Şehri şehir yapan iktisadi hayatın düzenidir

Meslekler ehlinin elinde ise, iktisadi hayat da güven veren şekilde ve ahlak üzere yürüyorsa o şehir gül bahçesine döner. Cihad Meriç yazdı..

Şehri şehir yapan iktisadi hayatın düzenidir

Bir Ahilik haftasının daha sonuna geldik. Kutlamalar yapıldı, şed kuşanma törenleri yapıldı. Ahilik kültürüne gönül vermiş bir kaç iyi adam etkinliklere öncülük etti. Kurumsal olarak İstanbul Ticaret Odası'na, Ahilik Kültürünü Araştırma ve Eğitim Vakfı'na ve destek veren tüm kuruluşlara teşekkür ediyoruz.

Ahilik geleneğine gönül vermiş biri olarak, içinde “ahilik” kelimesi geçen her şey dikkatimi çekiyor. Nasip oldu, Ahilik Kültürünü Araştırma ve Eğitim Vakfı'nın İTO'nun desteğiyle düzenlediği Ahilik haftası etkinliklerinin sonuncusuna katıldım. Güzel bir kaç musiki eseri dinledik, Mısır Çarşısı'nda yürüyerek dua noktasında ahi duası yaptık. Ahi babamızı dinledik, şed kuşanma merasimini izledik. En son ahi helvası ve şerbeti etkinliğin lezzeti oldu. Ahiler çarşısını da unutmamak gerekir; taş baskı, hat, ebru, dericilik atölyeleri geleneğin altını çizmesi açısından ayrıca önemli.

Cuma günü işletme koordinatörlük günüm. Önce işletmeleri ziyaret ettim, staj gören öğrencilerimizin durumunu izledim. Sonra ahilik törenine gelince birden kafamda gündüz çalışan, akşam ahi evinde ders yapan talebeler ve muallim ahiler canlandı. Şimdi neden olmasın. Bu değer bizim ve zamanın şartlarıyla tekrar yaşanabilir ki ben yaşadığımı hissettim.

Benim bu yazıdan esas muradım etkinliği anlatmak değil. Ahilik üç yüz altmış beş gün hayatımıza nasıl dahil olabilir, bunu sesli düşünmek. Daha önceki bir yazımda belirttiğim bakış açısına, nasip miktarı dil döndükçe bir kaç kelam daha eklemek.

Esnaf belki topyekün kültür üretmez; fakat topyekün kültüre destek verebilir

Şehir esnafları ile güzeldir. Siz bir beldeye girdiğinizde önce neye dikkat edersiniz bilemem; ben esnafına bakarım, tabii ki kalmışsa! O'nun hayatı, insana yaklaşımı neredeyse beldenin tüm profilini verir. İstanbul'un fethinde anlatılan hikaye süs olsun diye baş kıssa olarak anlatılmaz. Hani şu siftah yapan esnafın müşteriyi yani velinimetini yan komşuya göndermesini konu edinen meşhur hikaye! Aslında fethi nasip eden o hikaye değil midir?

Şehri şehir yapan iktisadi ve mesleki hayatın düzenidir. Meslekler ehlinin elinde ise, iktisadi hayat da güven veren şekilde ve ahlak üzere yürüyorsa o şehir gül bahçesine döner.

Esnaf belki topyekün kültür üretmez; fakat topyekün kültüre destek verebilir. Belki hepsi medreseye gidemez; fakat medresenin özgür yaşamasını, ilmin hür kafalarda yeşermesini onlar sağlar.

Şimdi bile öyle değil mi? O büyük(!) işler yapan büyük(!) cemaatler büyük sanayicilerin desteğiyle değil, küçük esnafın desteğiyle büyük oldular ve hâlâ tam anlayamasalar da onlar sayesinde Rabbimizin rahmetiyle yaşıyorlar. İhracatı yapan, istihdamın büyük kısmını omuzlayan, vergisini veren yine küçük ve orta işyeri sahipleridir.

Bugün iktisadi hayatta düzen istiyorsak öncelik olarak büyük holdinglerin değil küçük işletme sahiplerinin dertlerine sahip çıkmak zorundayız. İktisadi hayatta ihtiyacımız olan küçüğün birlik gücünü yükseltmek ve desteklemektir. İyi esnafların bir araya gelmesine vesile olarak, yeri geldiğinde onlara liderlik yaparak iktisadi hayatın düzene girmesine katkı sağlayabiliriz. Bu konuda herkese ödev düşüyor. Kimse topu başkasına atarak kaçamaz. Ben mesleki ve teknik eğitimci olarak düşüneceğim, tüketici ayrı düşünecek, esnaf durumunu değerlendirecek, devlet görevlerini tekrar gözden geçirecek; kısaca tüm taraflar sorumluluk bilinciyle olaya yaklaşacak ki farklı bir iktisadi hayata kapı aralayabilelim.

Uzun sözün kısası, ben şehre ayak bastığımda önce çarşıyı ve pazarı dolaşırım.



Cihad Meriç yazdı

Güncelleme Tarihi: 29 Eylül 2014, 15:44
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER