Selçuk Orhan hikaye yazardı bize!

Selçuk Orhan 90'ların ilginç hikâye yazarlarından… Onun bir hikayesi var ki tadına doyum olmayan bir hikaye.

Selçuk Orhan hikaye yazardı bize!

Bazı hikâyeler bizi çocukluğumuza götürür. Onlardan farklı bir tad alırız. Onlar bize geçmiş günlerimizden günümüze gelen güzel kokular sunar. İşte onlardan biri de Selçuk Orhan’ın Kansızlık kitabındaki Ayı isimli hikâyesi.

Selçuk OrhanBabaların olmadığı, annelerin kısırlarla, pasta ve böreklerle çay eşliğinde yaptığı ev sohbetlerinde çocukların ayrı bir gündemi vardır. Onlar kendilerine genellikle ayrı verilen yiyecekleriyle çoğu zaman annelerinin yanında bulmazlar. Ayrı bir odada veyahut ayrı bir sofradadır onların rızkı. Karınlar doyurulur ve çocukların içindeki o deli tay koşmaya başlar. Kimi zaman tahta parçası bir at gibi koşturulur kimi zaman da öne geçmiş bir çocuğun arkasında tren vagonu olmuştur diğer çocuklar.

İşte bu tür bir anıyı sağlam bir arka planla Selçuk Orhan’ın Ayı hikâyesinde bulabilirsiniz. Bir ev davetine katılan kadınların çocukları kendi aralarında bir oyun bulmuştur: Hayvancılık! Bu oyuna göre herkes bir hayvan seçecek, dahası seçtiği o hayvan gibi davranacaktır. Ve her hayvan ancak bir hayvan tarafından öldürebilir ve yalnızca bir hayvan tarafından öldürülebilir.

Selçuk Orhan, KansızlıkÇocukların Hayvancılık Oyunu!

Oyun bu mantık üzere başlar. Aslında ortada basit bir çocuk mantalitesi yoktur. (Algılamak isteyenler farklı bir takım değerlendirmeler de yapabilirler. Ama biz burada bir hikâye tahlili yapmıyoruz. Beğendiğimiz bir öyküyü ve öykücüyü sizlerle paylaşmak istiyoruz!) Ama hikâye çocukların oyun mantalitesi ile sürer. Çocuklardan biri kedi, diğeri yılan, bir başkası aslan olmuştur. Artık ne oyun oynadıkları yer bir apartman dairesidir ne de onlar kısırlı, börekli bir ev davetine katılmış kadınların çocuklarıdır. Hepsi vahşi bir ormandaki doğaya ait birer hayvandırlar. Bir süre sonra çocuklardan birinin acı bir çığlığıyla ormandan apartman dairesine, yani çocukların dünyasından büyüklerin dünyasına geri dönülür. Çocuklardan birinin yüzü kan içindedir. Çocuğun annesi azarla, çocuğunun elini yüzünü temizler. Yara tentürdiyotla silinir. Ve kadınlar durumu anlamaya çalışır. Ortada suçu kabul eden çocuk yoktur. Yüzü yaralanan çocuğa kim yaptı diye sorulduğunda ise “Ayı” cevabı alınır. Bu sefer çocukların “hayvancılık” oyunu çözülmüş ama ayının hangi çocuk olduğu bulunamamıştır. Çünkü ayı olmayı seçen bir çocuk yoktur. Çocuklar sahiden bir başka dünyaya gitmiş ve o dünyanın bir yarasıyla apartman dairesine geri dönmüştürler.

Hayvancılık oyununu oynayan çocuklar nasıl o dünyaya gidebilmişler ise Selçuk Orhan hikâyesi de bize çocukluğumuzun dünyasına gidebilmenin tadını yaşatmıştır. Aslında Selçuk Orhan hikâyeleriyle ilgili birçok şey söylenebilir. Biz ağzımızda kalan bir tadı paylaşalım istedik…

Umarız Selçuk Orhan yeni ürünler, kitaplar yayınlar ve biz size onları da duyurmanın keyfine varırız.

Besim Bal çocukluğuna gitti!

Güncelleme Tarihi: 29 Ekim 2009, 08:41
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Hilmi Sonsuz
Hilmi Sonsuz - 9 yıl Önce

Selçuk Orhan yeni bir roman üzerinde çalışıyor diye duyduk. Bekleyip, görelim.

İki Gözüm
İki Gözüm - 9 yıl Önce

Henry'nin Dinozor Kovası'nda da böyle oluyor her gün. Bkz. TRT ÇOCUK

Ömer Sefa  M.
Ömer Sefa M. - 9 yıl Önce

Selçuk Orhan'ın "40 Hadis" adlı bir romanı çıktığını işittim. İsmi açısından çok ilgi çekici ama acaba konusu nedir, nasıl bir kitaptır, okuyan var mı?

Mümtaz Tanpınar
Mümtaz Tanpınar - 9 yıl Önce

Ben yeni başladım, 150 sayfa kadar okuyabildim henüz. Uzun ama kolay okunuyor. İslami çevrelerdeki hayatla ilgili biraz da siyasi içerikli bir roman... Kahramanlar çok gerçekçi verilmiş, bazılarını çevremden tanıdığım insanlara benzettim. Ama sanki yazarımız itikadi limitleri epeyce zorluyor... Çok tartışılacak bir kitap.

banner19