Sevemedik hayvanat bahçelerini de!

Modern insan, kendi zevkini tatmin etmek için şehirlere kocaman hayvan hapishaneleri yaptı..

Sevemedik hayvanat bahçelerini de!

Zarifoğlu "sevemedik müzeleri" der ya bir şiirinde büyük bir bilgelikle. Bunun yanına "sevemedik hayvanat bahçelerini de" diyesim gelir.

Yaşadığımız bu dünya, eskilerin gözüyle bakıldığında akla hayale gelmeyecek ilginç icatlara şahit oldu. Kişisel menfaatleri uğruna bozmadıkları fıtrat kalmadı. Evinden daha çok sokaklara mahkûm kalmış erkek veya kadınlar, birilerinin mutluluğu için kendini feda etmiştir. Veya kendi mutluluğu için feda edilecek kurbanlar aramıştır.

Seyirlik hayatlar, bu ilginç  ve bencilce buluşlarından gelir. Gözünden ruhuna inemeyen, sadece seyretmekle mutlu olduğunu düşünen, işin künhüne (özüne) erişmek yerine, “Vay be!..” anlayışına sahip görsel insan tipi her yeri kaplar. Nefsine esir olmak yetmez, nefsi için esirler almaya başlar.Modern Hayvan Hapishanesi

Hayvanlara işkence

Modern insan, kendi zevkini tatmin etmek için şehirlere kocaman hayvan hapishaneleri yaptı. Dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan, hayatını oraların şartlarında ve kendi özel ortamlarında idame ettiren hayvanlar, kendi istekleri dışında toplanıp getirildi. Zoraki normalleştirilen şartları onlar için gerçekten anormaldir.

Yüce yaratıcı, her canlıya, Kur’an-ı Kerim’de ifade buyrulduğu gibi “önce Rabbi zikir-tesbih” görevi vermiş, yaratıldıkları bu dünyada özel görevler yüklemiştir. Yaşamlarını sürecekleri doğal ortamlarında Rabbin emirlerini icra edecekleri yerde, dünyanın bilmem neresinde insanlara seyirlik olmak, onlar için de zevkli olmasa gerektir.

Umarım buradaki yanlışlığı kapatmak için “ahırdaki inekleri veya savaş alanındaki atları” örnek gösterecek birileri çıkmaz. Hani Kurban bayramı da yaklaşıyor. “Hayvan keserek bayram yapmak nasıl şeymiş?” teranelerini dillendirecek birileri çıkacak. Allah “savaş alanlarına dalan, tozu dumana katmış atlara yemin ederken” bile onlara fıtratını bozacak her nevi eylemi yasaklar. “Kurban edilecek bir hayvanın gözü önünde bıçak bilemeyi hayvanı iki kez öldürmek” olarak niteleyip uyarıyı geciktirmeyen bir peygamber (a.s.), hayvanlardan yararlanırken onlara işkenceyi yasaklar.

Sizin yaptığınız itirazlara, “Ama bunda ne kötülük var ki, onlara gerekli yiyecekleri veriliyor.” diyecekler. Oysaki insana da gerekli yiyeceği verilerek kapatılsa bir kafese, ondan mutlu olması beklenemez. Kendilerinin mutluluk şartını sadece midesine bağlamayan bu ucube yaratık, nedense kendi zevkleri için midenin dolmasını yeterli görmektedir. Yani bedeni rahat, ama ruhu işkence altında olan, psikolojik tacize maruz kalmış bir vahim durumdur bu.

Kafesteki böcek; Aslan

Modern Hayvan HapishanesiKafesin içine kapatılmış bir aslanın hali gerçekten acınacak durumdaydı. Zira belirli saatlerde kafesine biraz et atılan bu gariban hayvan, kendi hemcinsleri gibi pençesini kullanarak  karnını doyurmak yerine, oturup insan denen bu mahlûkata seyirlik olmuştur.

Yazın kurs öğrencilerini götürdüğümüz hayvan hapishanesinde, Sibirya’dan getirtilmiş hayvanların üzerine su veriliyordu, iklime uyum sağlasın diye. Kış mevsiminde kalorifer peteklerini beklemek zorunda kalmış Afrika kökenli hayvanlar daha büyük nasıl işkence görebilirler ki?

Buyurun hizmet(!)

Halkına hizmet olsun (!) diye kurulan ve çok büyük maliyet gerektiren bu faaliyetleri kimi modern dindarlar “Allah’ın ayetlerini görmek” olarak savunacaklardır. Ellerinin altında bulunan ve daima diri olarak hayatlarına ışık tutan ayet-i kerimeler yerine, hoşlarına giden ayetleri seyirlik olarak tercih etmeleri çok da akıllıca ve insaflıca değildir. Oysaki Allah, Arap toplumu için “Deveye bakmayı” emreder. Yani onun gücünü görmek için illa da deve bulmak zorunda değildir. “Görene her yer ayet, köre ne?”

Sadece büyük hayvan hapishanelerinden bahsetmiyoruz. Evlere kadar giren bu uygulama ile, kişisel zevkler uğruna Guantánamo’ya dönen kafeslere ne demeli? Bu konudaki yapılan uyarılara savunma hemen hazırdır. “Ama bunları dışarı bıraksak ölürler ve hayatlarını devam ettiremezler.” Tabi fıtratı bozulmuş, kendi imkânlarıyla avlanıp karınlarını doyurmak yerine hazır yiyen bir nesil türemiş. Kendi alın teri yerine başkalarının sırtından geçinmeye alışmış bu insanoğlu, kendine benzetmiş güzelim hayvanları.

Asıl kıstaslar değişince böyle dili bile olmayan hayvanlara kendi göz zevkleri için işkence eden bu çağdaş insanoğlu, özgürlüğü sadece kendisi için düşünmemeli…

 

Haşim Akın yazdı

Güncelleme Tarihi: 06 Ekim 2012, 04:17
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13