Sosyal Medya Restoratörleri İçin Gök Medrese Ne Anlam İfade Ediyor?

Gök Medrese’de 'asitle çini temizleme' meselesi... Türk Dili Yılı’nda yabancı kelimelerle 'savaş'... Akif Emre'nin vefatı... Yazma Eserler Kurumu’ndan eserleri PDF olarak indirme hizmeti... M. Murtaza Özeren bu haftanın öne çıkan bazı kültürel olaylarını derledi.

Sosyal Medya Restoratörleri İçin Gök Medrese Ne Anlam İfade Ediyor?

Gök Medrese’de “asitle çini temizleme” meselesi

Restorasyon meselesinde tüm ülke restoratör kesilmiş durumda ülkede. Her güzel olmayan, çirkin duran işe “o öyle olur mu”, “kültürel mirası katlediyorlar” gibi ifadelerle tepki gösteriliyor. Çeşitli gazetelerde ortaya atılan iddialar bilhassa sosyal medyada günlerce yer alıyor ve “ah bizim şu işten anlamazlar” vaveylaları ile ortada ne var ne yoksa kırıyorlar.

Bunun son örneği geçtiğimiz günlerde Sivas’ta Gök Medrese restorasyonu sırasında Evliya Çelebi’nin “eşi benzeri yok” diye nitelendirdiği çinilerin asitle temizlendiği iddiasıyla yaşandı. Bir gazete ortaya attı bu iddiayı ve ardından Twitter üzerinden yüzbinlerce takipçisi olan kimseler “duyar kasmak” adına ne varsa yaptılar. Daha o yalan haberi okuyana kadar Sivas’taki Gök Medrese’nin çinilerinden, hatta ve hatta Sivas’ta Gök Medrese olduğundan bile bihaber binlerce kimse “vay o iş öyle olur mu” diyerek kerli ferli laflar ediyor.

Çağımızın bilgi çağı olarak adlandırılması artık doksanların sonu, 2000’lerin başında kalmış bir şey diye düşünüyorum. Artık bu çağ dezanformatik bir çağ. Yani her bilginin bizi yanlışa yöneltme imkanı çok yüksek. Her bilgi teyit istiyor.

Nitekim bu bilgi doğru olsaydı ne olacaktı? Kimin umurunda o medrese ve çinileri? 80 milyonluk ülkede o medresenin esas değerinden haberdar olan ve kıymetini teslim edebilecek 80 kişi çıkar mı?

Velhasıl çinilerin asitle kazındığı iddiası yalanmış. Yetkililer böyle bir şeyin olmadığını beyan etmişler. Eski mimari eserlere karşı gösterilen bu duyarlılığın bir kısmını söylediklerimizin hesabını verebilmeye göstersek daha iyi olur sanki.

Türk Dili Yılı’nda yabancı kelimelerle “savaş”

Hazır biraz böyle netameli konulara girmişken, iki aydır yazıp yazmama hususunda tedirgin olduğum bir konuyu da yazayım artık. Tedirginliğimin gitmesine esas olarak Ali Ayçil’in Gerçek Hayat’taki yazısı da vesile oldu.

15 Mart’ta, 2017 yılı, Türk Dili Yılı olarak ilan edildi. O günden beri gerek sosyal medyada gerek sokaklarda, afişlerde, reklam panolarında bu yolla yabancı kelimelere açılan “savaşın” afişlerini görüyoruz. Dilin yok olduğu, “yabancılaştığı” yahut hüviyetini kaybettiği yok da birileri kendilerine “Türkçenin muhtarlığı” payesini biçip “dilimizi kurtarmaya” çalışıyor.

Sayıp dökülebilecek, “savaş açılan” hepi topu 100 tane yabancı kelime mevcut. Hadi yanılıyorum diyelim, 1000 olsun. Bunlar insanların ağızlarından silah zoruyla çıkartılmıyor. Her kelime tıpkı fiillerimiz gibi bir tercihin mahsulüdür. Tercihlerden ziyade tercihlerin esbabına bakılması gerek.

Dili mesele haline getirmek baştan sorgulanması gereken bir şey. Hadi getirildi, o zaman da bu iş öyle üç beş beylik lafın, buram buram hamaset kokan cümlelerin “bizde bu kadar kelime var, onlarda bu kadar, biz fakir bir dil değiliz” tarzında ifadelerin sarf edileceği bir alan değildir.

Üstten dayatmacı bir şekilde dilin mesele haline getirilmesinin (bunun en büyük örneği de herhalde F Klavye’nin devlet kurumlarında zorunlu hale getirilmeye çalışılmasıdır) bugüne bir yararı olmayacağı ve gelecekte bu çabaların ufak komiklikler, beyhude çabalar olarak görüleceği kuvvetle muhtemeldir.

 

Akif Emre'nin vefatı

Geçtiğimiz haftanın üzücü haberi Akif Emre'nin vefatıydı hiç şüphesiz. Ardından birçok kimse nice şey söyledi. Tarafgirliğin kör bataklığına saplanmış, geçtim Akif Emre'yi tanımayı bir yazısını dahi okumamış kimselerin dile getirdiği zırvalar dışında ardından kötü bir şey söyleyen olmadı. Bir kimse "bana şöyle zararı dokundu" demedi. Ondan geriye bize yazıları kadar duruşu da kaldı. Allah bize bu mirası tevarüs edebilmeyi nasip etsin, kendisine de rahmeti ile muamele buyursun.

Yazma Eserler Kurumu’ndan eserleri PDF olarak indirme hizmeti

Bu Haftalık Havadisler vesilesiyle Yazma Eserler Kurumu’na dair birçok haber verdim. Bir yenisini daha ekleyeyim bunlara. YEK’in sitesinde kullanıma sunulan eserlerin PDF’leri artık indirilebilecek. Yalnız bir sıkıntı var ki eserlerin boyutları çok gereksiz bir biçimde büyük. 460 sayfalık bir eser 500 Mb’lık bir boyuta sahip ki bu açıkça zulüm. Yazma Eserler Kurumu’nca erişime sunulan bütün e-kitaplar bu fahiş boyutun çok daha aşağısına erişime sunulabilir.

Kurum genel olarak çok güzel işler yapıyor, haklarını yiyemeyiz ancak bazı aksayan noktalar da inşallah tez zamanda giderilir.

 

M. Murtaza Özeren

Güncelleme Tarihi: 27 Mayıs 2017, 12:44
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26