Selçuklu İmparatorluğu’nu kuran suikast

Harizmşah Harun’un öldürülmesinin bedelini Sultan Mesud, 23 Mayıs 1040 Dandanakan’da büyük bir yenilgiyle ödedi. 1035 yılında işlenen bir suikastın Selçuklulara devlet kurma yolunda kapı aralayacağını kim bilebilirdi? Mehmet Hakan Kekeç yazdı.

Selçuklu İmparatorluğu’nu kuran suikast

Gazne Sultanı Mesud, 1035 yılının bir bahar günü Harizm’deki düşmanı Harun’un ‘başarılı bir suikast sonucu’ öldürüldüğünü haber aldığında, şüphesiz bunun devleti için çok hayırlı bir gelişme olduğunu düşündü ve oldukça da sevindi. Oysa, maktul Harun’un babası Altuntaş, Gazneli Mahmud’un Hindistan seferlerine katılarak büyük yararlılık göstermiş ve bunun ödülü olarak 1017’de “Harizmşah” unvanı alarak bölgeye vali tayin edilmişti. Fakat zaman, bu iki aileyi karşı karşıya getirmiş ve suikast sonucu –görünürde- kazanan Gazneliler olmuştu. Görünürde diyorum çünkü bu zaferin Gazne Sarayı için öyle hesaplanamaz dolaylı sonuçları olacaktı ki, ‘kazananın kaybettiği’ o uğursuz anlardan birine dönüşecek; hatta Sultan Mesud’un 6 yıl sonra feci şekilde hayatını kaybetmesine neden olacaktı.

Harizmşah Harun neden öldürüldü?

Önce bu iki dost ailenin nasıl düşman olduğunu ve Harizmşah Harun’un Gazneliler tarafından nasıl bertaraf edildiğini özetleyeyim: Gazne Sultanı Mahmud öldüğünde (1030) iki oğlu Muhammed ile Mesud arasında taht mücadelesi başladı. Mesud’a karşı Muhammed’i destekleyen kaçak Karahanlı şehzadelesi Ali Tegin, mücadeleyi kaybetse de henüz devletleşmemiş Selçuklulardan güç alarak kendisine Muhammed tarafından vaad edilen bölgelerin üzerine yürüdü. Buna karşılık Gazne’nin yeni sultanı Mesud, Ali Tegin’i bertaraf etmesi için Harun’un babası Altuntaş’ı görevlendirdi. Altuntaş, yara aldığı Debusiye Savaşı’ndan (1032) sonra bir barış antlaşması yapmayı başarsa da hayatını kaybetti. Altuntaş’ın yerine oğlu Harun geçti. Altuntaş’ın yanında yer alan ve Debusiye’de büyük yararlılıklar gösteren Ahmed b. Abdüssamed ise Gazneli Mesud’un veziri tayin edildi.

1032’de herkes yerinde ve işler de nizamında yürüyor görünüyorken karışıklıklar başlıyor. Bu noktada Harizmşah Harun’un Gazneliler’e daha fazla tabi olmak istemediği ve bağımsızlık kazanarak zengin Horasan’ı da elde etmek istediği anlaşılıyor. Harun’u bu düşüncelere sevk eden, Sultan Mesud’un “Harizmşah” unvanını kendi oğlu Saîd’e vermesi ve kardeşinin (kimi kaynaklarda oğlu diye geçiyor) Gazne’de damdan düşerek ölmesi –ve Harun’un bu ölümden şüphelenmesi olmalı... Bu sırada Harizm’deki bir casusun mektubu Gazne’ye ulaşıyor (Gazneliler casusluk faaliyetlerine çok önem verirdi. Öyle ki Gazneli Mahmud’un oğlu Mesud’un yanında, Mesud’un da babasının sarayında casusları vardı). Mektuba göre Harizmşah Harun, Horasan için hazırlıklarını bitirmek üzereydi. Türkmenler ve Gazne’nin eski düşmanı Ali Tegin’den de destek alıyordu. Sorunu, dahi vezir Ahmed b. Abdüssamed çözdü: Harun’a yakın 10 gulam ayarlamıştı. Gulamlar Harun’a suikast düzenledi ve öldürdü.

Çaresizlikten Bağdat’a sultan olmaya

Selçuklular Harun destekçisiydi. Önce Ali Tegin ardından da Harizmşah’ın öldürülmesi Tuğrul ile Çağrı beyi bölgeden göç etmeye mecbur etti. Zira kendilerini –eski düşmanları- Cend emiri Şah Melik’ten koruyacak kimse kalmamıştı (Tarihçi Cahen’e göre Şah Melik, Selçuk Bey’in savaştığı Oğuz Yabgusunun oğluydu). Gazne veziri Ahmed b. Abdüssamed’in tahmin ettiği gelişme gerçekleşti ve Selçukular Horasan’a indi. Horasan divan reisi Suri üzerinden de Nesa’nın kendilerine bırakılmalarını istedi. Gelişmeyi en kaygıyla karşılayan isim vezir Ahmed b. Abdüssamed’ti ve Gazne divanı risalet reisi Mişkan’a “Bu zamana kadar işimiz çobanlarla uğraşmaktı” diyerek başlarına gelecekler hakkında ipucu vermişti. Çünkü Harun’un yanında olduğu dönemden Selçukluları tanıyordu.

Selçukluların Mayıs 1035’te Harizmşah Harun’un öldürülmesi sonrası Harizm’den Horasan’a göç etmeleri tarihin en önemli kırılma anlarından biridir. O zaman kim tahmin edebilirdi; Gazne – Selçuklu çatışmasından bir devlet ortaya çıkacak ve bu devlet sadece 20 sene sonra Bağdat’ta halifenin dahi üzerinde kontrol sahibi olacak? “Biz Sultan’a (Mesud’u) tabiyiz” diyen Selçuklular da gelişmeleri tahmin edemiyor olmalıydı. Talepleri olumlu karşılanmadı ve Temmuz 1035’te üzerlerine bir ordu gönderildi. Selçuklular Sultan’ın üzerlerine bir ordu göndereceğini anlamış ya da haber almıştı. Kurdukları tuzak sayesinde savaşı kazandılar. Fakat Sultan Mesud öyle büyük bir isimdi ki, Nesa zaferi sonrası Gazne’ye bir elçi ve özür mektubu gönderdiler. Gazne – Selçuklu ilişkisi kesin güvensizlik içerisinde kah savaş kah barış halinde 1040’a kadar sürüp gitti. Selçuklular gerilla –vur kaç- savaşını iyi biliyor, fil dahi kullanan Gazne’nin ağır ordusuna karşı bir şekilde üstünlük sağlayabiliyordu. 23 Mayıs 1040 Dandanakan’da Harizmşah Harun’un öldürülmesinin bedeli Sultan Mesud tarafından ödendi: Sultan sadece birkaç adamıyla Merv’e kaçabilmiş ve nihayetinde Horasan’ı Selçuklulara kaybetmişti. Savaş sonrası yeni bir ordu için Hindistan’a hareket eden Sultan, 17 Ocak 1041’de Hintli gulamları tarafından hazinesi yağmalanarak öldürüldü.

Mehmet Hakan Kekeç

Yayın Tarihi: 26 Kasım 2020 Perşembe 09:07 Güncelleme Tarihi: 26 Kasım 2020, 09:07
banner25
YORUM EKLE

banner26