banner17

Sigarayla mücadelede akılcı yol!

Mizanü'l-Hakk'ta Katip Çelebi tütünle mücadele etmek isteyenlere hangi yolu öneriyor?

Sigarayla mücadelede akılcı yol!

Katip Çelebi, 1656 yılında kaleme aldığı, kısaca Mizanü’l–Hakk diye isimlendirilen eserinde o günün Osmanlı toplumunda tartışılan konuları ele alıp anlaşılır kılmaya çalışır. Konular ilgi çekici, şaşıtıcıdır. Raks, zikir ve mûsikîyi tartıştığı ‘taganni’ bahsi önemlidir mesela. Yezid’e lanet okuma, Firavun’un imanı üzerine, musafaha üzerine, ulu peygamber hazretlerinin anası babası hakkında, millet hakkında… gibi meseleleri farklı açılardan ele alıp tartışma ve kapışmaların anlamsızlığına vurgu yapar.

Katip Çelebi
(+)

Sivasîler’in ve Kadızadeler’in genel iki kutbu temsil ettiği bu çağda, Hacı Kalfa diye bilinen ve asıl adı Mustafa olan Katip Çelebi, hikmet-işrak-tasavvuf yolunu tutanların yanında yer almıştır.

Kabalcı Yayınları, okunması zevkli ve ufuk açıcı bu eseri iki önemli ismin emeklerini bir araya getirerek bize sunmuş. Orhan Şaik Gökyay ve Süleyman Uludağ hocaların sadeleştirmeleriyle beraber Katip Çelebi’nin kendi eliyle yazdığı eserin tıpkı basımı da var. Eser ve müellifine kısaca değindikten sonra kitabın beşinci bahsi olan ‘tütün hakkında’da Hacı Halife’nin neler yazdığını hulasa ederek size anlatmak isterim:

Tütünün tarihçesi

Efendim tütün, 15. yüzyılda yeni dünyanın keşfinden sonra Portekiz ve İngiliz gemilerinden birindeki bir doktor tarafından rastgele bulunmuştur. Önce İngiltere’de, daha sonra Fransa’da yayılır. 1601 yılında da Osmanlı’da zuhur eder.

Osmanlı'da bir kahve

Katip ÇelebiNice bin kişi yokluk diyarına gönderildi

Âlimlerden bazıları tütünün haram-mekruh olduğunu söylemelerine rağmen iptila erbabı ve tiryakiler de mubah olması cihetine giderek içmeye devam ettiler. IV. Murat sert tedbirler alarak kahvehaneleri kapattı ve tütünü de yasakladı. İçenleri cezalandırdı. ‘Bu cürüm sebebiyle nice bin kişi yokluk diyarına gönderildi.’ IV. Murad’ın vefatından sonra Bahai Efendi tütünün helal olduğuna dair fetva verince, tütün içmek bütün ahali arasında yeniden şöhret ve revaç bulmuştu.

Bidat deyin, mekruh deyin ama haram demeyin. Niçin?

Katip Çelebi, işin tarihsel yönünü aktardıktan sonra bu konuda neler yapılabileceğini ve tütünün dinî açıdan hüküm/lerini ortaya koymaya başlar. Âdetin (alışkanlık) ikinci bir tabiat olduğunu söyleyerek halkın bu işten vazgeçmeyeceğini belirtir. Gene de sigaranın kötü olduğunu, kendi tabiatıyla başbaşa kalan akl-ı selim kesinlikle kabul eder. Öyleyse dinen ve aklen sigara iyi değildir, kötüdür, çirkindir. Umumun teneffüs ettiği hava cevherini kirlettiğinden muzırdır. ‘Fakat zamanla tütün kullanma işiyle ünsiyet peyda edenler (tiryaki olanlar) için içmek ikinci tabiat haline gelir; bu cihet onun zararını defeder.’

Osmanlı'da bir kahve
(+)

Tütünün dinî açıdan kesinlikle bidat olduğunu ifade eden Çelebi, ‘zira yakın zamanda ortaya çıkmıştı.’ der. Ne aklen ne dinen bidat-ı hasene olduğunu söylemek mümkündür. Özellikle kötü kokusundan dolayı fazla kullanılırsa mekruh (çirkin, nahoş) olur. Tütünün haram olup olmadığını tartışırken “delillerden bu hükmü çıkarmak mümkündür” der ve ekler: “Evla olan odur ki, haramdır diye fetva verilmemeli. Çünkü bu hüküm, halkı her an günah kazanma ve haramda ısrar etme halinde tutar. Halkı bundan muhafaza etmek için mubah olması ciheti tercih edilmelidir.”

Osmanlı'da bir kahve
(+)

Çelebi içmiş midir?

17. yüzyılda yaşamış olan Katip Çelebi’ye göre müslümanların çoğunun müptela olduğu bu tütün belasının helal olduğunu söylemenin amacı; iptila ehline şefkat ve halk çoğunluğunu vebalden koruma maslahatıdır. Fakat takva sahibi kimselerin tütün içmediğini ama içene de karışmadığını belirtir. Acaba tütün hakkında müstakil bir risale yazmayı düşünen Katip Çelebi sigara içmiş midir? Hayır. Meşrebine muvafık (uygun) olmadığı için içmediğini söyler.

Katip Çelebi, bu işin fazla yayılmaması için idarecilerin tütüne ağır vergi koymalarını ve tahsildarların görevlerini sağlamca yapmalarını önerir. Ayrıca her yerde belirli yerlerde satılması gerektiğini söyler.

Katip Çelebi

 

Mustafa Nezihi Pesen’in dikkatini çekti

Güncelleme Tarihi: 21 Nisan 2016, 11:55
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Füsun Fıstık
Füsun Fıstık - 8 yıl Önce

Katip Çelebi'nin ve kitabın en ilginç yanı, bazı konularda farklı ayrışmalar varken, Çelebi'nin halkın örf ve adetlerini önemsemesi, onlara yukarıdan "şılaps" biçiminde rol biçilmemesi gerektiğini düşünmesi ve buna göre hareket etmesidir.

Katip Çelebi'nin sosyal tespitlerine kendisinden 400 yıl sonra gelen milliyetçiler ve kemalistler bile ulaşamamış, halkın davranış biçimlerini çözememişlerdir.

Füsun Fıstık
Füsun Fıstık - 8 yıl Önce

Ama elbette ki, Katip Çelebi'nin bu akılcı ve gerçekçi tavrından onun elit olmadığını, halktan kendini ayrı görmediğini söyleyemeyiz. O düpedüz, bir fayda gözeterek tüm bunları söylemiştir. Oysa yeri geldiğinde Katip Çelebi'de "el-avam ke-l hevam" (halk hayvan sürüsü gibidir) demiştir.

öyle bişiler işte. naber? :)

banner8

banner19

banner20