bulunuyor. En yakın tarih sapmalarından biri olan 28 Şubat sürecinde dinî argümanları aktaran ve o devrin siyasi ekibine arka çıkan bir sürü âlim(!) sayılabilir.

Eygi, âlimlerin dünya sultanlarıyla “istisnâî durumlar” dâhilinde görüşebileceğini vurguluyor ve diyor ki: “Sultanları ve valileri halka zulüm etmekten alıkoymak veya zulümlerini azaltmak niyetiyle bizzarure kerhen gidebilirler.”

Osman Nuri Topbaş Hoca da aynı şeyden bahsetmiş bu ay

İmamı Gazalî hazretleri sultanların huzuruna çıkıp da onların ömrünün uzun olmasına dua etmemek gerektiğini, çünkü Allahü Teala’nın zalimlerin ömrünün uzun olmasına dua edilmesinden razı ve hoşnud olmayacağını önemle dile getirmiş, bizleri bu konuda özellikle uyarmış. İnsanın aklına, yanlış hatırlamıyorsam Metin Önal Mengüşoğlu'nun ya da Mevlüt Ceylan'ın olan "ey devam-ı devlet duacıları" dizesi geliyor.

Şimdi her kim “devrin sultanı”nın sultasına dahil olursa sorumluluk duygusu zorunluluk duygusuna dönüşür ki dahil olanlar için hürriyetten bahsetmek zordur artık.

Osman Nuri TopbaşOsman Nuri Topbaş Hocaefendi de ilginç bir şekilde Altınoluk dergisinin bu ayki Gönül Bahçesinden köşesinde devlet adamlarından uzak durmanın, onların kapısında bulunmamanın gerekliliğinden, öneminden bahsetmiş. Öyle ki Fudayl bin İyaz örneğini vermiş. Fudayl kapısına gelen Harun Reşid'i kabul etmek istememiş. Hem de Harun Reşid'e yani! Kolay mı?! Bunu Harun Reşid'e yapabilmek. Tabii bir usûlünü bulup girmiş ve tavsiyeler istemiş Harun Reşid. Bu önemli yazıyı da okumanızı dilerim, öneririm.

Abdullah Gül Diriliş Yayınları’na gitse…

Düşünsenize Abdullah Gül'ün ödülünü almaya gitmedi diye Üstad Sezai Karakoç'u eleştirenlerimiz çıktı. Oysa Abdullah Gül Diriliş Yayınları’na gelse Sezai Bey’in onu kabul etmemesi gibi bir durumu gerçekleştirmiş Fudayl bin Iyaz.

İktidarda “bizimkiler” olsa da, onların peşine düşmemekte, hayırlı şeyler yapılmasına vesile oluruz diyerek iktidar sahiplerinin gözünde hayırlı şeylerin kıymetini düşürmemekte fayda var! Siyasiler, bilirsiniz, erişebildiklerine değil, erişemediklerine önem verirler!

 

Arda Şeker sorumlulukla ve duyarlılıkla haber verdi

Güncelleme Tarihi: 24 Nisan 2012, 08:55
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Bekir S.
Bekir S. - 7 yıl Önce

Allah razı olsun kardeş! Mühim bir konuyu güzel kaleme almışsın :)

Hâbil Arabacı
Hâbil Arabacı - 7 yıl Önce

Güzel, güzel, çok güzel.

banner19

banner13