Sohbete bile antremanlı gidilmeli

Sohbete giden gençlerle 'tasavvufî sohbetin' hikmetlerinden konuştuk.

Sohbete bile antremanlı gidilmeli

Sohbete giden gençlerle “tasavvufî sohbetin” hikmetlerinden konuştuk. "Sohbetin adabı nedir? Sohbete gidenler neler hissediyor? Niçin bu sohbetlerin sofrasından azıklanmak gerek? Sohbetlerde sıkılır mısınız?" soruları üzerinden fikirlerini aldık. 

Sohbetler aşk işidir

Muhammed Salih Akbey:

Besmele ile başlar her şey. Besmele ile abdest, besmele ile adım, besmele ile basamaklar ve besmele ile halka... Sessiz bir şekilde herkesin diz çöktüğü yere siz de diz çökersiniz ve beklersiniz. Lambalar kapanınca her şey silsilenin okunmasıyla başlar. Gözleriniz kapalıdır ve içinizdeki günün tüm kiri daha o an akmaya başlamıştır... “Halık-u arzu semaya eyledi hamd-ü sena/ Ahmed-i muhtârı kıldı aleme nûru hüdâ” Henüz ilk cümlesinde çarpılırsınız silsilenin. Ebubekir Sıddık'tan devam ile günümüze kadar gelen nice mübarek insan. O an halkanın bereketine tüm bu isimlerin de feyz verdiklerini hissetmeye başlarsınız. Çocuk olsanız ve o an açmamanız gereken gözlerinizi açıp yukarı doğru baksanız, kanat çırpan meleklerin gıptasından başkasını görmezdiniz inanın.

Sohbetler bir aşk işidir ve kalp yeterince eğilmeden, nefsin dizginlerini almak da olası görünmüyor. O sırada konuşan kim olursa olsun veya bahsedilen şey her ne olursa olsun dizlerin birbirine değdiği o halkada kalpten kalbe geçen o manevi iklim eşsiz bir hazzın ve eşsiz bir muhabbetin ta kendisidir. Eğer ki adanmış bir yürekle o halkaya dâhil olmuşsanız değil sıkılmak zevk ile kendinizden geçmeniz içten değildir. Hemen yanı başınızdaki Ağrılı ağabey, diğer yandaki Konyalı ağabey ve nice yüreği eğilmişlerin kardeşlik halkası sizi oradan oraya savurur. En çok sevdiğim yanı da sohbetten hemen sonra herkesin birbirine içten bir tebessümle sarılması ve hamdele salvele ile dualaşmasıdır. Şu hayatta belki sahte olmayan tek şey o anlardır. Kendi adıma bu sohbetlerin olmamasını düşünemiyorum. Kendimi sorgulamama ve en azından birkaç yanan yüreğin ateşinden alıp bir süre daha idare etmeme vesile oluyorlar. Hem yalnızlık Allah'a mahsus ise kendime bir halkanın samimi erenlerinden bir dost meclisi bulmaktan daha güzel bir nimeti hayal edebilir miyim? Ne mutlu irfan meclislerinden kana kana içenlere...

Kalbimizin deşarj zamanı

Tuğba Kara:

Sohbetler çok önemli çünkü yaşadığımız dünya yeterince kötü ve şeytan bizi Rahman'dan uzaklaştırmak için olan gücüyle çalışmakta. Tabir yerindeyse; sohbetler kalbimizin deşarj zamanı. Bir de tabi sohbet büyüklerinin her daim duası üzerinizde oluyor. Bunu hissediyorsunuz. Sohbette sıkıldığımda özellikle yaptığım bir şey yok ama uykum geliyor bazen. O zaman Felak ve Nas sûrelerini okuyorum. Sohbete gideriz. Herkes sessizce tefekkür ederek sohbetin başlamasını bekler. Sohbet bitince yine sessizce dağılır. Sohbete dünya kelamı karıştırılmamaya çalışılır. Adabı budur benim katıldığım sohbetlerin.

Huzur veren bir huzursuzluk

Melek Reyhan Arslan:

Sohbetin adabı; ister dizlerinin üzerine çömelmiş ister rahat koltuklara yaslanmış olalım, bir huzursuzluk hissetmektir. Huzur veren bir huzursuzluk. "Acaba niye buradayım? Benim sonum ne olacak? Nasıl bir kulum ve nasıl olmalıyım?" sorularının huzursuzluğu. Sonra teslimiyet! Ah teslimiyet! O an, elinde materyali, karşınızda oturan hanım teyzenizin ya da ablanızın söylediklerine inanmak durumundasınız. İnanmak ve uygulama çabasında bulunmak. “Acaba bu böyle midir ya da ben daha farklı duymuştum ama?” gibi kuşkular kemirse de ruhunuzu susup, hüsn-ü zan göstermek. Ola ki orada bulunan mü'min kardeşlerinizin de kafası sizin sorularınızla karışır. Etki, "Ah ben niye böyle olamıyorum? Ben niye.. Ben niye... Ben niye..." etkisi. Peki, daha sonra? Aklımda kalan kıssalar… Sonra zaten artık devir değişti bir lokma ile yaşayamam ki!

Niyetimi kontrol ederim her sohbet öncesi: “Gerçekten Allah Resulüyle (sav) ilgili bir şeyler mi duymak istiyorsun şu an Melek Reyhan?” derim. Nefsim çok vicdansız, bazen sadece uyumak istiyor. Münafığım ben diyorum. Evet evet, kesinlikle münafığım; böyle zamanlarda gitmişsem eğer bir sohbete kendimi çok sıkıyorum. Hitabeti, kültür birikimi, yaşayışı, hali dört dörtlük insanlardan dinlesek bütün sohbetleri. O zaman şu dünyadaki en gerekli şey diyesim gelir. Ama bazen! Efendim. Sadıklarla birlikte olmak, salih bir niyetle Allah rızası için toplanılan ve haramdan uzak mekanlar sohbet meclisleri diye düşünüyorum. Tabi şu abes durum da var: Gittiğimiz evdeki hanım teyzenin işi abartıp bir hafta öncesinden temizliğe başlaması ya da on çeşit pasta börek yapması. Hanımlarımızın giyecek hiçbir şeyim yok telaşı falan. Bunlar sanki bu mekânları harama ve riyaya yaklaştırıyor gibime geliyor. Sadece hüsn-ü zan beslemem gerekirse de biliyorum: bir “deli, öfkeli Ömer” ile “bir veli, sakin Osman”ı kardeş kılan, o kadar farklı mizaçlı onlarca adamı Resululllahın (sav) sohbetidir. Bizi bir arada buluşturup, göz göze diz dize durdurabilecek şey sohbettir.

Sohbete bile “antremanlı” gidilmeli

Murat Uçur
Murat Uçur

Murat Uçur:

Sohbetin adabı; tek başına edeptir. “Edeb ya Hû” gölgesinde bir sohbet; ne yakar ne de üşütür. Sıcaktan değil, havftan terletir; soğuktan değil, hayâdan titretir. Silsile-i âliyesiz sohbet ol(a)maz. En zayıf halkalar (biz acizler), nurlu silsile ile sarılmalı ki zincir kopmasın. Etrafımıza baktığımızda büyük silsileyi görebiliyorsak ve kulağımızla değil kalbimizle dinleyebiliyorsak, sıkılmak söz konusu bile değil. Lakin sohbete bile “antremanlı” gidilmeli. Mide dopdolu olmayacak, zihin “meşgul çalmayacak”; okunana da yaşıyor gibi dahil oldun mu, afiyet şeker olsun... Ashab, sohbet ehli demektir. Efendimizin (sav) -olmazsa olmaz- metodudur. “Kız çocuklarını diri diri toprağa gömen” bir nesil; sohbetle dirilmiş ve yıldızlaşmış ve bütün insanlığı aydınlatmıştır. Bizim neslimizin de -en azından ehlileşmesi için- sohbete ihtiyacı vardır. Gazetelerin “üçüncü sayfaları”, sohbetsizlikten “taş kesilmiş” haldedir.

Abdullah Özgür:

Kalbi zikre mühürleyip sessizce beklemek. Sohbet başladığında okunanı, anlatılanı yaşarcasına dinlemek ki bu sıkılmayı önlüyor. Yolda giderken salavat ve besmele çekmek de kalbi uyanık tuttuğundan uyku veya sıkkınlık durumuna engel teşkil ediyor. İnsan nasıl yemek yemeden aç kalır ve dermandan kesilirse sohbetsiz de ruhu aç kalır. Ve dermandan kesilir. Nefse karşı dur ihtarıdır sohbetler. Ruhu zinde tutar.

Mehmet Beydemir
Mehmet Beydemir

Ruh bakımı için gerekli

Mehmet Beydemir:

Sohbetin en önemli adabı; kanımca sükûnetle konuşmacıyı dinlemektir. Onunla göz göze gelip, gönülleri birleştirici havaya zemin hazırlamaktır. Tabi anlamda tasavvuf ekollerindeki silsilelerin insanı etkileyici yönü de vardır; çünkü o ekolün, yaşanmışlığın, tarihselliğine kanıttır. Bu da o tasavvuf ekolüne gönül vermiş insanın adanmışlığına, itaatkârlığına zemin hazırlar. Sohbet meclislerinde sıkılmamak için not alırım, tuttuğum notlar üzerine zeyller yazarım. Adap gereği söze karışmak yerine, yazarak varlığımı hissettiririm. Neden mi gerekli? Ruh bakımı için...

İrem Arslan:

Sohbet adabı kişiye göre değişir. Ben manevi dersini almış bir abladan dinliyorum sohbeti. Öyle bir adap vardır ki; oturma, duruş hepsi karşıdaki dinleyenleri etkiler. Sohbet sırasında asla söz kesilmez; zaten sohbeti yapan kişi anlatacağı bazı şeyleri anlattıktan sonra dinleyenlerin de katılması için müsaade eder. Sohbet sırasında anlatılanlardan feyiz alma yine anlatan kişiye bağlıdır. Anlatan vardır hiç duygulanmazsın, anlatan vardır gözlerin dolar. Sıkılmamak için başka şeyler düşünmek yerine anlatılana yoğunlaşmak gerekir. Anlatılanın dışında bir şeyler düşünmemek, aklına başka bir şey girmesini engeller. Bu sohbetler edep için, ahlak için, iman için, dini bilmek için gereklidir. Ben imam-hatipliyim. Böyle sohbetlere çok katılıyorum ama benim gibi düşünmeyen insan sayısı çok fazla. İnsan kelimesi, kökü itibarı ile zaten unutmaktır ve insanoğlu bildiğini sansa bile unutur. Bu sohbetler bizlere unuttuklarımızı hatırlatır ve bizim hatırlamaya ihtiyacımız var. Bunu en güzel sohbetler sayesinde başarabiliriz.

Kalp aynasının tozlarını siler

Hülya Akar:

Tasavvufta sohbet ve hizmet bir kuşun iki kanadına benzetilir. Biri olmazsa derviş bulunduğu menzilden ötelere gidemez. Kalp bir aynaya ya da bir odanın penceresine benzetilir. Her bir günah o camın üzerinde bir leke meydana getirir. İnsan nisyan ile maluldür ve bu unutuş insanı hatalara yönlendirir. İşte bu yüzden haftada bir yapılan sohbetler kalp aynasının üzerindeki tozları siler. Sohbetin ehil kişiler tarafından yapılması mühim elbette. Sohbetin bir maksadı da - ki bu çok daha mühim bir maksat- bir arada bulunmanın manevi sinerjisinden istifade etmektir. Mü'minler halis niyetlerle bir araya geldiklerinde birbirlerini yeniler. Sohbet adabına gelince büyüklerimiz sohbete başlamadan önce ve sonrasında dünya kelamı edilmemesini söylerler. Sohbet bittikten sonra en fazla tek çeşit ikram ve çay faslından sonra cemaatin dağılması öngörülür. Ben şahsen sıkılmamak için pek fazla önlem geliştirmiş değilim, eğer içimden sıkılmak geliyorsa sıkılıyorum. Bu konuda kendimi serbest bıraktım. Ama sıkılmış olsak da, bu o sohbetten alınacak faydayı çok fazla etkilemiyor.

Betül Ertürk:

Sohbetin adabı; usulüyle tövbe istiğfar alıp, hamd-ü senalarla, sessizce ve dikkatlice sohbete adapte olmaktır. Mübarek zatlar beni oldukça etkiliyor. Bu kopmayan silsileden ibret alarak Allahın lütfunu iliklerimde hissediyorum. Özellikle o güzel zatlardan dinlerken büyük bir hasretle oraya geldiğim için sıkılmak söz konusu bile olmuyor elhamdülillah. Fakat şeytan tabi ki ağırlığını üstüme çökertmiyor değil... O zaman içimden sürekli salâvat getiriyorum ki gafletim dağılsın. Kendi fikrimce; bu sohbetler olmasa dünyalığın içinde nefes alacak halimiz kalmaz. Ben manevi bir şarj olarak görüyor ve sürekli hasretini çekiyorum. İnsanın Allah'a olan kulluğunda birer vesile kapısı bu sohbetler. Belki de o sohbet meclislerindeki bir kulun ya da o mübareklerin yüzü hürmetine affolunma umuduyla gitmek insani yeniliyor, kendine getiriyor, acziyetini unutturmuyor.

 

 

Öznur Balık sordu

Güncelleme Tarihi: 20 Nisan 2011, 17:16
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
leyla içöz
leyla içöz - 10 yıl Önce

bu ne güzel bir iştir...elinize sağlık efendim :)

elif
elif - 10 yıl Önce

Çocuk olsanız ve o an açmamanız gereken gözlerinizi açıp yukarı doğru baksanız, kanat çırpan meleklerin gıptasından başkasını görmezdiniz inanın.
mükemmel...

banner19

banner13

banner26