Şiddet ve şiddetin arkaplanına dair kimler ne yazmış?

Şiddet sadece bizim toplumumuzun değil, dünyanın meselesi. Sorunun siyasi, felsefî, ideolojik, dinî vd. arkaplanları ile ilgili bir çok eser var. Kamil Büyüker o eserlere baktı.

Şiddet ve şiddetin arkaplanına dair kimler ne yazmış?

 Şiddet sadece bizim toplumumuzun değil, dünyanın meselesi. Sorunun siyasi, felsefî, ideolojik, dinî vd. arka planı var tabi. Şiddeti nasıl anlamalı, nasıl çözmeli peki?

Kardeşliği bozan bir afet: Şiddet

İnsanlık varolalı beri şiddet şu veya bu şekilde gündemimizde. Kutsal metinler başta Kerim Kitabımız Habil ile Kabil’den başlayarak, şiddeti ve şiddetin doğurduğu sonuçları gözler önüne serer. Şiddetin sonuçları üzerinden yorum yapmak kolay ama sebeplerini konuşmak bizi rahatsız ettiği için hep kaçıyoruz meseleden. İşte size bir dizi şiddetin sebeplerini ortaya koyan şiddet kitabı.

Şiddetin menşei, nedenleri

Bu noktada zikredilmesi gereken ilk eser, Prof. Dr. Orhan Türkdoğan’ın, Sosyal Şiddet ve Türkiye Gerçeği’dir (Timaş yay., 1996, 440 s.). 1990’lı yıllara dair önemli tahlilleri içinde barındıran eser, bugün de hâlâ güncelliğini korumaktadır. Yazar özellikle 1980 sonrasına atıf yapar. Yazara göre günümüz Türk sosyolojisinde, sosyal şiddet ve norm bozukluklarına dayalı karşıt-kültür akımları 80’ler ŞİDDETsonrasında giderek dallanıp budaklanmıştır. Bu nedenle sosyolojinin sosyolojisi diye belirlediğimiz bu yeni yan disiplin alanında toplumsal şiddete yönelik araştırmalara ihtiyaç olduğunu ifade ediyor.

Şiddet-toplum ilişkisini ya da çıkmazını akademik bir üslupla ve yeniden yorumlayan yazar ise Prof. Dr. İbrahim Balcıoğlu. Eserinin ismi ise Şiddet ve Toplum (Bilge yay.,  2001, 211 s.). Toplumların şiddet sarmalından çıkması için doğru sosyolojik tespitlerin yapılması gerekliliğini ifade eden, “şiddet sadece bir otorite sorunu değil, kişilerin sorunudur” diyen yazar, “Şiddetin Psikolojik, Politik ve Etik Yönü” başlıklı yazısında Nizamülmülk’den şu önemli satırları alıntılamıştır:

“Bir hükümdarın ihtiyaç duyduğu en önemli şey sağlam bir itikattır, çünkü hükümdarlık ve din iki kardeş gibidir. Ne zaman bir ülkede huzursuzluk patlak verirse dinî meseleler de bundan dolayı sıkıntıya girer; sapkınlar ve kötüler ortaya çıkar ve ne zaman dinî problemler düzensizleşirse ülkede karışıklık patlak verir; kötüler gücü ele geçirir ve hükümdarı (devleti) güçsüz düşürür; sapkınlık ve düzensizlik büyüyüp yaygınlaşır ve ayaklanmalar baş gösterir.” (s.135) Eserde ayrıca şiddetin tüm boyutları ele alınırken, modernleşme şiddet ilişkisi gibi şiddetin farklı boyutlarına da temas edilmiştir.

Şiddetin merkezinde saf bir yürek: Çocuk

Şiddetin en fazla mağdur ettiği kesimin başında hiç şüphesiz çocuklar gelmektedir. Okulların, boşanmaların, sokakların, köprü altlarının, anne-baba şiddetinin mağduru ve mazlumu olan çocuklar özel ilgi ve şefkate muhtaçlar. Bu yüzden yine erbabına ve kitaplara müracaat etmemiz gerekiyor. İlk iki eser, Okullarda Şiddet ve Çocuk Suçluluğu, Çocuk ve Suç (Hegem yay., 2006, 311 s.) adını taşıyor. Bunun devamı niteliğindeki çalışma ise Okullarda Şiddet ve Çocuk Suçluluğu, Eğitim ve Şiddet (Hegem yay., 2006, 315 s.)başlığını taşıyor. İki eserin de editörlüğünü Prof. Dr. Ş. Şule Erçetin yapmış. İlk kitapta okulda başlayan şiddeti, bunun sacayağını temsil eden televizyonu, küreselleşmenin doğurduğu yeni sıkıntıları, eğitim öğretimde yanlış algılar ve uygulamaları derinlemesine işleyen eser, bu sahada önemli bir boşluğu dolduruyor. Çocuğu suç kavramıyla yan yana getiren amilleri ise yine Polis Akademisi hocaları, başkomiserler, çocuk psikologları ve pedagoglar kaleme almışlar. Yapılan araştırmalarda elde edilen istatistikî veriler gösteriyor ki çocuk hakları konusunda duyarsızız ve çocuğu suçla bir araya getiren etkenleri toplum olarak bizler tetikliyoruz.

Her işinde merhameti esas alan Efendimiz’in rehberliğini şu alıntı ile zikretmemiz lazım. “Peygamberimiz, kucağına oturttuğu Üsame b. Zeyd ve torunu Hasan için Allah’a dua ederken: ‘Allahım sen bunlara rahmet et (acı). Zira ben onlara merhamet ediyorum.’ demiştir. (Buhari, “Edeb”, 22)”

Diğer kitaplar:

- Sait Çamlıca, Anne Katili Nasıl Yetişir?  Çocuk-Aile-Medya ve Şiddet, Akis Kitap, 2010; 176 s.

-Prof. Dr. Aliye Mavili Aktaş, Aile İçi Şiddet ve Önleme Yolları, Somgür Eğitim Hizmetleri yay. , 160 s.

- Ayşe Gül Altınay/ Yeşim Arat, Türkiye'de Kadına Yönelik Şiddet, Metis yay. , 2008; 200 s.

Dünyaya çekip çeviren şiddet ve odakları

Uluslar arası şiddet, şiddeti besleyen odaklar ve bu odakların oluşturduğu kamuoyu hepimizin dikkatle izlediği hususların başında geliyor. Öyle ki İslâm’la şiddeti özellikle yan yana getirmeye yönelik maksatlı bir propaganda dikkati çekiyor. Yaratılmak istenen İslâm korkusu (İslamofobi) neden ve hangi maksatla ŞİDDETortaya çıkıyor? Neden bir başka din değil de İslâm= terör vurgusu altı çizilerek vurgulanıyor? Bu hususta önemli çalışmalardan iki kitaba dikkat çekmekte fayda var. İlki Hannah Arendt’in Şiddet Karşıtı Söylem (Haz. Hasan Çiçek, Bilge Adamlar, Van, 2009, 240 s.) adlı kitabı. Diğer eser ise, Terörizm ve İslâm başlığını taşıyor.(Abdullah Uçar, Konya 2007, 288 s.)

Ancak esas önemli çalışmanın İslâm’ın alternatifi gibi gösterilen sevgi ve hoşgörü dini (!) Hıristiyanlık üzerine yapılan Dinsel Şiddet -Sevgi söyleminden şiddet realitesine Hıristiyanlık-(Etüt yay., Samsun 2002, 112 s.–2. baskı Risale 2006, 90 s. ) başlığını taşıyan eser olduğunu söylemeliyiz. Zira eserin yazarı Şinasi Gündüz, 11 Eylül saldırısından sonra gündeme gelen İslâmi terör kavramını, daha da önemlisi dinle irtibatlandırılmaya çalışılan şiddet olaylarını masaya yatırıyor ve Hristiyanlık tarihine atıfla, Ortaçağdan günümüze kadar süregelen bir şiddet tarihi gördüğümüzü, Hristiyanlığın kutsal değerlerini oluşturan İsa Mesih, din, kurtuluş, kilise ve rahipler adına gerek Hristiyan olmayan ötekilere karşı gerek Hristiyanlık içerisinde yer almakla birlikte inanç ve gelenekleri itibarıyla heretik (sapkın) olarak görülen gruplara karşı sürdürülen şiddet hareketlerinin tarihin hafızasına kazındığını ifade ediyor.

Ve diğer kitaplar:

- Yrd. Doç. Dr. Kadir Albayrak, Semavi Dinlerde Barış ve Şiddet İkilemi, Sarkaç yay., 236 s.

- Pieter Spierenburg, Cinayetin Tarihi & Ortaçağ'dan Günümüze Avrupa'da Bireysel Şiddet, Çev. Yiğit Yavuz, İletişim yay. , 2010; 376s.

-Rene Gırard, Şiddet ve Kutsal, Kanat Yay., Çev. Necmiye Alpay, 473 s.

Şiddete karşı aykırı duruşlarCevdet Said

Sömürgeciliğe karşı direnişin idolü olmuş, sembol isimlerden Gandhi’yi anlatan önemli bir çalışma Thomas Metron tarafından kaleme alınmış. Eser Gandhi ve Şiddet Dışı Direniş (Çev. Seda Çiftçi, Kaknüs yay., 2003. 128 s.) adını taşıyor. Bağımsız Hint devleti kurma yolunda büyük bir mücadele yürüten Gandhi’nin yazılarından seçmelerin yer aldığı eserde Gandhi’nin altı çizilmesi gereken sözlerinden birisi: “İnsanlık yol ayrımındadır. İnsanlığın orman kanunları ile insan kanunları arasında bir seçim yapması gerekir.” (s.81)

Çağdaş düşünce özgürlüğünün en önde gelen savunucularından Suriyeli Müslüman düşünür Cevdet Said’in yazılarından derlenen çalışmanın ismi ise Ademoğlunun İlk Mezhebi –İslâm ve Şiddet Üzerine- (Çev. Halil İbrahim Kaçar, Pınar yay. İst. 2000, 122 s.). Şiddeti asrın hastalığı olarak niteleyen Said, şiddetin sadece gençlere mahsus bir durum olmadığını, hatta tasavvuf ehlinin derununda bile bu hastalığın mevcut olduğunu söylüyor.

 

Kâmil Büyüker, şiddetle tavsiye etti

Güncelleme Tarihi: 28 Ağustos 2017, 11:19
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13