Şiiri 'yaşar gibi' okuyan adam Murat Kapkıner

'Şiiri bana sevdiren adam' olarak tavsif edebileceğim Murat Kapkıner’i cümlelerime misafir etmek istiyorum. Aynı zamanda iyi bir şair olarak Kapkıner’i, şiir okuyuşuyla/yorumlayışıyla tanıdım, sevdim. Üç adet şiir albümüne sesiyle değer verdi, anlam kattı. Fatih Pala yazdı.

Şiiri 'yaşar gibi' okuyan adam Murat Kapkıner

 

 

Bir şiiri, okuyucusuna ya da dinleyicisine karşı etkili kılan nedir? Yazanın, yani şairin bir etkilenme sonucu şiirini kaleme aldığından şüphemiz yok. Peki, o yazdığı şiir okuyanda ya da dinleyende neden bir etki doğurur? Burada şiirin dinlettirici yönünden dem vurmak istiyoruz asıl. Acaba şiirdeki sözlerin kendinden menkul tılsımı mı, yoksa okuyanın vurgulu ve hissiyatlı ses tonu mu bizi tesiri altında bırakır?

Bu sözleri söylememin ardından hemen, “şiiri bana sevdiren adam” olarak tavsif edebileceğim Murat Kapkıner’i cümlelerime misafir etmek istiyorum. Aynı zamanda iyi bir şair olarak Kapkıner’i, şiir okuyuşuyla/yorumlayışıyla tanıdım, sevdim. Üç adet şiir albümüne sesiyle değer verdi, anlam kattı. “Bu Rüzgâr” ve “Acımız Geceyi Büyütür”de genellikle kendi şiirlerini okumuştu. Çok sevdik, pek beğendik onları. Lakin 1990’da Tevhid&Seda Yayıncılık’tan çıkan “Kardeşime Mektup” albümü, bizlerde apayrı bir yere sahip. “Çok güzel, çok beğendik” sözleri, bu şiir albümünün, daha doğrusu şiir kasetinin bizlerde bıraktığı derunî izleri yansıtmaya kâfi gelmez.

Şiiri, “yazar gibi” değil de “yaşar gibi” okuyan nadir şairlerimizdendir o

Muhabbet eder gibi ama ciddi, muhabbet eder gibi ama tok bir sesle; beş (5) koca yüreğin şiir üstü bir şuur içeren şiirlerini yorumlamıştı Kapkıner. Herkes şiir yazabilir, herkes iyi şiir yazabilir belki; ama her kişioğlu kendini dinlettirici tarzda şiir okuyamaz, yorumlayamaz. Biz bunun lezzetini yıllar önce Murat Kapkıner’in sesinde tattık, onunla anlamını kavradık; bunun farkına varalı çok oldu. Şiiri, “yazar gibi” değil de “yaşar gibi” okuyan nadir şairlerimizdendir o. Şimdiye değin, onu dinleyen, özellikle de “Kardeşime Mektup”un tüm şiirlerini dinleyip de beğenmeyene pek rast gelmedim. Günlerce, haftalarca, hatta aylarca, hatta hatta yıllarca bıkkınlık nedir bilmeden dinleyenlere şahitlik etmiştir bu aciz ömrüm. Bir çırpıda en az üç kişinin adını sayabilirim: Ümmet Pala (iki büyüğüm, ağabeyim), Süleyman Şimşek (hayatından ve dilinden şiir düşürmeyen adam) ve Üzeyir Meral (Gümüşhane/Köse’nin tek elektronik ustası ve şiirin hakkını gözeten mümin); bakın saydım işte, doğruymuş değil mi?

Sezai Karakoç, Cumali Ünaldı Hasannebioğlu, Metin Önal Mengüşoğlu, Erdem Beyazıt ve İsmet Özel… Dördüyle hala aynı havayı soluduğumuz bu güzel adamların, damardan kamışla kan çekercesine mürekkepleriyle tarihe şahit tuttukları birbirinden değerli sekiz şiiri, Kapkıner üstadımızın sesi tarafından kulakların pasını yok edici türden olarak dinlenmeye devam ediliyor. Bir şiirin yaşadığı serüvenler içerisinde, belki de en önemlisi, muhataplarında makes bulması. Şair önce düşünür, tasarlar zihninde onu. Sonra kalem aracılığıyla nazikçe kâğıt üzerine aktarılır şiir. Daha sonra, sıraya onu başkalarıyla paylaşmak girer. Paylaşmakla biter mi şiirin yolculuğu? Elbette ki hayır! Şuur ve şiir ehli tanışır onunla. Severse eğer, okudukça okur. Ve en son aşamada, sözleri sesiyle buluşturmakta mahir bir yürek herkes için okuma yoluna koyulunca, şiir varacağı en zirve noktaya varmış olur.

Kalbden kalbe gizli yollar

Bunları bize söyleten, tabi ki de “Kardeşime Mektup” vesilesiyle Murat Kapkıner’dir. “Hızırla Kırk Saat” şiirinden bir bölümü alır Sezai Karakoç’un. Girişi onunla yapar. Sarsıcı bir girişle karşılaşan biz, “Bu işin sonu nereye varacak bakalım!” tatlı endişesiyle kulak veriyoruz her bir okuyuşa. Öğretmeyenlerin, öğretmediklerinden sorguya çekildikleriyle derin bir “ah” çekeriz böylece.

İkinci şiir “Semud”; Cumali Ünaldı’ya ait. İrkilmek isteyenler tekrar tekrar dinleyebilir “Semud”u. Özellikle de, ‘sakalı zorla kesilen adam’dan bahsettiği bölümler unutmayı unutturuyor bizlere.

Albüme adını veren, “Kardeşime Mektup”, Metin Önal’dan geliyor üçüncü safta. Delişmen bir sevdanın gölgesinde, hız kesmeden süren bir yürüyüşün hülasası bu şiir. Dinlemeyen dinleyince hak verecektir; dinleyense “az bile demişsin” diyecektir.

Dördüncüsü yine, Metin Önal’dan ve yine ibretli. Anlattıkları, tanıdıklardandır “Cila Kül ve Kefen”de. Yabancısı olduklarımız da var olsa da, bunlar bizimkiler; evet, el hak doğrudur.

Beşinci mi? Onu yazmaya parmaklarım güç arıyor. Cumali Ünaldı’nın “Münacaat”ıdır o. Öyle bir yakarışla yakarıyor ki Rabbine, kişiyi burada ancak dinlemek teskin ediyor.

Rahmetli Erdem Beyazıt, “Sana, Bana, Vatanıma, Ülkemin İnsanlarına Dair” anlı-şanlı şiiriyle, memleketin tüm sınır boylarını aşarak yer buluyor kendine bu albümün altısında. İçinde insanlar, içinde bir dünya var bu sözlerin. Bize de hisse düşmedi değil; payımızı aldık, alıyoruz da hala.

İsmet Özel’in babasının kırlarda meyan kökü kazdığı vakitlerin, bilek damarlarını eylülün bir günü kesişinin, kendini sonradan aralarına eklediği su ve ateş ve toprak ve rüzgârın hayat oluş macerasının şiiridir “Amentü”.

Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine” şiirinin dördüncü bölümüyl,e Murat Kapkıner şiirlere sonuncu kez dokunuşunu yapıyor. Sevgilisine dünya sürgününü artık uzatmaması niyazında bulunan o büyük çınarın şiiri bu. Ülkesindeki kuşlardan haber isteyen, yenilgi yenilgi büyüyen zaferleri izleyen bir sancılı neferin sözleri yani.

Bir şiir albümünden daha fazlası olan, sadece şiir yorumlanmayı içermeyen “Kardeşime Mektup”, hak ettiği değeri almaya devam ediyor şuur ehli tarafından, üzerinden yirmi yıllar geçmiş olsa da. Şairlerimize ve hassaten şair ve mümin Murat Kapkıner’e dualar ile…

 

Fatih Pala yazdı

Güncelleme Tarihi: 10 Şubat 2014, 09:06
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
üzeyir meral
üzeyir meral - 6 yıl Önce

@dunyabizim fatih pala kardeşimize teşekkür ediyorum hakkaten duyğularımızı hissiyatımızı paylaşmış gerçekten birçok şiir dinledim ama murat kapkıner gibi böyle sanki olayların içindeymiş gibi bizzat yaşayarak söyleyen görmedim murat kapkıner'den kardeşime mektup kasedindeki şiirlerini dinlerkenben bile sanki olayları bizzat yaşar gibihissediyorumkendimi (kısacasıkendimi şiirin içinde buluyorum )murat kapkınerede bu makaleyi yazdıgı bizdende bahsettiği için fatif palaya'da teşekürediyorum

Süleyman Şimşek
Süleyman Şimşek - 6 yıl Önce

Üstadım Fatih Pala sana çok teşekür ederim..Şiir bir insanın hayatında mutlaka olmalı.."...Bense henüz anlamış değilim böyle maceralardan.ne godayva geçer kapıdan nede bir kimse kör olur.yalnız coşkunlugu karşısında içlendiğim şadırvan ve nüfus cüzdanımda tuhaf ekmek damgası durur"derken şiir onu okuyanda uçsuz bucaksız alemlere dalmazmı..Allah razı olsun

banner19

banner13

banner26