banner17

Selamun aleyküm Exupery!

Çocuklar için kitap tasarlamanın zigon sehpa yapmaktan çok az farkı var. Dini bir zigon sehpa olmaz. Ama üstüne vav harfi koyunca olduğunu sanıyoruz. Çocuklar için öyle bir kitap yaz ki, Müslüman neşesini tatsın. İnsan olmanın renklerini tanısın. Bülent Ata yazdı.

Selamun aleyküm Exupery!

Dini çocuk yayıncılığı Türkiye’nin siyasal meselelerinden bağımsız bir şekilde gelişmedi. Son 15-20 yıldır bu alanda üretim yapan yayınevleri müşteri potansiyelini değerlendirmek için daha çok sayıda ve daha kaliteli görsellerle hazırlanmış, tasarımına emek verilmiş kitaplar yayınlamaya başladı. Neredeyse her dini topluluğun bir çocuk dergisi ve çocuk yayınları oldu.

Ama temel bir sorun neredeyse hep göz ardı edildi? Bu kitapları kim için hazırlıyoruz? Doğru cevap çocuklar için değil maalesef. Doğru cevap kitabı satın alacak kişiler için, müşterilerimiz onlar çünkü.

Bunun ne zararı olabilir? Okullara satış yapan yayınevleri de çocuk kitaplarını yazdırırken, çizdirirken hep öğretmenlere beğendirme, kabul ettirme kaygısı gütmüyor mu? Dini içerikli çocuk kitaplarını hazırlayan yayınevleri de anne babaların mutlaka almayı tercih edeceği “faydalı” eserler basmaya özen gösteriyor. Burada biraz duralım. Öğretmenlerin seçtiği kitapları eğitim aracı gibi görme eğilimi dindar anne babalarda da çocukları için kitap seçerken benzer bir duygu uyandırıyor. Çocuğum bu kitabı okusun ve dinini öğrensin. Acaba öğretmenlerin ya da anne babaların içinde şöyle bir korku var mıdır? Ya çocuklar bu kitabı sevmezse?

Çocuk kitaplarından ne bekliyoruz?

Çocukların okuduğu bir kitaptan ne almasını istiyoruz ki biz? Zararlı bir kitap okumasın. Yoldan çıkmasın. Temel korkular bunlar. Bir kitabın insanın yerine geçip onun işlevini üstlenmesi mümkün değildir. Elbette çocuğun bakış açısında özel bir kitap değişim yaratabilir, ama özel bir kitap. Namaz kılmayı anne babasından öğrenir çocuk, anne babasında gördüğü bir davranışı benimser ve olumlayıp hayatına doğal bir şekilde katar. Aynı şey öğretmenler için de geçerli. Matematiği sevdirmek, kimyayı sevdirmek bir öğretmen anlattığı şeyi yaşıyor ve seviyorsa mümkündür.

Dini çocuk yayıncılığının en temel problemi, dinin bir bilgiler toplamı olduğunu düşünüp bu bilgileri çocuklara anlatan kitaplar yazdırmayı esas almasıdır. Çocuğa dini bilginin damardan verilip kana karışacağını düşünüyoruz. Ama bu doğru değil. Elbette İslam’ın şartını, imanın şartını anlatan kitaplar olsun. Elbette peygamber kıssaları, evliya menkıbeleri olsun. Modern hayatın içinde çocuğun hayal kurma duygusunu besleyen, dinin hayatın bir parçası olduğunu doğal olarak verebilen kitapları önemsemeliydik. Anlattığımız şeyi, mesaj verme kaygısı ile değil, dolaylı olarak metnin içinde, metnin rengi, müziği gibi okuyucuya seslendirip, görünmesini sağlayabilmeliydik. Çocuğun maruz kaldığını hissetmesi iyi bir şey yapma niyeti ile yola çıkılsa bile ters etki yapacaktır.

Çocuklara hard disk muamelesi yapılıyor

Maruz kalmak, iyi bir malı çığırtkanlıkla satmaya çalışan esnafların orta yerine düşmek gibidir. Almak istemiyorum diyecektir çocuk sonuçta. Dini bilgileri ilahiyat fakültesi müfredatından daralta daralta çocuk seviyesine indirdiğini düşünüp çocuğa vermeye çalışmak, çocuğa sürekli eğitilmesi, eksikmiş tamamlanması gereken bir hard disk muamelesi yapmak ne fena.

Değerler eğitimi mesela. Hadi bugün bir değer öğretelim. Markete giden çocuk raflardan bugün hangi değerleri alacak acaba? Çocuk zihni raf raf ayrılmış ve dönem dönem belirli eğitsel kazanımlarla yükseltilen bir şey midir? Galiba herkes böyle düşünüyor.

Kitapların resimlenmesinden, metinlerin anlatım diline kadar ortalama yayınevi editörlerinin zekâsı çocukların hayal dünyasını esir almış durumda. Bir çocuğun a kitabını değil, b kitabını seviyor olması temel nokta. Bu, bir kitabın satış pazarlamasından farklı bir şey. Kitaplar çok satabilir ve böylece yayınevi ayakta durur. Bu elbette önemli kabul ama unuttuğumuz ve geç kaldığımız deneyim şu, çok satmayacağını düşündüğümüz pek çok kitabın çocukların hayal dünyasında bir tatlılık bir gülümseme olarak sonsuza kadar kalmasından bahsediyorum. 

Henüz böyle bir metnin yazılmasını önemseyen çok az editör ve yayınevi tanıdım. Çocuklar için kitap tasarlamanın zigon sehpa yapmaktan çok az farkı var. Dini bir zigon sehpa olmaz. Ama üstüne vav işareti koyunca olduğunu sanıyoruz. Tüm bu şekilcilik yazarları, çizerleri, grafiker ve editörleri bir çocuk kitabının nasıl çok satacağına odaklanmaktan, harika bir metnin gücünü unutmaya götürüyor. Çocuklar için öyle bir kitap yaz ki Müslüman neşesini tatsın. İnsan olmanın renklerini tanısın.

Exupery çıkıp gelse…

Exupery bugün yaşasa ve Küçük Prens diye bir kitap yazdım ve resimledim diye bugün hali hazırda Küçük Prens yayınlayan onlarca yayınevinin kapısını çalsa neler olurdu? Belki bir ikisi bu garip adamın metnini dönüp okur ve basılmaya değer bulurdu. Exupery Bey, bu kitap tam olarak ne anlatıyor? Fil yutan boğa yılanı eğitsel olarak bize hangi değerler eğitimini aşılayacak? Küçük prens 1-2-3 diye bunun devamını yazabilecek misiniz? Çizimleri çok zayıf bulduk, belki başka bir arkadaş resimleyebilir. Exupery Bey, arka planda sürükleyici başka bir hikâye mi anlatsaydınız? Tilki, Pakistan ulemasına göre yenilmesi caiz olmayan bir hayvan olduğundan onu ördekle değiştirebilir miyiz? Selamun aleyküm Exupery!

Antoine de Saint-Exupéry, Küçük Prens.

Bülent Ata

Güncelleme Tarihi: 04 Aralık 2018, 11:38
YORUM EKLE
YORUMLAR
Hatice Ocakoğlu
Hatice Ocakoğlu - 3 ay Önce

Ayşe Sevim okumalı okutmalı çocuklarımıza .. çünkü bahsettiğiniz şeyi dini hayatın ne kadar içinde olduğunu metinlerine yediren keyifle okunan kitapları var

banner19

banner13

banner20